CRI Türk Dış Haberler Servisi

ÇKP 100. yılına hazırlanırken hem Parti’nin başarıları hem de Çin ve ABD arasındaki rekabetin alacağı şekil merak ediliyor. Deneyimli diplomat ve bilim insanı Kishore Mahbubani, merak edilen soruları yanıtladı.

Kishore Mahbubani, Çin üzerine çalışan yetkin isimlerin başında geliyor. 36 kariyerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) gibi başarılar sığdıran ve şu anda Asya Araştırmaları Enstitüsü’nün seçkin üyesi olan Singapurlu diplomat Çin’in Global Times gazetesine kapsamlı bir röportaj verdi. “Çin Kazandı mı” isimli kitabı Çinceye çevrilecek olan diplomat Beijing ve Washington yönetimleri arasındaki stratejik rekabete ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) içinde bulunduğu siyasi iklime dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Röportajdan öne çıkan soruları ve yanıtların satırbaşlarını okuyucularımız için derledik:

Global Times (GT): Temmuz ayın, Henry Kissinger’ın Çin ziyaretinin 50. yıl dönümü olacak. İki ülke arasındaki buzları kıran gezi, Çin ve ABD arasındaki izolasyonu da sona erdirdi. Tarihe dönüp baktığımızda, özellikle Çin ve ABD ilişleri bu denli endişe verici durumdayken, bu tarihsel deneyimde ne öğrenebiliriz?

Kishore Mahbubani (KM): Kissinger’ın 1971 Temmuz’unda Çin’e yaptığı ziyaretin çığır açıcı olduğuna şüphe yok. Dünyaya çok önemli bir ders verdi. Dünyaya öğrettiği büyük ders, büyük güçlerin her zaman birbirleriyle konuşması gerektiğiydi. Farklılıklarınız ne olursa olsun, geçmişiniz ne kadar kötü olursa olsun, birbirinizle konuşmalısınız. Tabii ki, ABD ve Çin arasındaki tüm farklılıklar ve gerilimler bir ziyaretle çözülmedi. Buna karşın yüz yüze görüşme ile iki ülke arasında anlayış gelişti. Bu büyük bir atılımdı. Kissinger’ın 1971 yılının Temmuz ayında Çin’e yaptığı ziyaretin tarihin akışını değiştirdiğine şüphe yok. ABD ve Çin arasındaki çok sayıda farklılığın olduğu böyle bir zamanda da taraflar umarım birbiriyle konuşmaya devam ederler.

GT: Washington’da bugünlerde birçok kişi “panda kucaklayıcısı” olmadığını söylüyor. Sormak isteriz bugün Kissinger gibi buzları eritmeye yardımcı olacak bir siyasi figür olacak mı?

KM: ABD’deki sorun “panda kucaklayanların” olmaması değil. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sorun, artık Richard Nixon ve Henry Kissinger gibi büyük stratejik düşünürlerin olmamasıdır. Richard Nixon ve Henry Kissinger’ın büyük jeopolitik zihinleri vardı. Tüm dünyaya bakıp tüm dünyanın karmaşık bir satranç tahtası olduğunu anlayabilirlerdi. Bu nedenle, tüm parçaları çok dikkatli bir şekilde hareket ettirmek zorunda kaldılar. Bugün, Washington’da sahip olduğumuz şey muazzam miktarda entelektüel tembelliktir. Bu entelektüel tembellik, Francis Fukuyama’nın her şeyi siyah veya beyaza indirgeyen “Tarihin Sonu” adlı denemesinin bir sonucuydu. Oysa bugünün dünyası çok daha karmaşık tarihin sonu yerine tarihin geri dönüşünü görüyorsunuz.

Gerçekten şok edici olan, birçok büyük ABD’li düşünürün tarihsel bilgi eksiliğidir. ABD’nin son 30 yıldır sahip olduğu tek kutuplu dünya düzenindeki sapmayı anlamıyor gibiler. Şimdilerde çok daha zengin bir dünya olacak çok kutuplu sisteme dönüyoruz.  Bu ABD’nin küresel olarak çok daha akıllı bir oyun kurması gerektiği anlamına geliyor. İşte Nixon ve Kissinger’ın yapabildikleri buydu. Bugün Washington’da eksik olan jeopolitik meseleler üzerine karmaşık ve uzun vadeli düşünebilme eksiliği. Bazı Amerikalı düşünürler bunu görüyor. Quincy Enstitüsü Başkanı Andrew Bacevich, “İktidarın iç çevrelerinde hüküm süren anıtsal kibir ve cehalet, Amerikalıların küresel düzendeki yerlerini yanlış anlamalarına neden oldu.” dedi. Bu nedenle, bugün Washington’daki gerçek sorun Henry Kissinger gibi figürlerin artık olmamasıdır. Bunun yerine grinin farklı tonlarını görmemek gibi basit bir düşünceleri var. ABD’nin bugün temel sorunu budur. Bu arada bunu G7 toplantısında da gördünüz. ABD Başkanı Bide dünyadaki yarışın Demokratlar ve Otokratlar arasında olduğunu söyledi. Bu sadece siyah ve beyazın olduğu bir düşünce dünyasının örneğini gösteriyor. Bu zihniyet artık bir anlam ifade etmiyor çünkü dünya bugün çok karmaşık bir yer. Dünya üzerinde farklı hükümet biçimler var. Her ülke kendi yönetim biçimini bulmak zorundadır. Her ülkenin ya beyaz ya da siyah bir çözümü olması gerektiği gibi fikirler tehlikeli ve karmaşık olmayan düşünce biçimlerinin örneğini teşkil ediyor.

