Asif Durrani

Kabil Havaalanı’na 26 Ağustos’ta düzenlenen ve 13 Amerikan askeri dâhil 170’ten fazla kişinin ölmesine ve 200’den fazla kişinin yaralanmasına yol açan iki intihar saldırısı, Afgan başkentinin Taliban’ın kenti kontrol etmesine rağmen halen saldırılara açık olduğunu sert biçimde hatırlattı. Saldırılar ayrıca IŞİD-H’nin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askerleri Afganistan’ı terk etse de gerçek bir tehdit oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu.

Medyadaki haberlerde, ABD’nin, saldırıyı üstlendiği bildirilen IŞİD-H teröristlerinin intihar saldırılarından birkaç gün önce bir güvenlik uyarısı yayınladığı belirtildi. Yabancı askerlerin çekilmesinin Taliban’ın da kabul ettiği bir tarih olan 31 Aralık’ta tamamlanması planlanmışken, böyle saldırılar Taliban ve Amerikalılar için kötü bir işaret. İntihar saldırıları sadece Kabil Havaalanı üzerinde değil, gelen günler ve haftalarda her yerde ağır tehditlerin olduğunu gösteriyor. Birçok şey Taliban’ın Afganistan’daki El Kaide ve IŞİD-H’yi nasıl kontrol edeceğine bağlı olacak.

Amerikalılar çoktan Taliban’a Trump yönetimi ile yaptıkları Şubat 2020 tarihli anlaşmaya göre, El Kaide ve IŞİD’in Afgan topraklarını kullanmasına izin vermemekle yükümlü olduklarını hatırlatmaya başladılar. Ancak ABD yönetiminin Taliban’ın üst düzey liderleri üzerindeki Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını kaldırmak için Birleşmiş Milletler’e (BM) başvurarak anlaşmanın kendi payına düşen kısmını yerene getirip getirmediği soruları gündeme geliyor.

İkinci olarak, Taliban diğer Afgan paydaşlarla kapsayıcı bir hükümet kurmak için görüşmelerle meşgul ve finansal yaptırımlara tabi. ABD Afgan Merkez Bankası’nın New York Federal Merkez Bankası tarafından tutulan 9 milyar dolarlık varlığını dondurdu. Uluslararası Para Fonu da Afganistan’ın acil rezervlerdeki 460 milyon civarındaki paraya erişimini engelledi.

AFGANİSTAN’IN KAMU HARCAMALARININ BÜYÜK KISMI BAĞIŞLARLA FİNANSE EDİLİYOR

New York Times’a göre, Kasım 2020’de 60’tan fazla ülke arasında varılan anlaşma kapsamında Afganistan’a gelecek 4 yıl içinde gönderilmesi gereken 12 milyar doların gönderilmesi de şüpheli. Afganistan’ın kamu harcamalarının neredeyse dörtte üçü bağışlarla finanse ediliyor ve bu Washington için müzakere koşullarını kabul ettirme konusunda güçlü bir kart. Taliban kontrolünü sağlamlaştırmakla uğraşırken, yaptırımların konması hükümet işlerini yürütmelerini daha da zorlaştıracak. Eğer Amerika ileri Taliban için zorlaştırmakta ısrarcı olursa, Taliban da teröristlere karşı eyleme geçmeyi yavaşlatmak da dahil işbirlikçi olmayan bir tutum takınabilir. Daha önemlisi, terörizmle mücadele uluslararası bir çabadır. Taliban’ın El Kaide ve IŞİD-H Afganistan’da yoğunlaşmış gibi terörizme karşı mücadele sözünü tuttuğunu düşünün. Bu durumda, bu örgütlerin hedef değil, ortak haline getirilmesi gerekir.

Taliban eğer yaptırımlara tabi olursa terörizmle ilgili yeni diyaloglara nasıl katılacağı ya da bu koşullarda nasıl iş birliği yapabileceği Amerikalı ve diğer paydaşların gereken önemi vermesi gereken konular. Anlaşılır bir şekilde, ABD ve büyük NATO ülkelerindeki iç politika özellikle geçen 20 yılda Afganistan’da bulunan ülkeler olmak üzere büyük başkentlerde şimdi çekilme sonrası tartışmalara neden oluyor. Hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar geri çekilme sorununun tarafsız desteğe sahip olduğunu göz ardı ederek birbirlerini şeytanlaştırıyorlar. Eğer Donald Trump yönetimi Taliban ile anlaşma imzalayıp, Taliban’ı anlaşmazlıkta bir taraf olarak kabul ettiyse, Başkan Biden de bu anlaşmayı tümüyle onayladı. Her iki yönetim de bunu yaparak Eşref Gani hükümetini yok saydı. Bu Gani hükümetine kullanım ömrünü doldurduğuna dair açık bir mesajdı.

