Haber: Hüseyin Şuekinci

İki İngiliz takımı Chelsea ile Manchester City arasında 29 Mayıs Cumartesi günü İstanbul’da oynanması planlanan Şampiyonlar Ligi maçının Türkiye’den alınması gündemde.

Şampiyonlar Ligi‘nin ikinci finalistinin de bir İngiliz takımı olmasından yaklaşık 36 saat sonra İngiltere, Türkiye Cumhuriyeti’ni seyahat sınıflandırmasında kırmızı kategoriye aldı.

Yapılan bu çiğ hamlenin ne kadar ucuz ve ahlaksız bir siyasi operasyon olduğunu dört madde özetliyor:

1- İngiliz hükümetinin finalist takımların futbolcularına dönüşte karantina muafiyeti vermemesi ve bu yüzden neredeyse İngiltere Milli Takımı’nın yarısının Euro 2020’yi kaçıracak olması.

2- Vakalar 60 binken kırmızı listeye alınmayan Türkiye’nin vakalar 25 bine düşmüşken kırmızı listeye alınması.

3- Avrupa Süper Ligi’nin oluşmasına engel olmaları nedeniyle her istediklerini dikte edebileceklerine inanmaları.

4- Finale çok kısa bir süre kala, bile isteye futbola siyaset üzerinden müdahale etmeleri.

Kısacası cuma akşamı alınan bu seyahat kararıyla UEFA’ya şantaj, Türkiye’ye ise operasyon yapmaya kalktılar.

UEFA, finali Wembley’e alırsa hem bu şantaja boyun eğmiş olacak, hem de gelecekte aynı yolu izlemeleri için diğer tüm finalistlere yol açmış olacak.
UEFA, muhtemelen finalin Porto’ya alındığı açıklayacak. Türkiye ise 2023 Şampiyonlar Ligi finali ile yakın takvimli bir organizasyonun daha finalini alacak.
Yaşananlar, pandemiyle ilgisi olmayan ve şark kurnazlığının Batı’dan daha net yapıldığına güncel bir örnek teşkil ediyor.

TFF ŞANTAJA BOYUN EĞECEK Mİ?

İngilizler, Green Zone olarak adlandırılan bölgelerden Porto’yu final için aday gösterdi. UEFA, finali belli sayıda taraftarla tarafsız sahada oynatmayı planladığı için bu bölgeyi tercih ediyor. Gerek TFF gerekse Spor Bakanlığı bu oldubitti karşısında sessiz.

TFF, UEFA’nın “Finali, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında verelim” havucuna olur mu verecek, yoksa “Usul, esastan önce gelir” düsturundan hareketle İngilizlerin bu çiğ bir o kadar da küstah hamlesine, gereken cevabı mı verecek? Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

*UEFA’nın resmi bildiriminden önce kaleme alınmıştır.