CGTN / Bobby Naderi

Afgan hükümetinin Taliban’a karşı zemin kaybetmesi ve eyalet başkentlerinde çatışmaların başlamasıyla Afganistan’daki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordusunun eski başkanı Terörle Savaş’ın zaman harcamaya değdiğini “iddia etmenin imkânsız” olduğunu söyledi. Eski Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı ve Afganistan Savaşı Komutanı Stanley McChrystal, ABD’deki 9/11 Eylül saldırılarına karşılık olarak daima değişen terörist örgütlere ve gruplara karşı bitmeyen bir savaş başlatmanın “buna değmediğini” belirtti.

Bir Amerikalı generalin bu tür yıkıcı yargısı savaş çıkaran başkent Washington için bu zor zamanlarda düzmece savaşın ötesine geçmemesi için uyarıcı bir hikâye olmalıdır. İşte bu sebeple önceden üstünlüğü ele geçirmek adına ABD ve koalisyon ortakları Libya, Suriye ve Yemen’de aynı seviye harabeye yol açtılar.

Bugün hızla ileri sararken, ABD, silahlanma yarışlarını ve açık uçlu yabancı konuşlandırmaları ateşleyerek sonsuza kadar savaştan kâr etmeye devam ediyor. ABD, Çin ve Rusya’yı kışkırtarak, Venezuela’da hükümet değişikliğini zorlayarak, Küba’da daha fazla yaptırım uygulayarak ve Asya-Pasifik bölgesinde askeri varlığını artırarak daha da ileri gitti. 

NE BARIŞ NE DE ZAFER 

Amerika’nın özgürlükten veya Amerika’dan nefret edenlere karşı yürüttüğü bu Haçlı Seferi’nin, onların talihsiz ülkelerini yaşayan bir kâbusa ve uluslararası cihatçılar ve mezhepçi çatışmalara üreme alanı haline dönüştürmesi şimdi anlatılan hikâyedir. “Demokrasi ve özgürlük” ihraç etme hevesiyle, savaş gönüllüsü Washington dünyayı da istikrarsızlaştırdı. 

“Kargaşa İmparatorluğu” Afganistan, Irak, Suriye ve Yemen’de ne barış ne de zafer halinde olmasına rağmen, hâlâ güvenlik sigortası satmak bahanesiyle Güney Çin Denizi gibi diğer bölgelere gitme cüreti gösteriyor. Bu sürekli bir çılgınlık gibi görünüyorsa, şüphesiz bunun nedeni bölge ülkelerinin, hayali güvenlik kılıfları satanların değil, sadece kendi güvenliklerini dikkate almalarındandır. Açıkçası müdahalecilerin mevcut kriz arzının yükünü paylaşmaya niyetleri yok. Uluslararası hukuk, insanlığın kötü deneyimlerinin ana fikrini ve onları önlemenin çarelerini temsil etmelidir. Ancak ABD önceden üstünlüğü ele alma adına bu anlaşmaları ve yasaları ihlal etmeyi kasten seçiyor. 

TEHLİKENİN FARKINDA OLMAK

Terörle Savaş’ta yakıp yıkma gösterisi, bataklıktan kurtulmadaki yetersizlik, emperyalist yağma ve artan ekonomik-psikolojik maliyetler, ABD’nin dış politika zihniyetinden kurtulamadığı bugünkü savaşın korkunç gerçeklerinden sadece birkaçını gösteriyor. Diğer bir ifadeyle, terör savaşı tamamıyla bir ateşli rüya ve büyük ölçüde hayaldir. 

ABD’de bile terörizmi ve istikrarsızlığı akıl almaz bir ölçekte kaçınılmaz olarak körüklediği ilk kez gösterildikten sonra dünyanın ne kadar süreyle sonsuza kadar savaşın tekrarına tanıklık edeceği varsayılıyor? 

Sonuç olarak, bu korkunç savaş acımazlığın normalleştirilmesi, gözaltı uçuşları, işkence programları veya insansız hava araçlarıyla suikastlar yabancıların bir suçlama olmadan süresiz olarak gözaltında tutulmasıyla ilgiliydi. Aynı zamanda iç gözetim, tutuklama ve göçmenlere baskı, İslam fobisi, yabancı düşmanlığı ve ABD’de şişkin askeri bütçelerle de ilgiliydi. 

Savaşın mimarları, terörizmi insanlık için ısrarla bir tehdit olarak ilan etmekte haklılar, fakat hangi ülkelerin sadece farklı amaçları sömürmek için karışıklığın yaratılmasına yardım ettiğini söylemezler, bu amaçlardan biri Ukrayna ile Avrasya’daki Rus gücüne meydan okumak ve Washington’ın Müslüman dünyasında anlaşmazlık içinde olduğu İran’ı kontrol altına almaktı.

Biraz hesap yapılırsa, “işe yaramaz” Terörle Savaş Afganistan’da başladı ve başarısız oldu, ancak asla orada durmadı. Kaç kere isim değiştirilirse bile ortadan kaldırılmadığı sürece Orta Doğu’daki yıkıcı olaylar başka bir yerde akıl almaz çirkin şekillerde meydana gelebilir. Bu tehlikenin farkında olmak ve ona son noktayı koymak için yeterli amaca sahip savaş gönüllüsü Washington’ı bırakmalıdır.