Orta Doğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Platformu (ODAP) Direktörü Ali Semin, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Semin, Tunus’taki gelişmeleri değerlendirdi.

Tunus için Arap dünyasından bir kınama gelmediğini ancak bir itidal çağrısında bulunulduğunu aktaran Ali Semin, Beyaz Saray’ın ise “endişeliyiz” açıklamasında bulunduğunu kaydetti.

ABD’nin Tunus’ta yaşananlar için henüz darbe tanımlaması yapmanın doğru olmayacağını belirttiğini ifade eden Semin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bütün bunlara baktığımız zaman Tunus için şunu görüyorum; Türkiye’de de darbe olarak görülüyor çünkü Tunus anayasasının 80. maddesine uygun hareket edilmediği belirtiliyor. 80. madde Cumhurbaşkanı’nın yetki alanını kapsıyor. O maddede diyor ki, Cumhurbaşkanı ülkenin kötü durumdan kurtarılması için başbakan ve meclis başkanı ile istişare ederek, anayasa mahkemesi başkanına bildirerek tedbirleri halka açıklaması gerekiyor. Cumhurbaşkanı bunlarla görüştü ancak onların karşı çıkmasına rağmen böyle bir karar aldı. Cumhurbaşkanı güvenlik komutanlarıyla görüşerek bu kararı harekete geçirdi.

Bence, Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus’ta olacak bir askeri darbeden önce yumuşak bir geçişi sağlamaya çalıştı. Said’in kendisi de bir anayasa profesörü olarak 80. maddeyi kendince yorumlayarak harekete geçtiğini görüyoruz.

TUNUS’TAKİ İÇ SORUNLAR

Tunus ciddi anlamda bir ekonomik kriz de yaşıyor. Mayıs ayında yüzde 17,8 olan işsizlik oranı temmuzda yüzde 20’i aştı. Krizler artınca bunun da akıbeti böyle bir sonuca çıkıyor. Özellikle Covid-19 bölgeyi çok etkiledi. 12 milyonluk Tunus’ta 18 bin kişi altyapı sorunları nedeniyle hayatını kaybetti. Bunların hepsi tepkiye yol açtı.

Meclisteki hükümet ortağı Gannuşi’nin partisi El-Nahda Hareketi 2011’deki seçimlerde 89 milletvekili var. 2014’te 69, 2019’daki seçimlerde de 52 milletvekili var. 210 sandalyeli mecliste 52 milletvekili var ve koalisyon hükümeti kurmak zorundaydı. 9 ay doğru düzgün hükümet kurulmadı, Tunus’ta.

Senaryolardan biri şu, Cumhurbaşkanı yürütmeyi de ‘ben yürüteceğim’ dedi. 30 gün boyunca kendisi yürütecek. Ondan sonraki süreçler asıl mesele. Bir taraftan Said’in taraftarları diğer taraftan El-Nahda taraftarları sokağa çıkıyor. Böyle giderse bir iç savaşa gidebilir, bir karışıklık çıkabilir. Ancak diğer taraftan daha iyimser senaryoda 30 gün sonra tekrar Said kararından geri dönecek ve erken seçim kararı alacaklar. Erken seçim kararı alındığında zaten bu iş çözülecek gibi duruyor.

TUNUS-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Türkiye’nin darbe karşıtı olduğunu biliyoruz. Zaten bu ilkesel olarak hiçbir zaman şaşmayacak. Arap dünyası biraz daha farklı bir dünya. Oradaki gelişmelerin daha soğukkanlı şekilde takip edilmesinde fayda var. Biz bunun bir örneğini Mısır’da gördük. Türkiye tabii ki askeri darbelere karşı olacak fakat şunu da unutmayalım bu coğrafyada askeri darbeleri önlemek zor. Bu coğrafyaya demokrasi aşılamak zor. Toplum buna hazır değil. Her şeyi hızlı bir şekilde yapmak mümkün değil.

Tunus askeri ve ekonomik anlamda güçlü değil. Said’in bu kararı olmasaydı Tunus bugün Türkiye’de konuşulmazdı. Türkiye’den çıkıp ‘bu gelişmeler Türkiye’nin Libya politikalarını allak bullak edecek’ demek doğru değil. Türkiye, Libya’ya kendi gücüyle ve projesiyle gitti.

30 günü beklemek lazım bu 30 gün oldukça kritik. 30 günün sonunda erken seçim gelmezse Tunus’ta iç çatışmalar alıp başını gidebilir.”