Aydınlık gazetesi Ankara temsilcisi İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadelenin dünya gündemindeki yerini koruduğunu aktaran İsmet Özçelik, mutasyonların yeni sorunlara yol açtığını ifade etti.

İnaktif yöntemle geliştirilen aşıların mutasyona uğrayan virüslere karşı da etkili olduğunu belirten Özçelik, “Çin’in ürettiği aşıya Avrupa’dan da ilgi var. Avrupa’da da Çin aşısının kullanılacağının işaretleri var. Türkiye de günlerdir aşıyı tartışıyor. Çin ile yapılan 50 milyon dozluk aşının 13 milyon dozu geldi. Dün ve önceki gün gelen aşılar var, Sağlık Bakanı bunu açıkladı. Aşılar yeteri kadar gelmeye başladı, testler yapılıyor ve uygulanıyor. Bugün itibarıyla 65 yaş ve üstü aşılanmaya başlandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin ile yapılan aşı anlaşmasının 100 milyon doza çıkarıldığını açıkladı. Bu da ikişer dozdan 50 milyon kişinin aşılanması anlamına geliyor. Bu Türkiye’yi önemli ölçüde rahatlatacak. Diğer bir deyişle Türkiye’nin 6 ayı garantilenmiş olacak. Bu aşıların ölüm oranlarını çok düşürdüğü de bilindiği için aşı, Covid-19’a yakalanan insanların bu virüsten kurtulmayı daha rahat başaracaklarının göstergesi olarak değerlendiriliyor.” dedi.

ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE “OSMAN KAVALA” GERİLİMİ

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasından sonra Türkiye-ABD ilişkilerinin hangi yöne doğru gideceğinin merak edildiğini aktaran İsmet Özçelik, S-400’ler konusunun gündemdeki yerini koruduğunu dile getirdi.

ABD Senatosu’ndaki 54 üyenin Biden’a Türkiye’ye baskı yapması çağrısında bulunduğunu söyleyen Özçelik, “ABD Dışişleri Bakanlığından Türkiye’ye tuhaf bir çağrı geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını istedi. ‘Derhal serbest bırakılması’ dediğiniz zaman bir talimat ifadesi, bu sıkıntılı bir durum yarattı. Açıklamada tek konu Kavala değildi, başkaları da vardı. Örneğin ABD vatandaşı olan Henri Barkey de var. Barkey özellikle bizim kuşakların yakından tanıdığı bir isim. Türkiye’de bütün karanlık işlerde onun adıyla karşılaştık. 15 Temmuz darbe girişimdeki rolü de tartışılıyor, nitekim açılan bazı davalarda Barkey’in adı da geçiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün yazılı açıklamasında Barkey’in yargı sürecine dâhil edilmesinin endişeyle not edildiği belirtiliyor. Bir anlamda Barkey’i yargılamaya kalkarsanız bunun karşılığı sert olur diyor. Yani Rahip Brunson davasına benzer bir durum söz konusu. Bu durum, Barkey krizinin de önümüzdeki günlerde tırmanacağının işareti oldu. Açıklamada başka noktalar da var, bunlardan biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının bir an önce uygulanması çağrısıydı. ‘Adil, şeffaf ve hızlı çözüm getirilmesi konusunda ısrar ediyoruz.’ deniliyor. Burada karşımıza Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş geliyor. Açıklama diplomatik çevrelerde bomba etkisi yarattı, emir kipinin kullanılması ve derhal sözünün kullanılması ciddi tepkilere yol açtı. Dışişleri Sözcüsü Hami Aksoy bir açıklama yaptı, ‘Osman Kavala hakkında bağımsız mahkemelerce yürütülen yargı süreçleri devam etmektedir. Herkes bu süreçlere saygı duymak zorundadır. Türk demokrasisine darbe girişiminde bulunan FETÖ elebaşının ülkemize iadesi konusunda hukuki süreçleri bahane gösteren bir ülkenin, Türkiye’de devam eden bir hukuki sürece müdahale etme gayreti ilkesiz ve tutarsız bir yaklaşımdır. Türkiye bir hukuk devletidir. Hiçbir devlet veya hiç kimse Türk mahkemelerine yargı süreçleri hakkında emir veremez.’ dedi. Gerçekten de Türk Dışişlerinden gelen bu tepki sert bir tepki oldu. ABD-Türkiye ilişkilerinde ciddi gerilim yaratacak bir döneme doğru girmiş bulunuyoruz.” diye konuştu.