Röportaj: Mehmet Emre Öztürk

Savunma analistleri, Türkiye’nin İnsansız Hava Araçları (İHA) teknolojisinde büyük başarılar elde ettiğini söylüyor. Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) içinde öne çıkan Bayraktar TB2, Azerbaycan, Libya, Suriye ve Irak’ta yaptığı görevler ile savaş teknolojisinin geleceğini gösterdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü PKK’ya karşı yürütülen başarılı operasyonlarında Türk yapımı insansız hava araçları büyük rol üstlendi. Terör örgütleriyle mücadelede faydalı olduğunu kanıtlanan SİHA’lar Karabağ Savaşı’nda farklı yeteneklerini de gösterdi. 

Uzmanlara göre Türkiye’nin düşük maliyetli insansız hava araçları yeteneklerini kanıtlayarak savaş alanını ve jeopolitiği yeniden şekillendiriyor.

Yeni Zelanda Auckland Üniversitesi’nde Savaş ve Terörizm Çalışmaları sürdüren Qiwei Kang merak edilen soruları cevapladı.

İnsansız Hava Araçlarının etkilerini basitçe nasıl açıklarsınız?

Qiwei Kang,Yeni Zelanda Auckland Üniversitesi Savaş ve Terörizm Çalışmaları alanında eğitimini sürdürüyor.

21. yüzyıla girerken, İHA/SİHA’ların savaş alanında konuşlandırılması, yeni savaş tekniklerini ortaya koydu. Genellikle yeni bir teknoloji olarak kabul edilse de İHA’ların savaşta kullanılması tarihin derinliklerine gömülüdür. Fakat tarihi tartışmaları devam ederken özellikle İHA tarihinin ilk çıkış noktasını tanımlamak zor. Bununla birlikte, insansız hava araçları programlarının iki Dünya Savaşı sırasında geliştirildiği ve daha sonra Soğuk Savaş sırasında revize edildiği yaygın olarak kabul edilmektedir. Teröre karşı savaşta, İHA’ların konuşlandırılması terörle mücadelede önemli bir taktik olmuştur. Türk İHA’larının son zamanlarda savaş ortamında kullanılması, İHA’ların terörle mücadele dışında da kullanıldığı “drone çağı” aşamasının başlangıcı olabilir.

İHA’ların en belirgin özelliği, adından da anlaşılacağı gibi savaş alanlarındaki insan aktörlerin azaltılmasıdır. İHA’lar nispeten düşük maliyetlidir; uzaktan çalıştırılabilme yetenekleriyle birleştiğinde, İHA’ların konuşlandırılması, savaş alanlarında üstünlük sağlayacaktır. Türk yapımı Bayraktar TB2 İHA’sı ise keşif/saldırı İHA’sı olarak 6,5 metre uzunluğunda, 12 metre kanat açıklığı, 27 saat operasyon süresi ve 220 km/saat uçuş hızı, maksimum kalkış ağırlığı 630 kilogram (kg) olarak biliniyor. Bayraktar TB2, yalnızca keşif görevleri ve hedef imhası için değil, aynı zamanda hava savunma, tank ve diğer yüzey hedeflerinin de ortadan kaldırılmasında da etkili olduğunu kanıtladı.

Türkiye NATO’daki ABD üretimi İHA tekelini ortadan kaldırabilir mi?

Küresel silah pazarını incelediğimizde, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) silah tekeli insansız hava araçları pazarıyla sınırlı değil, aynı zamanda küresel silah pazarının boyutuna da erişiyor; ABD sadece son beş yılda, silah ihracatındaki küresel payını yüzde 37’ye çıkardı ve hâlâ en büyük silah ihracatçısı olmaya devam ediyor. Ancak konu silahlı insansız hava araçları söz konusu olduğunda, ABD daha dikkatli duruş sergiliyor. Francesco F. Milan ve Aniseh Bassiri Tabrizi 2020 yılında yayımladığı bir makalede, ABD’nin Silahlı insansız hava araçlarının ihracatına ilişkin politikanın katılığına dikkat çekiyor ve İHA’ların ihracatının ABD’nin “güçlü inkâr karinesi” kuralına dayandığını kaydediyor. “Platformların kendi çıkarları dışında kullanılmayacağına dair somut bir kesinlik derecesi olmadıkça, Silahlı İnsansız Hava Aracı tedarik taleplerini reddeder” (s.731-732).

