Haber: Mehmet Kıvanç

Türkiye, Biden yönetimi ile yeni bir sayfa açabilir mi? ABD ile ilişkilerde “piyasa beklentilerinin altyapısı olmadığını” kaydeden Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre, bu yönde bir beklenti şu an için gerçekçi değil. Suriye konusunda temel sorunun PKK/PYD’ye verilen destek olduğunu belirten Ünal, Suriye’de anayasa ısrarından da vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden 14 Haziran’da NATO liderler zirvesinde bir araya gelecek. İkili ilişkilerdeki sayısız sorun başlığının çözümü konusunda ufukta görünen kuvvetli bir işaret yok. Süreci ve olasılıkları Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında değerlendiren Prof. Dr. Hasan Ünal, “Türk Amerikan ilişkileri tarihin en kötü döneminden geçiyor.” dedi.

Ünal, Ankara-Washington ilişkilerindeki manzarayı şu şekilde tarif etti:

“Geleneksel bir laf vardır ‘Türkiye-ABD ilişkileri inişli çıkışlı olmuştur’ diye ama bu iniş daha öncekilere pek benzemiyor. Çünkü şu anda Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kastetmiş bir terör örgütüne ABD’nin açıkça silah verdiğini görüyoruz.”

BIDEN’LA YENİ SAYFA BEKLENTİSİ GERÇEKÇİ Mİ?

Türk-Amerikan ilişkilerindeki temiz bir sayfa olasılığını değerlendiren Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, piyasa merkezli dış politika yaklaşımını eleştirdi. Ünal, “Bu durum Türkiye’nin başının belası. Piyasaların yönlendirdiği bir dış politika olması isteniyor. Böyle bir şey olamaz. Piyasalar Türkiye’nin dış politikasına ve hedeflerine göre şekillenmeli.” dedi.

“Piyasa beklentilerinin altyapısı yok” diyen Ünal, Türk-Amerikan ilişkilerinde köklü problemlerin varlığına işaret ederek “Beklenti oluşturmanın doğru olmadığını” bildirdi.

ABD 180 derece politika değiştirirse bunları konuşmanın anlamlı olacağını düşünen Ünal, “Eğer Biden, bizim PKK’ya verdiğimiz desteğin anlamlı tarafı yok, Kıbrıs’ta da haklısınız, Türkiye adadan çıksın tezimiz doğru değil, soykırım demekle de hata ettim, şimdi daha iyi anlıyorum, diyecekse olabilir.” ifadelerini kullandı.

“ABD’NİN İPİYLE KUYUYA İNİLMEZ”

NATO Zirvesi’nde de gündemin zayıf olduğunu düşünen Prof. Dr. Hasan Ünal, Biden yönetiminin Ukrayna’da geri adım attığını dile getirdi. Ünal sözlerine; “Biden yönetiminin zorladığı Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya alınması konusu vardı ondan da vazgeçmiş görünüyorlar. Ukrayna’dan feryatlar yükseliyor ‘ABD bizi satışa getirdi Rusya’ya karşı’ diye… ABD’nin ipiyle kuyuya inip de çıkanı görmedik biz bu coğrafyada.” diye devam etti.

ABD’nin YPG ile yürüttüğü iş birliğini; “Ankara’nın Esad takıntısı bitmez, Ankara Esad’la uzlaşmaz” varsayımı üzerine inşa ettiğini kaydeden Ünal, bu durumun değişmesi gerektiğini vurguladı.

Suriye’de askeri alanda meydana gelen değişmelere göre masa kurulacağını aktaran Ünal, alan kontrolünü kaybeden grupların bu süreçte söz sahibi olmasının gerçekçi bir talep olmadığını söyledi.

“Savaşlar müzakere pozisyonlarını değiştirir.” açıklamasını yapan Ünal, sahada gücünü kaybeden grupların bir daha eski pozisyonlarını elde edemeyeceklerinin altını çizdi. “Filmi geriye sarmak mümkün değil.” ifadesini kullanan Ünal, Ankara’nın Suriye siyasetinde bu realiteye uygun olarak yön belirlemesi gerektiğini dile getirdi.

“SURİYE’DE ANAYASA ISRARI YANLIŞ”

“Suriye’nin yeni bir anayasa ihtiyacı mı?” sorusunu da yanıt veren Prof. Dr. Hasan Ünal, Ankara’nın bu yöndeki ısrarının yanlış olduğunu savunarak şöyle konuştu:

“Esad’ın devrilmesiyle Türkiye’nin ne elde edeceğini anlamış değiliz. Suriye şu anda milli-üniter yapıda bir anayasaya sahip. Suriye’ye yeni anayasa dayatarak ne elde edeceğiz. Suriye’yi milli-üniter yapıdan çıkarmaya yönelik her girişim yanlıştır.”

Anayasada etnik unsurların sayılmasının son derece yanlış olduğunu vurgulayan Hasan Ünal, Türkmenlerin anayasa adının yazılması gibi yaklaşımların etnik bölünmeye yol açacağını belirtti.

Türkiye’nin etki ettiği Suriyeliler üzerinden Suriye’de siyasi mühendislik yapmasının sakıncalarına da dikkat çeken Ünal, sonu federasyon ve otonomiye gidecek tercihlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle noktaladı:

“Kendi kontrolümüzdeki toprakları otonom bölgelere dönüştürmek istiyorsak diğer otonomi isteyen gruplara PKK/PYD’ye ne diyeceğiz? Türkiye bu politikadan vazgeçmek zorunda. Alandaki gerçekler bunu dikte ediyor. Türkiye’nin ulusal çıkarları bu yönde. ABD ile PKK/PYD’nin ortak varsayımı olan Türkiye nasıl olsa Suriye ile anlaşmaz varsayımını yıkıp Suriye ile anlaşmak gerekiyor. Alanda Suriye’nin egemenliğini tesis etmeye yönelik bir politikayla sığınmacıları geri göndermek, Adana Mutabakatı’nı yeniden devreye alarak teröre karşı ortak mücadele etmek, bir de Suriye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanımasını sağlamak yönünde adımlar atmak lazım. Türkiye’nin ulusal çıkarları bunu gerektirir.”