CGTN / Wang Jin

Birçok gözlemci, Mart 2011’de krizin ortaya çıktığı Suriye’nin bir zamanlar Arap Baharı’nın parçası olduğuna inanıyordu ve Tunus, Libya ve Mısır’da olduğu gibi siyasi dönüşüme tanık olacağı düşüncesindeydi.

Bununla beraber Suriye, on yıllık bir iç savaşın ardından, Orta Doğu’daki istikrarsızlıkların ve rekabetlerin merkezi haline geldi. Suriye krizinin, içinde ve dışında pek çok engel olduğu düşünüldüğünde, çözümü hâlâ zor. Hiç kimse yakın zamanda Suriye’deki huzursuzluğun biteceğini düşünmüyor.

Suriye, Batı müdahalelerinin yanlış yanılsamasının başarısızlığına tanık oldu. “Suriyelilere yardım”, “demokrasi” ve “eşitlik” sloganları atan Batı, 2011 başlarında Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeye başladı ve Suriye krizini uluslararası bir savaş alanına çevirdi. Bununla birlikte, müdahale çıkarları azalan Batı’dan gelen insani yardım ve destek çok sınırlı kaldı.

Suriye krizi uluslararası yardımın acil ihtiyacını ortaya koyuyor. Savaştan kaçan yaklaşık 5,5 milyon Suriyeli diğer devletlere sığınırken, 6 milyon Suriyeli yerlerinden oldu ve ülkelerinin diğer şehir ile illerinde yeni hayatlar bulmak zorunda kaldı. Uluslararası yardım, Suriye içindeki ve dışındaki mülteciler için yeterli değil. Barış inşası çabaları, en yoksul aileler için geçim kaynakları oluşturmanın yanı sıra toplulukların daha dirençli hale gelmesini desteklemeye odaklanmalıdır.

ORTA DOĞU’DAKİ EN KÖTÜ KRİZLERDEN BİRİ

Suriye krizinin diplomatik çözümü bölünmelerle engelleniyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve bölgedeki büyük güçler tarafından organize edilen uluslararası toplum, Suriye krizini diplomatik kanaldan sonlandırmanın yollarını bulmayı umuyor. Bunlar arasında BM tarafından düzenlenen Cenevre Barış Süreci, Rusya, Türkiye ve İran tarafından düzenlenen Nur Sultan Barış Süreci ve Rusya tarafından düzenlenen Soçi Barış Süreci olmak üzere üç büyük diplomatik mekanizma yer alıyor.

Bu krizin bedelini Suriye halkı ödüyor. İnsani durum kötüleşmeye devam ediyor. Milyonlarca insan komşu devletlere ve Avrupa’ya sığınmak için ana vatanlarını terk etmek zorunda kalırken, evlerinde kalan Suriyeliler çökmekte olan ekonomi, yiyecek kıtlığı, eğitim yoksunluğu ve Covid-19 salgınının yıkıcı etkisinden acı çekiyor.

Suriye krizi, 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana Orta Doğu’daki en kötü krizlerden biri haline geldi ve ABD ile Avrupa Birliği’nin (AB) çok katmanlı yaptırımları, Suriye içindeki yeniden yapılanma çabalarını kesintiye uğrattı. Suriye unutulmamalı ve göz ardı edilmemeli, on yıldır süren trajedi tekrarlanmamalı.