Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, spor gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Okçulukla ilgili iki başarılı sonuç alındığını hatırlatan Üstün, “Başarılı milli okçumuz Mete Gazoz, Antalya’da devam eden Açık Hava Avrupa Şampiyonası ve 2020 Tokyo Olimpiyatları Kıtasal Kota Turnuvası’nda altın madalya kazandı. Antalya’da düzenlenen Açık Hava Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda da Makaralı Yay Erkek Milli Takımımız altın madalya kazandı.” dedi.

VOLEYBOLDA MİLLİ TAKIMLARIN MAÇLARI DEVAM EDİYOR

Voleybolda Milli Takımların maçlarından bahseden Üstün, “Erkek voleybol milli takımımız galibiyetlere devam ediyor. Belarus’u ve Portekiz’i de yenerek beşte beş yapan millilerimiz Avrupa Altın Ligi’nde bitime bir maç kala grup lideri olarak dörtlü finale kalmayı garantiledi.

Kadın voleybol milli takımımız da ilk iki haftayı altıda altı ile kapatmıştı. Üçüncü haftaya da Taiwan’ı 3-1 yenerek başladık. Ancak sekizince karşılaşmada daha önceleri pek de zorlanmadığımız Dominik Cumhuriyeti’ne mağlup olduk. Nazar boncuğu olsun diyoruz. Bugün de Rusya ile karşılaşacağız. Başarılar diliyoruz.” diye konuştu.

FENERBAHÇE’YE ŞİKE KUMPASI DAVASI SONUÇLANDI

Spor yorumcusu Üstün, Fenerbahçe’ye Şike Kumpası davasının sonuçlanması ile ilgili de şunları söyledi:

“Haftanın en önemli olayı Fenerbahçe’ye Şike Kumpası davasının sonuçlanması oldu. Kumpası tezgâhlayan ve icra eden üst düzey isimler binlerce yıla varan cezalar aldılar.

Eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca 1406 yıl, dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç 74 kez ‘haberleşmenin gizliliğini ihlal’, 86 kez ‘iftira’ ve 148 kez ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlarından toplam 1972 yıl 10 ay, ‘Futbolda şike’ soruşturma sürecini başlatan eski polis memuru Lokman Yanık, ‘silahlı terör örgütüne yardım etmek’, 91 kez uygulanmak üzere ‘iftira’ ve ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlarından toplam 161 yıl 8 ay hapis cezası aldılar.

Kumpas mağduru olan Fenerbahçe eski yöneticileri yeniden yargılama sonucunda beraat etmişlerdi.  Halen bu kararın Yargıtay tarafından onaylanması bekleniyor. Yargıtay başsavcısı da kararın onaylanması yönünde mütalaa vermişti.

Elbette kumpası kuranlara verilen cezalarla ilgili temyiz vs.. süreçleri olacaktır. Tüm sürecin bitmesinin ardından Fenerbahçe Kulübü ve mağduriyet yaşayan diğer kişiler bu kumpasa bilerek ya da bilmeden dâhil olan tüm kurum ve şahıslara tazminat ve ceza davaları açacak. Bu konu defalarca dile getirildi.

Burada ilginç olabilecek konu, Avrupa ile ilgili. Gazeteci Lube Ayar, Fenerbahçe’nin o dönemde Nihat Özdemir tarafından geri çekilen CAS davasının bir feragatname içermediği için yeniden açılabileceğini söyledi. Konuyla ilgili hukukçuların görüşlerini bekliyoruz. Kulübün bu yönde bir niyeti olup olmadığını henüz bilmiyoruz, ancak bu ifadeden dava yolunun açık olduğunu anlıyoruz.

Bir diğer Avrupa ayağı da UEFA. Dönemin UEFA yetkililerinin neredeyse tamamı farklı konularda yolsuzluktan ya hüküm giydi ya da soruşturmaları sürüyor. Yani pek de sütten çıkmış ak kaşık değil hiç birisi. Spor hukukunun adli hukuka göre farklı işlediğini, farklı yöntemlerle kara verdiğini biliyoruz. Ancak 3 Temmuz sürecinin başından beridir bu davaların içinde olan avukat Savaş Adalet son kararın ardından şunları söyledi:

‘UEFA ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kararları açısından mahkeme kararı spor hukuku, UEFA ve TFF’yi bağlamaz. Ancak bunun tek istisnası var; sahte delil! Bugün mahkeme resmi evrakta sahtecilik ve iftira olduğuna karar verdi. Yani artık UEFA ve TFF kararlarının hukuken iptali an meselesi.’ Konuyu anlatırken verilen cezalardan bahsetmiştim. Resmi belgede sahtecilik defaatle geçiyor.  Sahte delillerle verilen cezaların bozulması için gerekken şartlar oluşmuş durumda.

