CRI Türk Haber Merkezi

Mart ayının başında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden tarafından açıklanan 1,9 trilyon dolarlık yardım paketi onaylandı.

Onaylanan paketi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonun yükselmesine müsaade edileceği açıklamaları da takip etti.  

Bu iki gelişme dünyada dolar bollaşacağı ve ABD ekonomisinde enflasyonun yükseleceği yorumlarını beraberinde getirdi. Son olarak Fed, politika faizini 2023 yılına kadar arttırmayacağını söyledi ve faizi yüzde 0-0,25 aralığında sabit bıraktı. Fed’in tahminlerine göre, fonlama oranına ilişkin medyan beklenti 2021, 2022 ve 2023 yılları için yüzde 0,1, uzun dönem ortalama faiz beklentisi ise yüzde 2,5 olarak belirlendi.

ABD’DEKİ KARARLARIN TÜRKİYE’YE ETKİSİ

Yeni ABD yönetiminin ve Fed’in, küresel ekonomiyi de etkilemesi beklenen kararlarının ardından gelişmekte olan ülke para birimlerinde değer kayıpları başladı. ABD’de enflasyonun artmasına müsaade edileceği algısı ve politika faizinin sabit tutulacağı bilgisi yatırımcıları ABD 10 yıllık tahvillerine doğru yönlendirdi.

Dünya borsalarından ve özellikle Amerikan borsalarından ABD 10 yıllık tahvillerine doğru yönelen nakit akışı, gelişmekte olan ülkelerin piyasalarından dolar çıkışına neden oldu.

Türkiye ekonomisi de gelişmekte olan ülke ekonomileri arasında yer aldığından, Türk Lirası mart ayı içinde ulusal ekonomik kararların da etkisiyle yüzde 10’un üzerinde değer kaybı yaşadı.

ABD 10 yıllık tahvil faizleri mart ayının başında yüzde 1.391 seviyesindeyken mart sonunda yüzde 1.655’e kadar yükseldi. 30 Mart itibarıyla 10 yıllık tahvil faizleri 1.776 seviyesine kadar çıkmış durumda.

Uluslararası kuruluşlar ABD tahvil faizlerinin, 2021 yılı içinde yüzde 2 düzeyine kadar çıkabileceği öngörüsünde bulunuyorlar.