Dünyada bir karışıklık olduğunda hemen o ülkeyi veya bölgeyi yorumlayabilecek akademisyen veya uzman düşünürüz. Böyle zamanlarda aklımıza gelen ilk isimlerden biri Prof. Dr. Sencer İmer olurdu. Düne kadar “olur” diye yazardık, fakat dün aldığımız acı haberden sonra geçmiş zaman kullanmak zorunda kaldık. Sencer Hoca, her akşam bir televizyon kanalında her konuda ahkam kesen sözde akademisyen, uzman veya gazetecilerden değildi. Onu diğerlerinden ayıran derin bilgisi ve nezaketiydi. Bilgisini paraya çevirme yerine Türk halkının hizmetine sunmuştu. Kendisinden utana sıkıla yayına bağlanmasını istediğimizde karşısındakini büyüleyen bir kibarlıkla kabul eder ve birikiminin değerlendirilmesinin keyfini yaşar ve yaşatırdı.

Sencer Hoca’yı kaybettiğimiz haberini öğrendiğimde ve haber müdürümüz Tuğçe Akkaş ile paylaştığımda yaşadığımız ortak duygu ailemizden birini kaybetmiş gibi bir üzüntüydü. Oysa hiç karşılaşmamıştık, zaman zaman yaptığımız telefon görüşmelerindeki kibarlığı ve birikimi kendisine derin saygı ve sevgi duymamızı sağlamıştı.

Sosyal medyada onunla ilgili kullanılan ortak ifadeler vatanseverliği, derin bilgisi ve kibarlığı üzerine yoğunlaşmıştı. “Türkiye’nin hazinesi” diyenler vardı. Sanırım en güzelini değerli Halil Nebiler yazdı:

“Rumeli’de ak saçlılarda, ululara ‘uluca’ anlamında ‘ulice’ derler. Sencer İmer hocamızı kaybettik. Türk milleti bir ulicesini yitirdi.”

Türkiye’nin başı sağ olsun. Eksikliği hep hissedilecek, zira böyle değerler kolay yetişmiyor.

Kamil Erdoğdu