Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) hegemonyası aşındıkça, dünyadaki diğer ülkeler, kendi aralarında ikili, çoklu, bölgesel ilişkileri daha rahat, kararlı ve kapsamlı biçimde geliştiriyorlar. Bu ilişkilerde, ticaret öncü rol oynuyor. Çin’in bu kapsamda attığı adımlar ise dikkat çekiyor.

Örneğin; kısa süre önce Çin ve İran arasında imzalanan 25 yıllık kapsamlı stratejik iş birliği anlaşması hem iki ülke ilişkileri açısından hem de bölgesel iş birliği açısından önemliydi. Öyle ki, Batı medyası iki ülke ilişkilerinin düzeyini; Çin’in İran’da yapacağı yatırımların yelpazesini, 400 milyar dolarlık anlaşmanın hacmini; Çin’in İran’dan indirimli fiyattan alacağı petrolün miktarını aktarırken, endişeliydi. Bazıları, bu sayede İran’ın ABD yaptırımlarının yarattığı baskıyı hafifleteceğini yazdı. Bazıları, bu yolla İran’ın dışlanmışlığı, kuşatılmışlığı yarmaya başladığını söyledi. Bazıları, anlaşmanın, ABD’ye karşı açıkça bir meydan okuma olduğunu belirtti.

Çin’in, Orta Doğu’daki hamlesi, İran’la yaptığı anlaşmadan ibaret değildi. Bölgenin en eski ve çözümü en zor sorunlarından olan Filistin meselesinde de önemli bir hamle yaptı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bölgeye yaptığı ziyarette, Filistin ve İsrail’den barış yanlılarını Çin’de görüşmeye davet etti. Tarafların, Çin’de dolaysız müzakere yapmalarından memnun olacaklarını söyledi.

Dahası, Çin’in, Körfez İş Birliği Konseyi üyesi ülkelerle de ilişkileri gelişiyor. Konseye üye ülkeler, Kuşak ve Yol projesine katılıyorlar. 2020 yılında Çin ve Konsey üyeleri arasındaki ticaret hacmi, 160 milyar doları bulmuştu. Çin, Körfez İş Birliği Konseyi’nin en büyük ticaret ortağı olmuştu. Çin ve Konsey arasında, serbest ticaret bölgesi için de müzakereler sürüyor.

ASYA’NIN BATISINDAN DOĞUSUNA

Geçen yılın önemli gelişmelerinden olan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması da (RCEP) hızla ete kemiğe bürünüyor. Çin onay işlemlerini tamamladı. Tayland, Çin’in ardından anlaşmayı onaylayan ikinci ülke oldu. Diğer imzacı devletler de 2021 yılı bitmeden, onay sürecini tamamlayacaklarını açıkladılar. Böylelikle, anlaşmanın 1 Ocak 2022’de yürürlüğe gireceği öngörülürken, 2012 yılında ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) tarafından başlatılan RCEP’nin, 15 üye ülkenin katılımıyla, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesi olduğunun bir kez daha altı çizildi. RCEP üyesi 15 devletin toplam nüfusu 2,27 milyar; Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) 26 trilyon dolar; toplam ihracatı 5,2 trilyon dolar. 2020’de, 2,6 trilyon dolarlık ihracat yapan Çin’in, RCEP üyesi ülkelere ihracatı ise 698,4 milyar dolardı. Bu; Çin’in toplam ihracatının yüzde 27’siydi. RCEP üyesi ülkelerden Çin’in yaptığı ithalat ise 775,4 milyar dolardı ve Çin’in toplam ithalatının yüzde 38’ini oluşturuyordu.

Bu gelişmeler sıklıkla vurguladığımız üzere şunu gösteriyor; güç merkezi, batıdan doğuya, Atlantik’ten Avrasya’ya ve Asya Pasifik’e kayıyor. Ticari ilişkiler üzerinden gelişen ilişkiler, şekillenen ittifaklar, ülkeleri daha cesur davranmaya, ABD etkisini sorgulamaya yöneltiyor. Dünyadaki güç merkezlerinin, kutupların artması, küçük ve orta boy ülkelerin de manevra sahasını genişletiyor.

Barış Doster