GT: Biden yönetimi Çin’deki mevcut gidişatı tersine çeviremezse, bunun ABD-Çin ilişkileri ve dünya üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

KM: Önümüzdeki on yılda ABD-Çin rekabetinin ivme kazanmaya devam edeceğine şüphe yok. Bununla birlikte, Birleşik Devletler Çin’e karşı kampanyasını hızlandırırken bile, dünyadaki çok az ülkenin Çin’e karşı topyekûn bir kampanyaya katılmak istediğini görecektir. Bunu G7 toplantısında bile gördünüz. Bazı Avrupa ülkeleri ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü kampanyaya sözde destek verse de, özelde çekincelerini dile getirdiler. Almanya gibi birçok Avrupa ülkesi için Çin pazarı, Alman otomobilleri için Amerikan pazarından daha büyük bir pazar. Dolayısıyla Almanya, Çin’e karşı kampanyaya katılırsa, kendi ayağına kurşun sıkmış olur. Biden yönetimi kesinlikle Çin’e karşı kampanyasını hızlandırmaya çalışacak. Buna karşın yine ABD, çok az ülkenin Çin’e karşı bu kampanyaya hevesle katılacağını görecektir.

GT: ABD’nin Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) direncini hafife aldığını ve Batı’ya ÇKP’nin çöküşünü beklememesini tavsiye ettiğini söylemiştiniz. Sizce ÇKP’nin dayanıklılığı nereden geliyor? Batı’da ÇKP ile ilgili en büyük yanlış yargı nedir? Batı, ÇKP’yi anlamak için ön yargısını yenebilir mi?

KM: Batı’da ÇKP’ye dair en büyük yanlış algı, ÇKP’nin son 40 yılda halkın yaşam standartlarını diğer Çin yöneticilerinin 4 bin yıllık tarihinden fazla geliştirdiğini görememesinden kaynaklıyor. Bu süreçte 800 milyon Çinli mutlak yoksulluktan kurtarıldı. Çin’in şu anda 300 ila 400 milyonluk bir orta sınıfı var. Ne yazık ki, Batı’daki pek çok kişi ÇKP’nin ne yaptığını anlamıyor. Neyse ki, Harvard Kennedy School Ash Demokratik Yönetişim ve Yenilik Merkezi yakın zamanda ÇKP hakkında bir çalışma yaptı. Titiz bir akademik ve hakemli araştırma süreci bize Çin halkı arasında hükümete verilen desteğin 2003’te yüzde 86’dan 2016’da yüzde 93’e nasıl yükseldiğini gösterdi. Bu güvenilir bir Amerikan akademik çalışmasıdır.

Kishore Mahbubani: Washington’da sahip olduğumuz şey muazzam miktarda entelektüel tembelliktir.

ABD’nin yaptığı bir diğer büyük hata da ÇKP’nin önemli şekilde değiştiğini ve uyum sağladığını anlamamasıdır. Bu nedenle, örneğin, ÇKP dünyadaki en meritokratik siyasi partilerden biridir. Partiye alımlarda en iyi insanları seçer. Bu durum birçok Amerikalı tarafından kesinlikle bilinmiyor. ÇKP’nin nasıl değiştiğini ve benimsendiğini anlamıyor. ÇKP’yi halkın geçimini ne derece geliştirdiği açısından değerlendirirseniz, muazzam bir iş çıkardığı hakkında şüphe duymazsınız. Sanırım ÇKP bu nedenle Çin’de popülerliğini koruyor. Kimileri ÇKP’nin halkı baskıladığı için iktidarda olduğunu düşünüyor. Abartmadan söylüyorum Amerikalılar buna inanıyor. Durumun aslında tam tersi olduğunu anlamıyorlar. ÇKP iktidarda çünkü Çin halkının geçimini iyileştirdi ve Çin halkının desteğini almaya devam ediyor.

GT: Çin ile ABD arasında askeri bir çatışma olursa, Rusya gibi diğer ülkeler nasıl tepki verecek?

KM:  Çoğu ülke Çin ile ABD arasındaki bir savaşa dâhil olmak istemez. Böyle bir savaşın pek olası olmadığını da ekleyeyim. İki nükleer güç arasındaki bir nükleer savaşta kazanan ve kaybeden yoktur. Bir kaybeden ve bir de kaybeden vardır. Hem Çin hem de ABD bir nükleer savaşta birkaç şehri kaybeder. Bu yüzden bir savaş kesinlikle çılgınlık olurdu. Bu aynı zamanda diğer ülkelerin Çin ile ABD arasında bir nükleer savaşa dâhil olmamasını da açıklar.