Erdoğan’ın Biden’la görüşemediği New York ziyaretinin dönüşünde “ABD’nin Suriye’den çıkmasını istemesi”, AKP’nin 11 yıllık Suriye politikasında çok önemli bir değişimdir.

Peki ne oldu da, 11 yıldır Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) Suriye’de yeterince bulunmamakla suçlayan, Beyaz Saray’ı Suriye sorununda elini taşın altına yeterince sokmamakla eleştiren, Suriye topraklarına daha çok Amerikan askeri isteyen, ABD Suriye’ye her füze attığında “yetmez ama evet” diyen AKP iktidarı, bu kez “ABD Suriye’den çıkmalıdır” dedi?

ERDOĞAN’IN TAKTİK HAMLESİNİN NEDENLERİ

-Erdoğan, New York’ta Biden ile görüşemediği için hayal kırıklığı yaşadı. Öyle ki, New York’a ayak bastığı gün Biden ile bölgesel ve küresel meselelerde mutabık olduğunu söyleyen Erdoğan, dönüşte “Bush ile, Obama ile, Trump ile iyi çalıştım ancak Biden ile iyi başlamadık.” dedi. Yani Erdoğan, kendisine randevu vermeyen Biden’a, bir kart göstermiş oldu.

-New York dönüşü Soçi’de Putin’le çok kapsamlı bir zirve yapacak olan Erdoğan, Biden’a Suriye kartı çekerek, Moskova’ya mesaj vermiş oldu.

-Afganistan’dan çekilen, Irak’tan bu yılın sonunda çekilecek olan ve er geç Suriye’den de çekilmek zorunda kalacak olan ABD’nin mevcut durumuna uygun olarak, Erdoğan da gitmekte olana, git demektedir.

-Her ne kadar Erdoğan ve Biden, 14 Haziran tarihli NATO Zirvesi sırasında yaptıkları baş başa görüşmede Türk-Amerikan sorunlarını paranteze alarak birlikte çalışmayı Kâbil Havalimanı üzerinden sürdürme adımı attıysalar da, 15 Temmuz’da Taliban’ın Kâbil’e egemen olmasıyla başlayan süreç, AKP’nin ABD’yle mutabık kaldığı havalimanı güvenliği sağlama görevini zorunlu olarak askıya aldı. Böylece Türk-Amerikan ilişkilerinin tıkanıklığını bir parça aşacak fırsat da zora girmiş oldu. Dolayısıyla, mevcut sorunların da çözümsüz olduğu şartlarda, Türk-Amerikan ilişkilerinin kısa vadede “kurtarılması” pek mümkün görünmüyor.

ERDOĞAN-PUTİN İKİLİSİNİN ÖNÜNDEKİ DOSYALAR

Erdoğan’ın Soçi’ye giderken Türk-Amerikan ilişkileri açısından kritik önemdeki mesajı “ABD Suriye’den çekilmeli” ile sınırlı değildi; Rusya’dan ikinci parti S-400 alabileceğini de söyledi.

Dolayısıyla Putin’i Türk-Amerikan ilişkileri açısından memnun edecek bir tablo önünde kuruluyor Soçi masası. Ancak tablo yine de pembe değil, hatta yer yer siyah…

Masadaki konu başlıklarına kısaca bakacak olursak:

-Erdoğan ve Putin’in en önemli gündemi İdlib. Düğüme dönen konu, pek çok kez belirttiğimiz gibi Suriye’nin siyasi çözümünü geciktiriyor. Ankara ve Moskova hem mevzisini korumaya çalışıyor hem de birbirini mutabakata uymamakla suçluyor. Putin’in daha önce bu konu tıkandığında yaptığı açma hamlesinin bir benzeri gelebilecek mi, yoksa Erdoğan İdlib konusunda bir parça taviz vermeyi mi seçecek, göreceğiz. Ancak Soçi’den yarın ne çıkarsa çıksın, İdlib en sonunda Şam’ın istediği gibi çözülmek zorunda olacak.

-Erdoğan ile Putin arasındaki bir diğer sorunlu konu Kırım meselesi. Erdoğan New York’ta bu konuda verdiği mesajla, Moskova’yı bir kez daha rahatsız etti. Ankara her ne kadar “Kırım’ın ilhakını tanımıyoruz” politikasını Moskova’ya karşı bir kart olarak görüyorsa da, 25 Eylül’de Cumhuriyet gazetesindeki “Erdoğan-Putin zirvesinin sorunları” başlıklı makalemizde de belirttiğimiz gibi, “Bu kart, aslında bir koz kartı değil. Ceza oyunlarında elde tutulmaması gereken bir kâğıda daha çok benziyor. Elde tutmak yerine, bir an önce elden çıkarılması halinde, daha çok kazanç getirecek bir kart hatta.”

-Erdoğan ile Putin arasındaki sorunlu başlıklardan biri de doğal gaz. Ankara’nın ABD’nin sunduğu sıvılaştırmış doğal gaz alımları nedeniyle, Moskova’nın imzalamak istediği uzun vadeli kontrata yanaşmaması, kış yaklaşırken önemli bir konu.

-Erdoğan ve Putin’in karşı karşıya geldiği konulardan biri de Libya. Berlin Konferansı’ndan çıkan “yabancı silahlı güçlerin ülkeden çıkması” kararı ve üç ay sonra yapılması planlanan seçimler, bu konunun da ikilinin önemli bir gündemi olmasını zorunlu hale getiriyor.

NEO-ABDÜLHAMİTÇİLİK

Soçi masasında Kafkasya, Karadeniz, Afganistan ve Orta Asya konuları da var. Fakat ağırlıklı konu başlıkları yukarıda özetlediğimiz dört konudur.

Ancak…

Türk-Rus iş birliğinin seviyesi ile Türk-Amerikan sorunları arasındaki bağ nedeniyle, Soçi masasında aslında Türk-Amerikan ilişkileri de olacak. Erdoğan’ın “ABD Suriye’den çıkmalı” mesajı da, “Rusya’dan ikinci parti S-400 alabiliriz” mesajı da, işte bu nedenle.

Erdoğan, iki boyutlu bir taktik izliyor: Hem ABD’nin bölgedeki ağırlığını azaltmaya başladığını görerek dümeni Rusya’ya daha çok kırıyor ama hem de Rusya’ya yakınlaşmasını ABD’den taviz koparabilmenin aracı olarak kullanabilmeyi umuyor.

Perdenin önünde iki büyük güç arasında taktik manevralar gibi gözükse de, perdenin arkasında iki büyük güce de gereğinden fazla taviz vermekle sonuçlanacak bir Neo-Abdülhamitçilik bu…

Mehmet Ali Güller