İngiltere’de Boris Johnson hükümeti çok tartışılan bir karara imza attı. Hükümetin vergi mükelleflerinin ulusal sigorta katkılarında yüzde 1,25 artış yapılacağını duyurması büyük tepki çekti. Karara gerekçe olarak sağlık ve sosyal bakımda yaşanan finansman yetersizliği gösterilse de bu durumun 1970’lere dönmek anlamına geldiği yorumları basında geniş yer buldu.

Covid-19 pandemisinde artan harcamaların ardından İngiltere’nin önümüzdeki 20 yıl içinde yaşlanan nüfusla birlikte maliyetlerinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Buna bağlı olarak da sosyal güvence sisteminde yaşanacak sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor. Başarısız bir sağlık hizmetine liderlik ediyormuş gibi gösterilmek, muhafazakârların kaygı duyduğu bir durum.

Hastane bekleme listelerinin, insani ve siyasi felakete neden olmasından tedirginlik yaşayan Başbakan Johnson vergi tasarısı ile ilgili bir açıklama yaptı. Söz konusu artışla hükümetin Ulusal Sağlık Hizmeti’ne (NHS) daha fazla para yatıracağını ve ülkedeki uzun vadeli sosyal bakım sorunlarının çözüleceğini söyleyen Johnson, sosyal bakım reformu planındaki artış maliyetlerinin bireyler ile işletmeler arasında bölüneceğini ve daha çok kazananların vergiyi daha fazla ödeyeceğini dile getirdi. Tabii bu açıklamalar eleştirilerin önünü kesmeye yetmedi ve karara karşı tepkiler hız kesmeden devam etti.

SEÇİM MANİFESTOSUNUN İHLALİ

Johnson’ın sosyal güvenlik planının eleştirilmesinin bir nedeni de Covid salgınını gerekçe göstererek, vergileri artırmayacağı yolundaki seçim vaadini göz ardı etmesi. Zira bu karar, Boris Johnson’ın kazandığı son seçim öncesi yayımladığı manifestosunun ihlali anlamına geliyor. Johnson tepkilerin ardından yaptığı açıklamada, ek vergi kararının seçim manifestosundaki taahhütlerinin çiğnenmesi anlamına geldiğini fakat manifestolarında küresel bir pandeminin de öngörülmediğini belirterek, bir nevi alınan karara şartların kendilerini zorladığının aktardı.

Bir diğer eleştiri ise, alınacak önlemlerin personel sıkıntısı gibi pek çok sorunu çözmeyecek olması. Johnson her ne kadar vergiler ve atılacak adımların Ulusal Sağlık Hizmeti ile sosyal bakım ihtiyaçlarına gideceğini vurgulasa da muhalefet, kararı sağlık çalışanları ile bazı uzman kuruluşlar tarafından mali olarak yetersiz ve adaletsiz buldu.

Örneğin, ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer, toplanacak fonların Ulusal Sağlık Hizmetleri ve bakım hizmetlerinin uzun yıllardır var olan sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini kaydetti. Bunun üzerine Johnson, muhalefeti alternatif bir plan getirememekle suçladı ve “herhangi bir planın plansızlıktan iyi olduğunu” ifade etti.

MUHAFAZAKÂRLARA DESTEK AZALDI

Yine bir diğer eleştiri ise, bu planın, önümüzdeki yıllarda Birleşik Krallık’ta vergilerin en üst düzeyine çıkması anlamına geldiği ve bunun iktidardaki Muhafazakâr Parti’nin düşük vergi partisi olma geleneğinden uzaklaştığını göstermesiydi.

Yaratılacak ek kaynaklar, bu hizmete ihtiyaç duyan yetişkinlerin koşullarını iyileştirmeye yetecek mi bu konu hâlâ tartışılsa da planın söylendiği gibi uzun vadeli ve sürdürülebilir bir finansman sağlayacağı konusunda endişeler mevcut. Yaratılan fonlar, ihtiyaca cevap verebilecek mi, elbette şimdiden öngörüde bulunmak doğru değil ancak kesin olan bir şey var ki, İngiltere’de Muhafazakârlara destek azaldı. Yapılan son anketler, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Muhafazakâr Partisi, vergi artışından sonra seçimden bu yana en düşük destek seviyesini gördüğüne işaret ediyor.

Bu yeni katkı oranıyla hükümet, her yıl 12 milyar sterlinden fazla para toplamayı planlanıyor. Fakat bu kararla İngiltere’de reel vergi düzeyi İkinci Dünya Savaşı sonrası en yüksek seviyeye çıkacak. Dolayısıyla Boris Johnson’ın vatandaşların bakış açısını değiştirmesi ve onları ikna edebilmesi çok kolay değil. Başbakanın her zamanki ısrarlı adımları yeni bir Brexit bozgununa sebep olur mu, ilerleyen günler gösterecek.

Tuğçe Akkaş