Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başkanlığının bitmesine bir gün kaldı.

Trump döneminin en önemli işlerinden biri, Çin’e açılan ticaret savaşıydı.

Peki, Trump giderken, o savaşta durum ne? Bir bilanço çıkaralım…

Ancak o savaş nasıl başlamıştı, hangi gerekçeyle Trump savaş açmıştı, anımsayalım…

ABD’NİN BÜYÜK TİCARET AÇIĞI

ABD-Çin ticaretinde, ABD her yıl dış ticaret açığı veriyordu. Bu Trump’ın çözmek istediği sorunların başında geliyordu.

Örneğin 2017 yılında, ABD ile Çin’in ticaret hacmi yaklaşık 582 milyar dolardı. Çin ABD’ye 432 milyar dolarlık mal satıyorken, ABD, Çin’e ancak 150 milyar dolarlık mal satabilmişti. Yani ABD 2017’de Çin’le ticaretinde 282 milyar dolar açık vermişti.

Trump, işte o şartlarda 2018’de Çin’e ticaret savaşı başlatmıştı.

Peki, 2018’de tablo nasıldı?

Çin, ABD’ye 478 milyar dolarlık al satabilirken, ABD Çin’e sadece 155 milyar dolarlık mal satabilmişti. Yani ticaret savaşına rağmen ABD’nin Çin’le ticaretinde verdiği açık artmış, 322 milyar dolara çıkmıştı.

Ticaret savaşı 2019 yılında da Trump’ın istediği sonucu vermedi. Çin, ABD’ye 452 milyar dolarlık mal satarken, ABD Çin’e 107 milyar dolarlık mal satabildi. ABD’nin Çin’le ticaretinde verdiği açık böylece 345 milyar dolara çıktı.

BLOOMBERG: TRUMP KAYBETTİ

Gelelim 2020 yılına…

Bloomberg, geçen hafta 2020 yılı için Ocak-Kasım verilerini yayımladı. Buna göre ABD’nin Çin’le ticaretinde verdiği açık, kasım ayında 287 milyar dolara ulaştı.

Son 10 yılın ticaret verilerini bir grafikle değerlendiren Bloomberg‘in tespiti şöyleydi: “Çin’in ABD’ye olan ticaret fazlası Trump yönetimi boyunca artışını sürdürdü.”

İşte Bloomberg bu nedenle haberine şu net başlığı atmıştı: “Ticaret savaşının kaybedeni Trump oldu”.

ABD-ÇİN İŞ KONSEYİ RAPORU: 245 BİN KİŞİLİK İŞ KAYBI

Bu arada ABD-Çin İş Konseyi, Oxford Economics ile birlikte “ABD-Çin Ekonomik İlişkileri: Kritik Dönemeçte Önemli Bir Ortaklık” başlıklı rapor hazırladı.

O rapor da özetle, Trump’ın Çin’e başlattığı ticaret savaşının, beklediği gibi Çin’e değil, tersine ABD ekonomisine zarar verdiğini ortaya koyuyordu.

Rapor, ABD’nin 2019 yılında Çin’e yaptığı ihracatın, ABD’de 1,2 milyon kişiye istihdam sağladığını belirtiyor ancak ticaret savaşı nedeniyle aslında bir istihdam kaybı yaşandığını saptıyor: “Ekonomiye fayda sağlamak yerine, ABD ekonomik büyümesini ve istihdamı azalttı, tahmini olarak 245 bin kişilik iş kaybıyla sonuçlandı.”

Rapor, iki ülkenin geçen yıl ocak ayında imzaladığı birinci faz ticaret anlaşmasına rağmen gümrük tarifelerinin yüksek olduğunu, bunun da ticarete olumsuz yansıdığını belirtiyor. Rapora göre, ticari savaş sürdürülür ve gerilim artarsa, Çin’le ayrışmanın ABD ekonomisine daha fazla zarar vereceği, bunun da istihdamı azaltacağı belirtiliyor.

OXFORD’UN İKİ SENARYOSU: KAYDEDEN ABD

Rapor, iki senaryoyu incelemiş.

İlk senaryoda, her iki ülkenin gümrük tarife oranlarını yüzde 12’ye düşürdüğü durum incelenmiş. Bu senaryoya göre, “ABD ekonomisinin önümüzdeki 5 yıl içinde ek 160 milyar dolarlık reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) üreteceği ve 2025 yılına kadar ek 145 bin kişiyi istihdam edeceği” hesaplanmış.

Rapor, ikinci olarak da, ticaret savaşının daha da tırmandığı bir senaryoyu incelemiş. O senaryoya göre “ABD ekonomisinde GSYİH’nin gelecek 5 yıl içinde 1,6 trilyon dolar azalabileceği, 2022’de 732 bin ve 2025’te 320 bin kişilik iş kaybının yaşanabileceği” öngörülüyor.

ÖNCE AMERİKA” STRATEJİSİ ÇİN’İ DURDURAMADI

Sonuca gelecek olursak…

Trump dönemi, aslında bir sentez dönemiydi. “Amerikan Hegemonyasının Sonu” isimli kitabımızda bunu şöyle açıklamıştık:

“Mevcut ekonomik tablo ve hegemonik güç kaybından hareketle, 2008 yılından bu yana iki temel görüş ortaya çıktı: 1. Birinci görüşe göre ABD ‘dünya jandarmalığını’ bırakmalı, geri çekilmeli ve ekonomisini güçlendirmeliydi. Sonra yeniden ‘dünya jandarmalığına’ elbette soyunabilirdi. 2. İkinci görüşe göre ‘dünya jandarmalığı’ndan vazgeçmek mümkün değildi. ABD nasıl olsa hâlâ en büyük askeri güçtü ve kendisinden sonraki 10 ülkenin savunma bütçesinden fazla savunma bütçesi vardı. O zaman ABD yangın çıkarabilirdi, nasılsa yangından en az etkilenen yine ABD olacaktı.

“Obama’nın iktidar olması, işte bu tablonun ihtiyacının sonucuydu. Obama da Irak’tan askerlerinin tamamına yakınını çekmiş, Afganistan’daki askerlerinin sayısını da azaltmıştı. Ancak ABD tekellerinin çıkarları, özetlediğimiz iki görüşün çarpışmasına neden oldu. Aslında hâlâ da çarpışıyorlar.

“İşte Donald Trump’ın ABD başkanı olması, bu çarpışmanın bir senteze ulaşmasının sonucudur. Trump öyle şans eseri başkan olan biri değildir. Dayandığı bir sınıf, temsilciliğini yaptığı emperyalist tekeller var. Trump, yukarıda özetlediğimiz iki görüşün bir sentezi olarak, ‘vekâlet bırakarak geri çekilme’ stratejisini uygulamak üzere seçilmiştir.”

İşte Trump’ın Çin’e ticaret savaşı da o “sentez” döneminin ve “önce Amerika” stratejisinin gereğiydi.

Ancak ABD’nin inişini ve Çin’in yükselişini durduramadı. Tersine, yeni araştırma raporlarına göre makasın beş yıl daha önce kapanacağı hesaplanıyor…

Özetle; Amerikan rüyası bitti, yeni bir dünya kuruluyor…

Mehmet Ali Güller