Suriye’nin İdlib kentinde ipler gerilirken Suriye lideri Beşar Esad, Moskova’da Rusya Devlet Başkan’ı Vladimir Putin ile görüştü. Kremlin’den yapılan açıklamada “yabancı silahlı güçlerin” Suriye’deki varlığına itiraz edildi. Görüşmeyi değerlendiren Prof. Dr. Hasan Ünal “Moskova’dan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun girişimlerine yanıt verildiği” yorumunu yaptı. Batı’da “Ankara Moskova çatışması” beklentisi de olduğunu kaydeden Ünal, Afganistan sonrası ABD hızla güç kaybederken İdlib’de Batı desteği beklemenin büyük yanlış olduğunu ifade etti.

Suriye lideri Beşar Esad, Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü. Putin görüşmede, Suriye’de “yasa dışı bulunan yabancı güçlerin” ülkede birliğin önündeki engel olduğunu söyledi.

Kremlin’den yapılan açıklamada, Putin’in Esad’a “Sizin yönetiminizdeki Suriye hükümeti toprakların yüzde 90’ınında kontrolü sağladı.” dediği belirtildi.

Suriye devlet televizyonu ise ülkede silahlı grupların elinde bulunan topraklarda yürütülecek operasyonların ele aldığını duyurdu.

Görüşmeyi Dünya Postası’nda değerlendiren Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Hasan Ünal, “Dünyanın en azılı terör örgütlerinin kol gezdiği bir bölgeden bahsediyoruz.” diyerek İdlib’deki gelişmelere dikkat çekti.

“Bizim İdlib’de yapacağımız hatalar Rusların Karabağ’da Azerbaycan’ın üzerine gitmesiyle sonuçlanacak, bunlar doğru şeyler mi?” sorunu soran Ünal, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın Moskova görüşmesine ilişkin “Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun son zamanlardaki girişimlerine verilen bir cevap” yorumunu yaptı.

Ünal, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Suriye’nin meşru temsilcileri” denilerek bir grupla fotoğraf çektirmesini ve Kırım Platformu’nda Türkiye’nin aktif rol almasını eleştirdi. Rusya ve Çin gibi Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi Üyesi (BMGK) ülkelerin Suriye’ye verdiği desteği hatırlatan Ünal, Suriye politikasında köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Mısır, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Arap ülkeleriyle normalleşme süreçlerini olumlu bulduğunu kaydeden Ünal, bu diplomasi açılımına “Suriye dâhil edilmediği sürece buradaki girişimlerimiz topal kalır, yeterince sonuç vermez.” dedi.

Ünal, “Libya’da çok başarılı bir deniz yetki sınırlandırma anlaşması yaptık. O sırada hem Mısır’la hem İsrail’le kavgalı olduğumuz için o başarılı girişimden yeterli diplomatik sonucu alamadık.” sözleriyle dış politikada bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtti.

FIRAT’IN DOĞUSU İDLİB’E BAĞLI

İdlib bölgesinin Şam açısından “çıbanbaşı” olduğunu söyleyen Ünal, Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna neden yoğunlaşamadığını ise şu şekilde izah etti:

“İdlib’e yaptığı yığınağı çekmesi lazım. Bunu çekerse bu terör örgütleri hızla Suriye’nin en önemli bölgeleri olan Lazkiye ve sahile kadar inip Rusya’nın bölgedeki üslerini tarumar ederler. Dolayısıyla İdlib’deki yığınağını geri çekemez. Fırat’ın doğusu meselesi politik olarak da çözülebilir. İdlib’de kontrolü sağlayan Suriye Fırat’ın doğusunda Amerika ABD üzerinde baskı kuracaktır.”

İdlib’deki gerginliğin terör örgütü PYD’nin de işine yaradığını belirten Ünal, ABD’nin “Ankara, Şam’la anlaşmaz” varsayımı üzerinden hareket ettiğini kaydetti.

BEŞ MADDEDE “DOSYA PAZARLIĞI”

Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun politikanın “İdlib’in terörist gruplardan temizlenmesi ve Fırat’ın doğusuna ağırlık verilmesi” olduğunu belirten Ünal, Türkiye’nin Rusya ve Suriye ile “dosya pazarlığı” yağması gerektiğini savundu. Ünal, beş maddede şunları önerdi:

“Suriye topraklarının tümünde etkili egemenlik kurmalı, Suriye’nin milli anayasal devlet yapısı değişmemeli.  Bizim politikamız; sığınmacıları geri göndermek, Suriye ile Adana Mutabakatı’nı güncelleyerek yeni bir terörle mücadele ortak programı belirlemek, Türkiye’nin kontrolündeki toprakların Suriye’ye devri sırasında Suriye devletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanımasını sağlamak şeklinde olmalıdır ve bu Ruslarla pazarlık ederek elde edilebilecek şeylerdir. Bu hem Rusların gem Türklerin işine gelir. Sığınmacıları bu şekilde tutan iktidar seçimlerde halka bunu izah etmekte çok zorlanacaktır, diye düşünüyorum.”

BATI İDLİB’E NASIL BAKIYOR?

Prof. Dr. Ünal Batı’nın İdlib’e bakışına ilişkinse şu görüşleri paylaştı:

“Batı İdlib’de başlayacak bir çatışmanın Türk-Rus çatışmasına dönüşeceğini gerekirse bunun da olmasını gerektiğini açık açık söylüyorlar. Hatırlayalım, James Jeffrey 2020 Ocak ayında uçağa atladı geldi ve Türkiye’de birçok çevre ‘ABD bize yardım etsin’ diye hükümeti gaza getiriyordu. Bunun gerçekçi olmadığı o zamanda görüldü. Şimdi hiç mümkün değil. ABD’nin gücü hızla zayıflarken, ABD tasını tarağını toplayıp Afganistan’dan kaçmışken Amerikan kamuoyunda deniz ötesi operasyonlarla ilgili hiçbir destek kalmamışken ABD’nin bu tip maceraları isteyeceğini düşünmek de yanlış. Ayrıca Ukrayna krizinde Kiev’i yalnız bıraktılar. Kuzey Akım 2 projesi tamamlandı. Rusya’nın çıkışlarının karşısında da duramıyor Amerikalılar.”

Batı’nın “Ruslar bir Türk uçağı düşürür ya da Türkler bir Rus uçağı düşürür bu da çok iyi olur.” beklentisi içinde olduğunu kaydeden Ünal, “Buna izin vermemek lazım.” dedi.