Hüseyin Şuekinci’nin hazırlayıp sunduğu Spor Hikâyeleri’nin bu haftaki konuğu, Tekerlekli Sandalye A Milli Takım Başantrenörü Ahmet Akın’dı.

1974 Rize doğumlu olan, 18 yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu 29 yıldır hayatını tekerlekli sandalyede geçiren başarılı teknik adamla, yaşadığı zorlu süreci, sporun hayatını nasıl değiştirdiğini ve 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları’na hazırlıklarını sürdüren Milli Takımı’mızın hedeflerini konuştuk.

Basketbolu bıraktıktan sonra Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun olarak profesyonel hayatındaki kariyerinde yeni bir pencere açtığını vurgulayan Akın, 2015’te yardımcı antrenör olarak başladığı Milli Takım’da 2019 yılından bu yana Başantrenör olarak görevini sürdürüyor.

Ahmet Akın’la yaptığımız söyleşiden öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

“Kaza geçirdiğimde ilk aklıma gelen ‘Niye ben, bu hayat nasıl devam edecek, yarınım ne olacak?’ sorularıydı. Ne zamanki spor salonlarıyla tanıştım, rehabilitasyon hikâyem başlamış oldu. Spor salonuna ilk adımı attıktan sonraki süreç, yeni doğmuş bir çocuğun emeklemesi gibiydi. İşimi, eşimi, hayatımı salonda kazandım. Engelimle hiçbir zaman sıkıntım olmadı.

GAZETE KUPÜRÜNDEKİ KÜÇÜK BİR HABER HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ

Bu spora başlamam tamamen tesadüf. Ailem bir gazete kupüründe ‘Engelli basketbolcular aranıyor’ diye bir haber görüyor. Benden habersiz spor salonuna gidip organizasyonu izliyorlar. Bana konuyu açtıklarında ilk başta şiddetle reddetsem de bir şekilde beni ikna ettiler. Ve o salona girdiğimde dünyam değişti. Bu noktada ailemin katkısı büyük.

KENETLENDİK, TOKYO’DAN ŞAMPİYON OLARAK DÖNECEĞİZ

Milli Takım, gerçekten özel bir takım. Olimpiyatlara katılmak bile çok büyük bir ayrıcalık. 2016 Rio Paralimpik Oyunları’nda madalyayı talihsiz bir şekilde kaybetmiştik. Bu kez Tokyo’da oyunlara katılmamız yetmeyecek. Hedefimiz şampiyon olup, 2016 yılını telafi etmek. Bütün ekip buna yürekten inanıyor. 80 milyonu aşkın yurttaşımızın manevi desteğini de her zaman yanımızda hissediyoruz.

MEDYADAN POZİTİF AYRIMCILIK BEKLİYORUZ

Bedensel Engelliler Spor Federasyonu 22 branştan oluşan bir federasyon. Sportif anlamda inanılmaz başarılı bir federasyon. Uluslararası platformda elde edilen sayısız başarılara rağmen medyada maalesef yeterince yer bulamıyoruz. Medyadan pozitif ayrımcılık bekliyoruz. Dokundukları her engelli birey tüketen değil, üreten engelli birey haline gelir.

ENGELLİ ÇOCUKLARI OLAN AİLELERİN KAYGISI

Çoğu ailede ‘Biz öldükten sonra çocuğumuza ne olacak?’ kaygısı var. Bu çok acı bir şey aslında. Bunu artık ailelerin düşünmemesi lazım. Öyle bir kurgu yapılmalı ki, bir şekilde bu insanların topluma adapte edilmesi lazım. Bunu sadece ailelerin üzerine yüklemek de çok doğru değil. Onların travmalarını da iyi hissetmek gerekiyor. Bizler ötekiler değiliz! 

Engelli bireylerin hayata bağlanabilmeleri için, bu spor olur sanat olur, bir şeyle kendilerini ifade etmesi lazım.

Engelli bireyleri yeterince eğitemiyorsunuz, okullar onlara uygun değil.

Sokağa çıkaramıyorsunuz, toplu taşıt araçları onlara uygun değil. 

İş hayatına adım atarken handikaplarımız var.

Peki, ne yapacağız! İnsanları eğiteceğiz. Engellilere bakış açılarını değiştireceğiz.

Biz bu ülkenin gerçeği değiliz. Asıl bu ülkenin gerçeklerini, gerçek engelli bireylerini konuşmamız lazım. Bizler rol model olacağız, arkadan gelen engelli bireylerimizi de bir noktaya çıkarmamız gerekiyor. 

Ülkenin yüzde 10’u engelli. Engelli yurttaşlarımızı evlere hapsetmişiz.

Engelli bireylere öncelikle özgüven kazandırmak zorundayız. Bu da eğitimden geçiyor.

Engelliler haftasıyla sınırlı kalmamalı engellilerin sorunları. Engelleriyle her gün mücadele etmek zorunda bu insanlar.

Engelli öğrencilerin karma eğitime katılmaları önemli. 

Sayın Cumhurbaşkanımız desteğini bize her zaman hissettiriyor. Sadece Cumhurbaşkanımızın desteğini hissettirmesi yetmiyor. Ülkedeki herkesin içselleştirmesi lazım.

Üç Büyüklerin ligde olması ligin marka değerini artırdı. Bu markaları engelli sporlarına çekebildiğiniz zaman daha başarılı oluyorsunuz ve daha çok kişiye ulaşabiliyorsunuz.”