“BAYRAKTAR TB2 NATO BÜNYESİNDE KABUL GÖRDÜ”

Türk Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları son yıllarda dikkat çekmiş durumda. Libya, Katar, Ukrayna ve Azerbaycan geçmişte Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları satın aldı. Bu yıl 24 Mayıs’ta Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’nın Ankara’ya yaptığı devlet ziyareti sırasında, Polonya Savunma Bakanlığı Başkanı Mariusz Błaszczak ile Baykar CEO’su Haluk Bayraktar arasında Polonya’nın Türkiye’den 24 silahlı Bayraktar TB2 insansız hava aracı satın almasını sağlayan bir anlaşma imzalandı. Bu nedenle, Polonya’nın son satın alımı, Türkiye’nin silahlı insansız hava araçlarının NATO bünyesinde kabul edildiğinin tanınması açısından önemlidir. Diğer analistlerin de belirttiği gibi, Polonya’nın Türkiye ile son anlaşması, diğer NATO üyelerinin yakın gelecekte Türk silahlı insansız hava araçlarını satın almalarının önünü açıyor. Aynı zamanda, bir NATO üyesinin Türkiye’den İHA satın alması, Asya ve Afrika’dan diğer potansiyel alıcıları da çekebilir. ABD ile karşılaştırıldığında Türk İHA’ları oyuna nispeten geç girdi; ancak son birkaç yılda küresel silah pazarında önemli bir oyuncu haline geldiler. 2019 yılına kadar Bayraktar TB2’ler 100 binden fazla operasyonel uçuş saati doldurdu. 2020 Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Bayraktar TB2, hedef imhası ve hava savunma sistemlerini devre dışı bırakmada başarılı olduğunu kanıtladığı için uluslararası alanda dikkat çekti.

Son iki yılda ABD, İHA’ları ihraç etme politikasını gevşeteceğini iddia etti, ancak böyle bir iddia büyük ölçüde gerçekleşmedi. Türkiye’nin ABD’yi kırabileceğini söylemek için henüz çok erken olsa da. NATO’da ABD tekeline, Türkiye kesinlikle meydan okuyor. NATO’da insansız hava aracı tekeli ve daha da önemlisi, savaşların nasıl yürütüldüğüne meydan okuyor.

Türkiye’nin SİHA/İHA pazarındaki etkinliğinin artacağı düşünülürse, gelecekte ABD’nin SİHA/İHA konuşlanmasını nasıl etkileyecektir?

ABD insansız hava araçlarının teröre karşı mücadelede konuşlandırılmasını bu teknolojinin bir parçası haline dönüştürdü. ABD için, insansız hava araçlarının konuşlandırılması, savaş alanını temel olarak yerel nüfusa kadar indirdi; aynı zamanda, Grégoire Chamayou’nun “Drone Theory” adlı kitabında söylediği gibi, “düşmanın bedeninin savaş alanı haline geldiği” ve “tüm dünyanın bir av sahası haline geldiği” dönemdeyiz ve coğrafi alanlarda savaş sahaları genişliyor. Aslında bu durum terör örgütlerinin doğası gereği normal bir durum, çünkü bu örgütler tutarlı siyasi oluşumlar değil, daha çok kilit bireylere bağlı bir ağ olarak ele alınmalı. İnsansız Hava Araçları terörle mücadelede önemli bir taktik olmasına rağmen, ABD bu araçların hassasiyete vurgu yaparak yalnızca “destekleyici bir rol” hizmet ettiğini savunur. Çoğu durumda, Predator gibi insansız hava araçları, gözetleme ve keşif görevleri ile birlikte tam hareketli görüntü ve istihbarat aktarımı sağlar. Bazen gerçek saldırılar İHA’lar tarafından dâhi gerçekleştirilmeyebilir. Bu anlamda İHA’ların konuşlandırılması, geleneksel bir savaş alanından farklı olan Teröre Karşı Savaş’ta büyük ölçüde sınırlı dâhi kalabilmektedir.

