Yasemin Devrimi ile Bin Ali dönemine 2011’de son veren Tunus, “Arap Baharı”nın başladığı fakat en yumuşak geçtiği ülke olarak biliniyor. Ülke, Arap coğrafyasının son 10 yılda yaşadığı yıkımdan kendini korumayı başarsa da sistemik sorunlarını çözmede başarıya ulaşamadı.

Uzlaşı çabalarının ürünü olarak 2014 yılında yeni anayasa kabul edildi ancak ülkede anayasa mahkemesi kurulamadı. Yeni bir sistem oluştu fakat güç paylaşımı konusunda uzlaşı sağlanamadı.

Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programına konuk olan Dr. Ceren Gürseler, bu arka plan nedeniyle Tunus’ta gücün Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan arasında sağlıksız bir şekilde bölündüğünü kaydetti.

OCAK AYINDA KRİZ BELİRGİNLEŞTİ

Ocak ayında kabineye yeni bakanların dâhil olmasıyla Tunus siyasi sistemindeki yetki karmaşası kendisini bir kez daha gösterdi. Başbakanın önerisiyle kabineye giren bakanlara Cumhurbaşkanı Kays, yolsuzluğa bulaştıkları gerekçesiyle onay vermedi. Kabine değişikliği parlamentodan geçmesine rağmen Kays, tören düzenlemeyerek tavır gösterdi.

Dr. Ceren Gürseler, 2021 başındaki bu çekişme üzerine o dönem Tunus’ta; “Parlamento mu Cumhurbaşkanını görevden alacak yoksa Cumhurbaşkanı mı parlamentoyu feshedecek” tartışmasının başladığını aktardı. Gürseler ayrıca Cumhurbaşkanı Kays’ın son hamlesinde kilit faktörlerden birisinin, Başbakanının, Cumhurbaşkanına yakın olan sağlık bakanını görevden alması olduğunu belirtti.

Ülkedeki işsizlik, Covid-19 salgınıyla mücadelenin başarısız olması, turizm gelirlerinin buharlaşması, reformların hayata geçmemesi, siyasi tıkanmayı derinleştiren başlıca nedenler olarak sıralanıyor. Hükümeti istifaya çağıran gösterilerin de başlaması Cumhurbaşkanı Said Kays’ın harekete geçip yetkileri tek elde toplamasında tamamlayıcı faktörü oldu.

Anayasanın 80. maddesine dayandığını söyleyen ve aynı zamanda anayasa profesörü olan Kays, “Ben hukuk okudum ve okuttum ve darbenin ne olduğunu biliyorum. Darbe, meşruiyetin dışına çıkmaktır. Ben anayasayı uyguladım. Şartlar oluştu, bu şartlar arasında usul şartları da vardı ve bunları yerine getirip başbakanı çağırdım ve onu bilgilendirdim. Meclis Başkanına da telefon açtım ve 80. maddeye müracaat edeceğimi söyledim” diyerek darbe iddialarını reddediyor.

CUMHURBAŞKANI İHVAN KARŞITLIĞI YAPMIYOR

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ceren Gürseler, sistemdeki tıkanıklığı açıklarken şu örneği veriyor:

“Tunus’taki sistemin temel taşlarını çizmek lazım. Tunus’ta seçim barajı yüzde 3. Böyle olunca çok sayıda parti meclise giriyor ve koalisyonlar oluşuyor. 2011’den bu yana dokuz hükümet değişti.”

Tunus’ta “laik-dindar” kutuplaşmasının Mısır’dan daha keskin olduğunu kaydeden Gülseren’e göre bu gerilimi artıran bir dizi faktör mevcut.

Gürseler, “Yasemin Devrimi sonrasında selefi örgütlerin Tunus’ta yapılanmaya gitmesi ve laik hayat tarzına müdahaleler” yaşanmasının el Nahda hareketine yönelik “Müslüman Kardeşler ajandasını mı yürütüyor” kuşkularını artırdığını kaydetti.

Öte yandan Gürseler; “Nahda’nın iktidara geldiğinden beri yaşanan sürece bakarsak evet laik kesimin endişelerini haklı çıkarak adımlar atmış olabilir ama uzlaşmaya da çok yatkın bir parti. Mursi’de göremediğimiz o uzlaşmacı tavrı El Nahda gösterebiliyor.” tespitinde bulunuyor.

Ülkedeki genel durumu ise “Tunus’taki dalgalanmalar Mısır’a kıyasla daha yumuşak geçiyor” diyerek betimleyen Gürseler, Cumhurbaşkanının doğrudan Müslüman Kardeşler karşıtlığı yapmadığına da işaret etti, “Cumhurbaşkanı Kays’ın Müslüman Kardeşler karşıtı olması, gücünü azaltır.” değerlendirmesinde bulundu.