CGTN

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler’deki (BM) meşru konumunu yeniden kazanmasından bu yana 50 yıl geçti, ancak konumuna yönelik tehdit sürüyor.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin Halk Cumhuriyeti’nin BM’deki 50. yılını anma konuşmasını yapmadan sadece iki gün önce, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, ABD ve Taiwan’daki yetkililerin, “Taiwan’ın BM’ye anlamlı bir biçimde katılma ehliyetini desteklemeye odaklanan bir tartışma” için sanal olarak görüştüğünü bildirdi. Bu, ABD Başkanı Joe Biden’ın üç ay içinde ikinci kez ABD’nin, Çin ana karası “işgal ederse” Taiwan’ı savunacağını ilan etmesiyle, Taiwan Boğazı’nda haftalardır artan gerilimden sonra meydana geldi.

BM Genel Kurulu 25 Ekim 1971 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin BM’deki haklarını geri vermek için 2758 sayılı kararı kabul ettiği zaman, bu Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti temsilcilerinin Çin’in tek yasal BM temsilcileri olarak kabul edilmesi anlamına geliyordu. Taiwan bölgesindeki Kuomintang’ın önceki temsilcilerinin BM’yi terk etmesi, Taiwan’daki siyasi partilerin Çin’in yasal yöneticileri olarak uluslararası alanda tanınmasının sona erdiğine işaret ediyordu. Tek bir Çin vardır ve Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti onu yönetmektedir. Bu, Çin’in diplomatik ilişkilerini üstüne inşa ettiği temel olmuştur. “Tek Çin” politikası her ülkenin Çin ile ilişkisinin temelidir. 

“TEK ÇİN” POLİTİKASI HER ÜLKENİN ÇİN İLE İLİŞKİSİNİN TEMELİ 

Çin’in farklılıklar konusunda endişesi bulunmamaktadır, ancak herhangi bir ülkenin bağımsızlığı ve ulusal egemenliğine meydan okumasına hoş görülü olmayacaktır. Müttefiklerini Taiwan konusundaki pozisyonuna uyumlu olmaya zorlayan ABD, uluslararası temeli alt üst ediyor. BM Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisine sahip beş daimi üyesinden biri olarak, Çin’in BM’ye katılımı, ABD’nin küresel tekdüzelik için baskıcı tutumunun bastırdığı tüm seslerin korunmasının merkezinde yer almaktadır. Dünyanın tek süper gücü kurallara riayet etmez ve Çin’in pozisyonuna saygı göstermezse, etkililiği bütün üyelerinin, özellikle beş daimi üyenin iş birliğine bağlı bir örgüt olan BM’nin kendisinin işlevini yerine getirmesi sona erecektir. 

Çin Halk Cumhuriyeti’ni sıkıştırmak 50 yıl önce işe yaramadı ve bugün de işe yaramayacak. Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ülkelerinin konumunun yeniden elde edilmesi için çok çaba sarf ettiler ve onu savunmada da eşit derecede güçlü olacaklar. Barış ve kalkınma arayışındaki herkes onu savunmalıdır. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in, 25 Ekim’de bu vesileyle yaptığı konuşmada söylediği gibi, yarım yüzyıl Çin’in barışçıl biçimde geliştiği ve bütün dünyanın yararlandığı bir 50 yıl oldu. 

KÜRESEL SİSTEMİN İSTİKRARI HERKESE FAYDA SAĞLAR

BM’ye ikinci büyük katkıyı sağlayan ülke haline gelen Çin, BM’nin yıllık barış gücü bütçesinin yüzde 15’ini ve BM bütçesinin yüzde 12’sini karşılıyor. Çin aktif olarak bütün ülkeleri anlaşmazlıkları barışçıl biçimde çözmeye ve eylemleriyle yaşamaya teşvik ediyor. Sürekli olarak egemenliği konusunda kışkırtılırken bile, Çin Halk Cumhuriyeti askeri hareketleri halen son çare olarak görüyor ve sorunları barışçıl diyaloglar ve diplomasi yoluyla çözmeye çalışıyor. 

Çin, BM’yi savunmak ve içindeki haklı konumunu korumak için mümkün olan her şeyi yapacaktır. Bunu değiştirmek için herhangi bir tek taraflı eylemler, Çin ve Çin halkının sert savunmasıyla karşılaşacaktır. Son 50 yılda Çin’in ulusal koşullarında ve uluslararası toplumda önemli gelişmeler kaydedildi. Küresel sistemin istikrarı herkese fayda sağlar ve bu istikrarı sürdürmek herkesin görevidir.