Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına konuk oldu. Atlı, Çin’in Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması’na (CPTPP) katılmak için yaptığı başvuruyu değerlendirdi.

Singapur, Yeni Zelanda, Kanada, Meksika, Şili gibi ülkelerin üye olduğu Trans Pasifik Ortaklığının, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde imzalandığını hatırlatan Altay Atlı, anlaşma yürürlüğe girmeden ABD’nin Trump döneminde anlaşmadan çekildiğini kaydetti.

KÜRESELLEŞME VURGUSU

ABD’nin çekildiği anlaşmaya şimdi Çin’in dâhil olmak istediğini aktaran Atlı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Çin’in bu anlaşmaya dâhil olmak istediği dile getiriliyordu. İlk önce ABD, İngiltere ve Avustralya’nın savunma anlaşması oldu ardından Çin bu CPTPP’ye başvurusunu iletti. Çin Ticaret Bakanlığından, Yeni Zelanda Ticaret Bakanlığına iletilen bir mektupla Çin başvurusunu yapmış oldu.

Çin bir taraftan bölgesel entegrasyon konularında daha istekli, diğer taraftan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in sürekli dile getirdiği bir küreselleşme vurgusu var. Burada biraz Trump dönemi ABD’sinin temsil ettiği izolasyona karşı çok taraflılığa gönderme mevcut. Bu anlaşmalar da Çin’in yaptığı vurgulardan yola çıkıyor.

YÜRÜRLÜKTE OLAN BİR ANLAŞMA

ABD’nin boşluk oluşturduğu birçok bölgeye Çin giriyor ya da girmeye çalışıyor. Afganistan’da bunu konuşuyoruz ABD’nin çekilmesiyle, altyapı ve yatırımlar olarak Çin onun yerini mi dolduracak tartışmaları var. CPTPP’de de benzer bir durum söz konusu.

CPTPP yaklaşık 2,5 yıldan beri yürürlükte olan bir anlaşma. ABD’deki bir enstitünün hesaplamasına göre, 2030 yılına kadar eğer Çin bu CPTPP’ye dâhil olursa bunun Çin ekonomisine katkısı yaklaşık 300 milyar dolar olacak.”