CGTN / Timothy Kerswell

Soğuk Savaş perspektifine sahip bir avuç gelişmiş ülke mi küresel düzenin koşullarını belirler yoksa iş birlikçi bir dünya ve birlikte yaşamak mı kazanır?

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2021 Asya için Boao Forumu’nun (BFA) yıllık konferansının genel kurulunun açılışında yaptığı konuşmada, hegemonik düşünce, tek taraflılık ve Soğuk Savaş zihniyeti dâhil olmak üzere insanlığın süren refahına yönelik kritik risklerin altını çizdi. Xi, bir kez daha Çin’in ulusların egemenliğini ve çeşitliliğini ve insanlığın ortak hedeflerine ulaşmak için ortak çalışma yeteneklerini vurgulayan mesajını iletti.

Cumhurbaşkanı Xi, Çin’in, geri dönülmez bir şekilde çok kutuplu bir dünyaya dönüştüğümüze dair görüşünü açık bir şekilde ifade etti. Xi, konuşmasında üstü kapalı olarak, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) önderliğindeki son 30 yıldaki Batı hakimiyetinin artık sona erdiğini belirtti. Bu gerçeğe rağmen hem küresel yönetişim açısından hem de bazı tarihsel olarak ilgili güçlerin gelişmekte olan ülkelerin egemenliğine yönelik tutumlarında bir bilinç gecikmesi var gibi görünüyor.

“Bugünün dünyasında hegemonyaya değil adalete ihtiyaç var.” ifadesi, geçmişin değerli bir eleştirisi olarak hareket etmekle kalmıyor, aynı zamanda insani ihtiyaçlara dayalı iş birliğinin ileriye dönük yoluna da işaret ediyor.

“Başkalarına patronluk taslamanın veya başkalarının içişlerine karışmanın” kimseye destek getirmeyeceğini söylemek, yine de istek uyandıran bir ifade olabilir, çünkü Birleşik Devletler ve onun komplo kurmaya hevesli dalkavukları eski alışkanlıklarından kurtulmakta zorlanıyor.
Bu küçük grup, Xinjiang, Hong Kong ve Taiwan meseleleri yüzünden Çin ve aynı zamanda Rusya, Suriye, İran ve Kuzey Kore gibi diğer yerlerdeki yakın zamanda gösterdiği davranışlarından anlaşılacağı üzere, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etme fırsatından zevk alıyor gibi görünmektedir.

Yine de, Xi’nin ifade ettiği düşünce doğrudur. “Uluslararası toplum” kavramı, Batılı güçler tarafından, fikirlerini küresel görüşler olarak temsil etmenin bir yolu olarak sıklıkla suiistimal edilmektedir. Bununla birlikte, gerçek uluslararası topluluk, gelişmekte olan ülkelerin ve dolayısıyla dünya halkının ezici çoğunluğu, Çin’in ve onun egemenlik ilkesinin kararlı savunuculuğunu destekliyor.

“BUGÜNÜN DÜNYASINDA HEGEMONYAYA DEĞİL ADALETE İHTİYAÇ VAR”

Kuşkusuz, bugün bildiğimiz haliyle uluslararası sistem, Batılı güçler tarafından ve onlar için yapılmış bir kurumsal tasarımdı. Xi haklı olarak, uluslararası sistemin değişen uluslararası duruma göre gelişmesi gerektiğini belirtti. Özellikle, Asya’nın canlılığı ve önemi, uluslararası kurumların çalışma biçiminde yeterince temsil edilmiyor. Ancak Çin ve Asya’nın geri kalanı yetişmek için Batı’yı beklemiyor. İster BFA gibi forumlarda, ister Xi’nin konuşmasında olsun, yaklaşan ikinci Asya Medeniyetleri Diyaloğu Konferansı’nda duyurulduğu üzere, 21. yüzyılın yükselen ülkeleri zengin tarihlerini ve kültürlerini ve aynı zamanda yönetişim kapasitelerini inşa ediyor ve paylaşıyorlar.

Xi, konuşmasında bir uyarı notu olarak aynı zamanda tek taraflılığın zorluğuna da atıfta bulundu. Uluslararası kurumlarda aşırı temsil edilmesine rağmen, ABD ve onun müşteri devletleri, ABD çıkarlarına yeterince hizmet etmekte başarısız oldukları takdirde bu kurumları hızla harekete geçireceklerini gösterdiler.

Üniversite yıllarımda, ABD’nin yaygın küresel muhalefete karşı Irak’ı işgal ederek Orta Doğu’yu nasıl daha kötü hale getirdiğini çok iyi hatırlıyorum. ABD’nin 2020’de Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) çekilmesinde görülebileceği gibi, o zamandan beri pek bir şey değişmedi.

ABD Başkanı Joe Biden bu kararı tersine çevirirken, cesur bir kişinin emin bir şekilde çıkarak ABD’nin tek taraflılığının sonunu gördüğümüzü söylemesi gerekir. Buna rağmen, hem Xi’nin konuşması hem de BFA gibi kurumlar, daha işbirlikçi bir gelecek olasılığına giden yolu işaret ediyor.

Covid-19’un baskısı altında mücadele etmeye devam eden birçok ülke ile Çin’in virüsü kontrol etmekteki başarısı, istikrarın bir direği olarak hareket etmesini sağladı. Xi’nin konuşması, Çin’in diğer ülkelerle iş birliği yapmaya ve dünyayı daha müreffeh bir yola döndürmeye istekli ve muktedir olduğuna dair önemli noktaya işaret ediyor.

Covid-19 salgınına yanıt olarak yeşil kalkınma ve iş birliğini teşvik etme yoluyla iklim değişikliğini ele alma çabaları gibi pratik adımlar, hegemonyayı geçmişte bırakarak dayanışma ve gerçek çok taraflılık inşa etmek için fırsatlardır.