Xinhua

Tibet özerk bölgesinin ulusal milletvekilleri ve siyasi danışmanları, Çin’in diğer bölgelerinden de gelenlerle birlikte Beijing’de gerçekleş “İki Toplantı”da ülkenin kalkınma planlarını tartışmaya katılıyor.

Böyle bir demokratik pratik 1951’den önce bölge için düşünülemez bir şeydi. 1951’de barışçı biçimde kurtuluşu, 1959’daki demokratik reform ve Tibet Özerk Bölgesi’nin 1965’te kurulması bölgede dikkate değer bir kalkınmanın ve oradaki bütün etnik gruplardan insanların hayatlarının iyileşmesinin önünü açtı.

Güneybatı Çin’deki bu plato bölgesi, bu yıl barışçı biçimde kurtuluşunun 70. yıl dönümünü kutlayacak. Tibet’teki insanların, önemli ölçüde artmış kazanma, mutluluk ve güvenlik hissine sahip olarak, kutlayacak çok şey var. Bölgede mutlak yoksulluğun geçen yıl ortadan kaldırılması, bölgenin geçen 70 yılda Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) liderliği altında ekonomik, toplumsal ve insan hakları alanlarındaki tarihsel ilerlemesinin sadece bir örneği.

Kalkınmadaki tarihsel sıçraması ile Tibet’teki insanlar daha iyi bir hayata kavuştu. Yoksulluktan kurtulanlar artık gıda, giyecek, konut, eğitim ve sağlık bakımı ihtiyaçları konusunda endişelenmeyecekler. Bölgede 15 yıl bedava eğitim veriliyor. Bunun yanı sıra, geleneksel kültür etkin biçimde korundu ve miras alındı, tıp ve sağlık hizmetleri büyük ölçüde iyileşti.

BARIŞÇI KURTULUŞ TİBET’İN TOPLUMSAL KALKINMA TARİHİNDE ÇAĞ AÇICI BİR DÖNÜM NOKTASI

Ancak bazı Çin karşıtı dış güçler, kasten bu dikkate değer ilerlemeye gözlerini kapatıyorlar. Ayrıca Tibet’le ilgili sorunları Çin’in iç işlerine karışmak için kullanmaya devam ediyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), geçen yıl aralık ayında kabul edilen, sözüm ona “Tibet Politikası ve Destek Yasası 2020” örneğin, kötü niyetle Tibet’in toplumsal gelişmesini çarpıtıyor, temelsiz suçlamalar yöneltiyor, Çin’in etnik ve dini politikalarına kara çalıyor ve insan hakları ile din bahanesiyle yaşayan Budaların normal yeniden doğum süreçlerine müdahale ediyor.

Gerçek şu ki, 1951’deki barışçı kurtuluş Tibet’in toplumsal kalkınma tarihinde çağ açıcı bir dönüm noktası oluşturdu. 1959’daki demokratik reform, serflerin çok az gıda, yetersiz giyecek ve hiç insan haklarına sahip olmadığı ve toplumun en alt basamağında umutsuzca mücadele ettikleri ve ayrıcalıklı hükümet yetkilileri ile lamaların kitlesel sömürü ve baskısına maruz kaldıkları Tibet’te, asırlardır devam eden eski feodal serflik sistemini ortadan kaldırdı.

Barışçı kurtuluştan önce, Tibet’te hiç kara yolu yoktu. Bugün, tren yolları ve havaalanlarının yanı sıra, bölgedeki kara yollarının toplam uzunluğu 120 bin kilometreye yakın. Tibet’in nüfusu 1959’da 1,23 milyondan 2019’da 3,5 milyona çıktı ve etnik Tibet halkı bölgenin toplam nüfusunun yüzde 90’dan fazlasını oluşturuyor. Tibet’te ortalama ömür beklentisi 2020’de 1951’deki rakamı ikiye katlayarak, rekor bir seviyeye, 71,1’e ulaştı.

Bugünün Tibet’ini etnik birlik ve dini ve toplumsal uyum tarif ediyor. Tibet Budizmi pratiklerinin yapılacağı 1787 yer ve Tibet’te yerleşik 46 binden fazla rahip ile rahibe var. Geleneksel dini faaliyetler normal olarak devam ediyor.

Antik zamanlardan itibaren Tibet Çin’in ayrılmaz bir parçasıydı ve Tibet etnik grubu Çin ulusunun ortak kaderi paylaşan ortak bir üyesiydi. Çin, dini özgürlük, insan hakları ya da ne olursu olsun herhangi bir bahane ile, asla bölgenin dini işlerine hiçbir biçimde, hiçbir düşmanca yabancı müdahaleye ya da hiç kimsenin bölgenin istikrar ve refahını bozmasına izin vermeyecektir.