CGTN / Tom Fowdy

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, 5 Haziran gecesi Kuzey Carolina Cumhuriyetçi Parti toplantısında bir konuşma yaptı. Trump, Batılı büyük medya kanallarının büyük ölçüde yayınlamamasına rağmen, 2020 başkanlık seçimi sonuçlarını “yüzyılın suçu” olarak suçlayarak ve seçim sonuçlarına Demokratlar tarafından, Yerli Amerikalılara kendisine karşı oy vermeleri için “rüşvet vererek” hile katıldığını iddia ederek manşetlere çıktı. Trump ayrıca Covid-19 ile ilgili suçlamalarını artırarak ve tazminat olarak “10 trilyon dolar” isteyerek Çin’i hedef aldı. CNN, Trump’ın konuşmasını gelecekteki Cumhuriyetçi Parti kongreleri ve seçimlerde “belirleyici” gösterme çabası olarak tanımladı.

Donald Trump bazı şekillerde geçmişin adamı, yenilmiş, platform dışı, görünüşte alakasız ve en iyi durumda bir utanç olarak görünebilir. Ancak, başka şekillerde halen Amerika üzerinde gölgesi devam ediyor ve siyasi sistemi güçlü biçimlerde istikrarsızlaştırıyor.

Joe Biden yönetimi ocak ayında göreve başladığında, liberal siyasi yorumcuların büyük bir kısmı Trump’ın mirasının halının altına süpürüleceğini umut ettiklerini belirttiler ve bu umut yeni başkanın “Amerika geri döndü” açıklaması ile müjdelendi, değerlere, normalliğe, edebe geri dönüş. Selefi nihayetinde Amerikan tarihinde kötü bir anı ve leke, ders alınması gereken bir hata olacaktı.

Fakat, 6 Ocak olaylarından sonra ve Amerikan toplumunun büyük alanlarında bu olaylara gösterilen görünürdeki ilgisizlik ideolojisinin miadını doldurmadığının menfur bir hatırlatıcısı olduğu için Trump’ın başarısızlığı görüşü gözden düşebilirdi.

Gerçek bir yeniden başlangıç yoktu ve Biden bunu yapacak kişi değildir. Biden elbette, ne kişi ne de inandıkları bakımından Trump değil, ancak Biden’ı Trump’dan kesin bir kopuş olarak adlandırmak eşit derecede yanıltıcı olur ve böyle olduğunu gösteren çok az şey yaptı.

TRUMPÇI HAREKETİN AMERİKAN DEMOKRASİSİNE YÖNELİK TEHDİDİ SÜRÜYOR

Bir orta yolcu politikacı olarak, mevcut başkan bir radikal değil ve görevdeki ilk 5 ayında Trump’ın mirasını genel olarak reddetmek ya da karşı çıkmak için bir siyasi irade ve arzu göstermedi. Aksine, kendisinin bu politika tarafından sarılmasına izin verdi ve pragmatik bir şekilde bu politikayı daha nazik, daha hoş görülebilir bir şekli içinde kabul etti. Örneğin, Trump’ın Çin’e karşı gündemini kalpten büyük ölçüde benimsedi ve “zayıf” olarak algılanabileceği korkusu ile kendisine çok az siyasi manevra alanı bıraktı.

Bu tutum onun kolayla Wuhan Laboratuvarı sızıntısı gibi Trumpçı komplo teorileri içine “sıkışmasına” yol açtı; Biden’ın bu teoriye teslim olması eski başkanın anlayışının Amerikan politikasının yönlendirici gücü olmaya devam ettiğini ve hem ülke içinde hem de dünyanın geri kalanı ile ilişkilerle ilgili olarak sürekli bir istikrarsızlık kaynağı olduğunu ortaya koyuyor. Bu Trump’ın kişisel olarak zayıflamış olması ve tekrar başkan olamayacak olmasına rağmen, mirası ve yarattığı siyasi anlayışın tüm gücüyle yaşadığını gösteriyor.

Hırpalandı ama yenilmedi, engellendi ama zayıf düşmedi. Amerikan siyasetinin en kötü özelliklerini iştah kaçırıcı bir yeni normale çevirerek, ülkeyi hakikat sonrası tutumlar, yanlış bilgilendirme, sapma ve komplo teorileri ile doldurdu. Bunların her biri ilk olarak Trump’ın yükselişine hizmet eden kronik kimlik çatışmasına hizmet ediyor. Görevdeyken ülkesinin hataları için Çin’i günah keçisi yapma çağrıları ve Çin’e karşı nefreti tetiklemesi 1930’ların Almanya’sındaki söylemleri hatırlatıyor.

 

Yeni başkanlık bu söylemi yenmek için bir inisiyatif ya da düşünme gücü göstermedi ve tıpkı Hillary Clinton ve Barack Obama gibi, bu söylemin anlatılarına yenilme riskini taşıyorlar. Bu durumda eski başkanın Kuzey Carolina’daki cumartesi günkü konuşması birçokları için, Trumpçı hareketin Amerikan demokrasisine yönelik tehdidinin devam ettiğini gösteren soğuk bir duş oldu.