Bayraktar TB2 Karabağ Savaşı’nda Ermenistan savunma sistemlerine büyük tahribat vermişti.

Türk İHA’larına dönersek, son 2020 Dağlık Karabağ savaşında kritik oyuncular olduklarını kanıtladılar. Bayraktar TB2 gibi İHA’lar, sadece muharebe sahasında rehberlik etme rolünü yerine getirmekle kalmadı, aynı zamanda tankları, havan hatlarını, radar kurulumlarını ve hava savunma sistemlerini imha etmede de oldukça etkili oldu. Aynı zamanda insansız hava aracı sürülerinin modern bir savaş alanında ilk kez kullanıldığı yer olarak tarihe geçildi. Çeşitli raporlara göre, Azerbaycan saldırıların yüzde 75’inden fazlasını gerçekleştirirken Türk İHA’larını kullandı ve bu son çatışmada Ermenistan teknik ekipmanlarının yaklaşık yüzde 40’ının tahrip edilmesini sağladı. 2020 Dağlık Karabağ savaşında kullanılan İHA’lar arasında Bayraktar TB2 ana kuvvetler arasında yer alıyor. Bayraktar TB2 gibi İHA’ların, nihai hedefi ortadan kaldırmada sınırlı bir görev kapasitesine sahip olmadığı, aynı zamanda gerçek savaş ortamında toplu operasyon görevlerini de üstlenebildiği görülüyor. Türkiye’nin İHA pazarı gelecekte büyümeye devam ederse, ABD’yi etkileyebilir. Bayraktar TB2’nin son kullanımı ABD’nin terörle mücadele de kullanılan “insan avı” taktiğini zorladı. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi İHA programlarında değişikliklere yol açacaktır. Belki gelecekte İHA’nın hedefleri artık bireylerle sınırlı kalmayacak ve doğrudan savaş alanına girecek.

Türk İnsansız Hava Araçları gelecekteki savaş alanını yeniden mi şekillendirecek?

Bence Türk İHA’ları savaşların geleceğini şu şekillerde değiştirecektir: Modern muharebe alanlarında, sadece hedefe yönelik imha programıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda hava savunma ve diğer teknik ekipmanların imha edilmesi rolüyle yükselişine tanık olabiliriz. Daha büyük tahribata neden olacaklardır. İHA sürülerinin gelecekteki muharebe alanlarında kullanımında da bir artış görülmesi muhtemeldir, Türk İHA’larının nispeten düşük maliyeti bu tür bir kullanımın gerçekleşmesine yardımcı olabilir.

İHA’ların konuşlandırılmasından bahsederken teknolojinin ötesinde düşünmek, İHA’ları bir sistem olarak görmek bizim için hayati önem taşıyor. Silahlı bir insansız hava aracını başarılı bir şekilde çalıştırmak için hem fiziksel hem de sosyal altyapılar gerekir. Savaşların geleceği bu araçlar tarafından değiştirilecek ve küresel silah pazarında Türk SİHA/İHA yükselişine tanık olma olasılığı yüksek olsa da bu tür konuşlandırmaların getirdiği ahlaki kaygılarla yüzleşmek için mevcut yasal çerçeveyi de güncellememiz gerekiyor. Bu nedenle, Türk SİHA/İHA’ları hem fiziksel hem de sosyal altyapıya meydan okudukça savaşların geleceğini değiştirecek ve dünya çapındaki liderleri hem bu araçların çalışmasını sağlayan fiziksel ağları hem de mevcut yasal çerçeveyi teknolojideki hızlı ilerlemeye uygun olarak yükseltmeye çalışacaktır.

KAYNAKÇA: