Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün (UNHCR) verilerine göre 2020 yılı sonu itibarıyla dünyada 82,4 milyon zorla yerinden edilmiş insan var. Bunların 26,4 milyonu mülteci, 48 milyonu kendi ülkeleri içinde yerinden edilmiş kişi, 4,1 milyonu ise sığınmacı statüsünde.

Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen göçmen ve mültecilerin sayısı 2021 yılının ilk yarısında 2020’nin ilk 6 ayına kıyasla iki katından fazla arttı. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), hazırladığı rapora göre, ocak-haziran arasında deniz yoluyla Avrupa’ya gitmeye çalışan en az bin 146 kişi öldü, bu yolu kullanan insan sayısı da yüzde 56 arttı.

Grafik üzerinde incelendiğinde çeşitli nedenlerle zorla yerinden edilmiş kişilerin sayısında 2010 yılından sonra keskin bir tırmanış görmek mümkün. Bu zaman dilimi aynı zamanda “Arap Baharı” olarak tanımlanan olaylar silsilesinin de başlangıcına tekabül ediyor.

Dünya ölçeğindeki dramatik tablonun yükünü en çok sırtlanan ülke; Türkiye. Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, “Türkiye kendisini sığınmacı cennetine dönüştürmemeli.” uyarısında bulunuyor.

Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında konuşan Ünal, bu tablonun “sosyal, ekonomik ve sosyolojik sonuçları” olabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu, Türkiye’nin 9 milyon Suriyeliye baktığını açıklamıştı. Sinirlioğlu, mart ayında BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada 4 milyon Suriyeliye Türkiye’de, 5 milyon Suriyeliye ise sınır hattında “koruma ve bakım” sağlandığını söylemişti.

Bu rakamları Prof. Dr. Hasan Ünal şu şekilde değerlendirdi:

“Şöyle söyleyeyim; Yunanistan’a Türkiye bakıyor. Bir buçuk Bulgaristan’a bakıyor. Bunun mantıkla izah edilebilir bir tarafı yok. Bir an önce Suriye ile anlaşıp bu insanların geri gönderilmesini temin etmemiz lazım.”

“Türkiye’nin kendi kutuplaşmalarının parçası haline gelmemeli bu konu.” diyen Hasan Ünal “Bu kadar büyük bir kitlenin her hangi bir toplumun içine entegre edilmesi mümkün olmadığını” vurguluyor.

Vatan ve kimlik bunalımı yaşayan bir kuşağın oluşmasını engellemek için Suriye ile geri dönüş mekanizmaları oluşturulması gerektiğini kaydeden Ünal, Rusya’nın da desteğiyle “Suriye’ye gözlem heyeti göndermek” dâhil birçok somut adım atılabileceği görüşünde.

Afganistan’dan gelen düzensiz göçmen dalgası Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordusunun çekilme takvimini hızlandırmasıyla eş anlı yükseldi. Sınır ihlallerini gösteren görüntüler üzerine Türkiye İran sınırına duvar çekmek dahil bir dizi yeni tedbir aldı. Milli Savunma Bakanlığından (MSB) yapılan son açıklamada; “Son gelişmeler ışığında İran sınırında gerekli birlik kaydırmaları ve takviyeler yapılmıştır, Mehmetçik, sınır ihlallerini engellemek için faaliyetlerini yürütmektedir.” denildi.

Alınan tedbirlere rağmen bir dizi soru yanıtlanmayı bekliyor. Prof. Dr. Hasan Ünal, bu konuda şunları kaydetti:

“Kim bunlar? Neden Türkiye’ye geliyorlar? Peştun ise niye Pakistan’a gitmiyor akrabalarının yanına? Özbek ise niye Özbekistan’a gitmiyor? Tacik ise niye Tacikistan’a gitmiyor? Afganistan sınır komşumuz değil. Transit geçiş için geliyorlarsa sınırlarımız içinde nasıl bu kadar rahat hareket edebiliyorlar?”

Ünal, “Kitlesel göçler almayı teşvik edecek açıklamalar yapmak politikalar izlemek ileride Türkiye açısından çok büyük beka sorunları yaratır.” diyerek sözlerini noktaladı.