Sonuç olarak, Afgan hükümeti çökmeye başladı, böylece bütün ülke fazla bir direniş göstermeden Taliban’a teslim oldu. Afganistan Ulusal Savunma Güçleri’ni (ANDS) teslim olmaya ikna edenin Taliban’ın gösterdiği ustalık mı yoksa Taliban’ın hızla ve gelişkin bir biçimde uygulanan askeri gücü mu olduğu soruları gündeme geldi. Fakat ABD’li yorumcular, Taliban’ın gösterişli geri dönüşünün arkasındaki nedeni bulmaya çabalıyorlar.

EKONOMİK DURUM KAMUOYUNUN TALİBAN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİ DOĞRUDAN ETKİLEYECEK

Hiç şüphesiz Taliban için gerçek deneme şimdi iktidardayken başlıyor. Taliban büyük etnik grup ve dini azınlıkların kimliklerine sahip çıktıklarını ve merkezileşmiş bir başkanlık sistemine rağmen geçen 20 yılda bulundukları bölgelerdeki kontrollerini güçlendirdiklerini anlamış olabilir. Eğer Taliban “kapsayıcılık” adına kendi iradesini empoze etmeye çalışırsa ve diğer etnik ve dini gruplar aynı rahatsızlıklarla karşı karşıya kalırlarsa, Taliban’ın karşılaşacağı muhalefet hız kazanabilir. Her ihtimalde, bu hoşnutsuz gruplar ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Hindistan gibi dış güçlerden destek almak isteyebilir.

Taliban’ın liderlik ettiği bir yönetimin karşılaşacağı en önemli zorluk ülkenin ekonomik durumudur. Ülkenin ekonomik durumu kamuoyunun Taliban hakkındaki görüşlerini doğrudan etkileyecektir. ABD zaten Afganistan’ın 9 milyar dolarlık rezervlerini dondurarak Taliban’ı eğer etnik ve dini azınlıklara karşı uzlaşmaz bir tutum takınırsa zorluklar yaratmak niyetinde olduğu konusunda uyarmış oldu. Ancak ABD ve müttefikleri ve Gani hükümetinin eski yetkilileri, nüfusun yüzde 60’ının yoksulluk sınırı altında yaşadığı ülkenin ekonomik trajedisini açıklamak zorunda kalacaktır. ABD’nin Afgan silahlı kuvvetlerini kurmak ve ulus inşası için 146 milyar dolar harcadığı iddiaları kötü bir durum ortaya koyuyor. 

Ülkenin uluslararası toplumun Afganistan’la 20 yıllık ilgilenmesine rağmen neden istikrarsız olmaya devam ettiği ve insani bir krizle karşı karşıya kalma tehlikesi içinde olduğunu görmek için gerçeklerle yüzleşilmesi gerekiyor. Bir zamanlar nefret edilen ve küçümsenen Taliban geri döndü ve sıradan Afganlar uluslararası bağışların insafına bırakıldı.

Aslında, insani krize olağanüstü temelde yanıt verilmesi gerekir. Uluslararası insani yardımın seferber edileceği belirsizken, Afganistan’ın yakın komşularının zayıf durumdaki Afgan nüfusunun, özellikle çatışmalarda hiçbir rolü olmayan ama çatışmalardan en büyük zararı gören kadınlar ve çocukların acil ihtiyaçlarını karşılamak için müdahale etmesi gerekecek. Aynı şey harekete geçip milyonlarca Afganı açlık ve salgından kurtarması gereken uluslararası toplum için de geçerli.  Aynı zamanda, Afganistan’da barış ve güvenliği sağlamlaştırmak için Taliban ile uluslararası düzeyde bir diyalog da dâhil diğer önlemlere de gerek var.