CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki ilk zirvenin iki ülke arasında bir siyasi ilerlemeyle ya da ilişkilerin hızlıca yeniden rayına oturmasıyla sonuçlanacağına dair hiç kimse herhangi bir hayale kapılmamıştı. İki ülke arasında çok fazla çatışma alanı bulunuyor. Ancak bu durumda bir ilerleme, özellikle iki ülkenin içinde bulundukları mevcut siyasi iklim altında kendi başına bir ilerleme değildir.

Rusya seçime müdahale, Alexei Navalnıy’ın siyasi olarak cezalandırılması ve üst seviyedeki Batılı hükümet ve işletmeleri etkileyen siber saldırılarla suçlanmıştı. Diğer yandan ABD, Moskova’nın içişlerine müdahale olarak nitelendirdiği Rusya’ya yönelik yaptırımları artırdı ve ABD Başkanı Joe Biden, ABC News kanalına verdiği röportajda Rusya liderinin “bir katil” olduğunu düşündüğünü söyledi.

Cenevre’de olanlar bu çatışmaların geride kaldığını gösterdi. Bu yakınmalara birkaç kez değinerek, iki liderin ikili ilişkilerdeki kanamayı durdurduğu görüldü. Biden, Rusya’nın ABD’ye daha çok benzeyeceğine dair herhangi bir yanılgıya kapılmadı. Bunun yerine, Biden istikrarlı ve öngörülebilir ilişkileri amaçladı. Zirvede belki de en önemli görüş alışverişi siber güvenlik etrafında döndü. Biden Rusya’yı, ABD’ye yönelik bir dizi siber saldırının arkasında olmakla suçladı ve ABD’nin karşılık vereceği konusunda uyarıda bulundu. İlginç biçimde, siber faaliyetler konusunda moratoryum için bastırmadı, ancak bunun yerine önemli altyapıya saldırmak gibi hangi alanlarda saldırı faaliyetlerinin yasak olduğu konusunda iki tarafın anlaşmasını önerdi.

Bu dikkate değer, çünkü ABD, müttefikleri ve rakipleri hakkında bilgi toplayarak siber casusluk konusuna son derece ilgili. Amerikalı muhbir Edward Snowden’a göre, bu gözetleme faaliyeti siyasi bilgi toplamayla bitmiyor, aynı zamanda ABD’nin ticari çıkarlarına yardımcı olmak için ABD’li olmayan şirketlerden veri toplamayı da kapsıyor. Ve kısa süre önce, bir kez daha Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sürekli olarak ABD istihbarat servisleri tarafından izlendiği ortaya çıktı.

Putin de benzer bir pragmatik ruh halindeydi. Putin’in özellikle, ABD’nin Rusya’yı daha “demokratik” ve “piyasa odaklı” yapma girişimleri konusunda dikkatli olması için güçlü sebepleri var. Ruslar, Batı’nın tavsiye ettiği finansal “şok tedavisinin” ekonomilerinde yol açtığı karmaşa ve finansal yıkım yıllarını net hatırlıyorlar. Bu kontrolsüz piyasa reformları, büyük miktarda varlıkların Rus devletinden oligarklar olarak bilinen bir avuç zümreye transfer edilmesine yol açtı ve çalışan insanların tasarruflarını yok etti.

BİR ÜLKE İÇİN İŞE YARAYAN SİSTEM BAŞKA BİR ÜLKEDE İŞLEMEYEBİLİR

Putin’in kalıcı popülaritesi ve Rusya’nın istikrarı, Putin’in oligarkları kontrol altına alması ile ülkede düzeni ve ekonomik istikrarı sağlamasının sonucudur. Biden, demokratik değerlerin ve temel özgürlüklerin savunulması konusunda süslü açıklamalar yaptı. Ancak ABD’nin “demokratik değerler” ve “temel özgürlükler” için herhangi bir çağrıda bulunması Rusya’da herhangi bir ilgi görmüyor.

Bu ayrıca, Putin’in, Biden’ın Navalnıy ile ilgili konuşmasına niçin bu yılın başında ABD Kongre binasına yönelik saldırıya yol açan ABD’deki siyasi istikrarsızlığa atıfta bulunarak karşı çıktığını açıklıyor. Putin Biden’a, “Bizim gördüğümüz, düzensizlik, yıkım, yasaların ihlali ve diğerleriydi. ABD’ye anlayışla yaklaşıyoruz, ancak bunun topraklarımızda olmasını istemiyoruz ve bunun olmasına izin vermemek için elimizden geleni yapıyoruz.” dedi.

Zirveden sonra Putin, Biden için “çok dengeli, profesyonel bir kişi” diyerek övgüyü ve dokunaklı alayı karıştırdı fakat “Bu kesinlikle, birbirimizin gözlerinin içine bakarak bir içtenlik hissettiğimiz veya ebedi dostluk yemini ettik demek değildir.” ifadesini kullandı. Ve Biden, Putin’in Rus halkının yüksek menfaatleri için hareket edeceğini kabul etmiş gibi görünüyor. Her iki taraf zirvenin başarılı olduğunu ilan etti ve büyükelçilerin görevlerine dönmelerini ve sağlam bir nükleer silah anlaşmasında uzlaştı.

Rusya zaten ABD tarzı siyasi ve ekonomik reformları denedi ve bu bir felaketle sonuçlandı. Rusya, tarih, kültür ve her bir ulusun kendine mahsus gelişme yolundaki farklılıklar yüzünden bir ülke için işe yarayan sistemlerin başka bir ülkede mutlaka işlemediğini zor yollardan öğrendi. Ve Biden, ABD demokratik sistemine olan kişisel inançlarına rağmen, Rusya’nın kendi yolunda yürüyeceğini ve kendini bu yolun önüne koyamayacağını kabul etmiş görünüyordu. Biden’ın Rusya ile ilgili gösterdiği pragmatizmin bir kısmını diğer ülkelerle olan ilişkilerinde de yansıyacağını umuyoruz.