CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Filipinler Dışişleri Bakanlığı, geçen hafta cumartesi günü, Dışişleri İkili İlişkiler ve ASEAN İşleri Müsteşar Vekili Elizabeth Buensuceso ile Çin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Wu Jianghao’nun başkanlık ettiği Çin ve Filipinler arasındaki görüşmeleri “dostane ve samimi” olarak nitelendirdi. Görüşmeler, endişeleri azaltmak ve farklı bakış açılarını belirlemek amacıyla yapılan girişimlerle Güney Çin Denizi’nin dinamikleri ve denizcilik faaliyetleri üzerinde süregiden farklılıklara odaklandı.

Konuşmaların ana hatları, üstlenilen tarafsızlık duruşunun tartışıldığı alanlar ve Güney Çin Denizi’ndeki önemsiz jeopolitik yerine niçin stratejik aklın bölgesel istikrar için önemli olduğunun vurgulandığı gelecekteki eylem planlarıydı. Sorunlar varsa, kamplaşma politikaları dikkate alınmadan iki taraflı olarak tartışılmalıdır. 

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte Nikkei Asya’nın Geleceği Konferansı’nda, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgedeki hem kışkırtıcı hem de istikrarı tehlikeye atan deniz varlığına göndermede bulunarak, “büyük güç rekabetine” çekilmeyi reddetti. Bu tür rekabetin, gerçekte kamplaşma siyaseti izlenirse kolayca alevlenebilecek, uzun süredir devam eden güvenlik sorunlarına nasıl gereksiz karmaşıklıklar eklediğine işaret etti.

Bu yüzden, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyesi ülkeler gibi bölgesel ülkelerin Güney Çin Denizi’ndeki askeri güçleri takviye etmeyi, doktrinler, tatbikatlar ve sorunları ikili ya da bölgesel mekanizmalar aracılığıyla tartışması uygundur. Beijing ile Manila zaten, 2016 yılında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Filipinler Devlet Başkanı Duterte tarafından oluşturulan İkili Danışma Mekanizması’nın (BCM) altıncı toplantısında bu tür ruhu göstermişti. 

BCM gibi mekanizmaların varlığı genellikle Amerikalı analistler ve ana akım medya tarafından dışlanırken, sıklıkla Filipinler ile Çin ilişkisini rekabet ve ideolojik çatışmalardan biri olarak görmekle tamamlanan bölgedeki Çin önerileri şeytanlaştırıldı. Bu kusurlu bir hesaptır. Gerçek şu ki, kamplaşma siyaseti Güney Çin Denizi sorununu çözmeyecek, ancak Doğu Asya paydaşlarının coğrafi yakınlığı ve doğrudan barışta payı olabilmeleri dikkate alındığında samimi biçimde konuşabildikleri ikili mekanizmalar veya bölgesel forumlarda çözülecek. 

KAMPLAŞMA SİYASETİ GÜNEY ÇİN DENİZİ SORUNUNU ÇÖZMEYECEK

Manila Dışişleri Bakanlığının diyaloğu, gerilimleri azaltmak ve kaygı verici konularda birbirlerinin farklı konumlarını anlamada tek yol gibi düşünmesi şaşırtıcı olarak görülmemeli. Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki konumu, eleştirilen Sahil Güvenlik Yasalarının doğasının savunma olduğu yönündeki inkâr edilemez gerçekliğine rağmen, ABD’de genellikle sabıkalı olarak görülmüş ya da yayılmacı olarak etiketlenmiştir. Ve ABD’nin, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin denizde yol alması gibi denizcilik faaliyetleri ortaya çıkan gerilimlere katkıda bulunan unsurları nasıl oluşturuyor.  

Bu tür ince ayrıntılar, Filipinler gibi bölgesel devletlerin kışkırtıcı ortamlarda irin toplamasına izin verilen şüpheleri hasıraltı ederek ve güven açıklarını kapatarak stratejik aklı çalıştırmayı gerektirir. Çok uzun süredir, Güney Çin Denizi’ndeki gerginlik konusundaki standart anlatı, Beijing’in serbest ticareti ve denizciliği bozduğu yönündeki Çin karşıtı unsurların papağan gibi tekrar ettiği yanlış düşüncelere katılarak Çin’i küçümseyen bölge devletlerinin görüşlerine odaklandı. BCM yoluyla yapılan tartışmalar, bunun yerine tarafsızlığın çürümesine yol açar.

Ek olarak, yağmacılara karşı samimiyetin varlığı ve acımasız bir eylemin varlığı, iki ülke arasında derin bir anlayışı oluşturmak için önemlidir. Devlet Başkanı Duerte’nin, bakanların Çin konusunda sorumsuz yorumlar yapmasını yasaklaması endişeleri giderme ve iki ülke arasındaki potansiyel güçlü yönlerin sinerjisini oluşturma yönünde doğru yönde atılmış bir adımdır. Güney Çin Denizi’nde Filipinler’i gözeten 2016 yılındaki tahkim kuralı, Filipinler Devlet Başkanı Duterte tarafından değersiz olarak tanımlandı. 

Bununla birlikte Güney Çin Denizi’ndeki temel durum olduğu gibi kalır. Bölge devletleri arasındaki sorunlar sadece, ABD müdahalesi, baskı taktikleri ya da jeopolitik yokluğunda çok taraflı forumlarla ikili veya bölgesel olarak çözülebilir. Bölge, mevcut Biden yönetiminin bölgeye yönelik eğilimine kin, ön yargı ve pervasız Çin düşmanlığının eklendiği Trump dönemi politikalarını göğüsledi ve Çin’in rolü genellikle, Taiwan liderliğinin sunduğu gerçekleri inkâr eden zayıf iddiaları yansıtıyor. 

Bu tür rakiplikler, çok sayıda bilim insanının küresel çapta bölgesel anlaşmazlıklar konusundaki çatışma çalışmalarının tekrarladığı temel bir görüşün aksini ispatlamanın peşinde koşmuştur. Buraya kadar sorunları çözme girişimleri yerel prizmaları ya da Güney Çin Denizi konusunda, bölgesel veya ikili prizmaları kapsamalıdır. Bu görüşmeler doğru yönde atılmış bir adımdır.