Dünya medyasının önde gelen kuruluşları dava haberini ‘Fenerbahçe’ye şike kumpasını kuranlara binlerce yıllık ceza’ şeklinde verirken Türk medyası haberi -istisnalar hariç- Fenerbahçe’nin adını kullanmadan vermeyi tercih etti. Habercilik açısından yüz karası bir durum.

OLAYLI ANADOLU EFES-FENERBAHÇE BEKO MAÇI

Türkiye Basketbol Süper Ligi’ndeki olaylı final serisine de değinen Üstün, “Birkaç yayın önce keyifli bir seri olmasını umuyorum demiştim, maalesef olmuyor. Tabii burada Türkiye Basketbol Federasyonunun da (TBF) büyük hatası var. Son olaylı maça atanan hakem Zafer Yılmaz 2009 yılında Banvit-Efes maçında gözlemci raporuyla maçı Efes lehine ‘bilinçli olarak” kötü yönetmekten beş maç ceza almış bir isim. Böyle bir suçlamayla ceza alan bir ismin nasıl hala hakemlik yaptığı da ayrıca sorgulanacak bir durum. Sporda yeri bile olmamalı. Beş maçla nasıl bitiyor bu işler? Yine çok tartışmalı kararlar çıktı maçta. Melih ile Singleton kavgasında oyunda değilken sahaya giren Fenerbahçeli birçok oyuncu ve idari kadrodan ismin diskalifiyesine rağmen, yine oyunda değilken sahaya girmiş olan Anadolu Efes’ten Simon ve Moerman’a göz yumulması tartışmaları artırıyor.

TBF’de bu konuyla ilgili alelacele kararları da açıkladı. İşin komiği bu kavga dövüşe rağmen men alan hiçbir sporcu ya da yönetici yok. Bir takım eyyam para cezalarıyla olayın üstü örtülmüş.” açıklamasında bulundu.

MHK BAŞKANI SERDAR TATLI’NIN AÇIKLAMALARI

Merkez Hakem Kurulu (MHK) başkanı Serdar Tatlı’nın basına yansıyan açıklamalarını değerlendiren üstün, “MHK Başkanı Serdar Tatlı, hafta sonunda bazı açıklamalar yaptı. Özetle hakemlerden de VAR hakemlerinden de memnun olduğu izlenimini edindim. Aynen bu şekilde ve aynı kadrolarla devam edeceklerinin sinyalini verdi. Hatalarını göremeyen ve düzelmeye çalışmayan bir kurul ile önümüzdeki sezon da ciddi hakem skandallarıyla olacak demektir. Allah hepimize sabırlar versin.” dedi.

TFF’DEN YENİ KARARLAR

Behçet Üstün, son olarak da TFF’nin geçen hafta aldığı yeni karalara ilişkin de “Geçen haftanın önemli bir konusu da TFF’nin yabancı oyuncu sayısıyla ilgili açıkladığı karar oldu. Böylece Süper Lig takımları 19 yıl içinde 16 farklı yabancı kuralı ile mücadele etmiş olacaklar. Ayrıca takımların geçtiğimiz yıllardan gelen sözleşmeleri bulunuyor. TFF’in bu kararına göre parasını ödediğiniz bazı oyuncuları kenarda oturtmak zorunda kalıyorsunuz. Bu tarz kararların -doğru ya da yanlış- belli bir vadeye yayılması gerekiyor ki kulüpler de buna göre planlama yapabilsinler. Ne yazık ki Türk futbolunu yönetenler pek de umurlarında değilmiş gibi bir inat içindeler. Kararın ardından birçok kulüp buna karşı olduklarını açıkladılar. Kulüpler Birliği de hafta içinde TFF ile bu konuyu görüşecek. Umarım bu kararı iptal ettirebilirler.” ifadelerini kullandı.