Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 24 Nisan’da beklenen açıklamasını yaptı. Emperyalistlerin bir yalanı olan ve yıllardır Türkiye’ye karşı kullanılan sözde soykırım iddialarını, 24 Nisan’daki konuşmasında “soykırım” olarak tanımladı. Anımsayalım, yıllar önce, Avrupa Parlamentosu da benzer bir açıklama yapmıştı. Türkiye’nin, asla gerçekleşmeyecek olan Avrupa Birliği (AB) üyeliği için, adeta fiilen bir şart olarak masaya getirmişti sözde soykırım iddialarını. ABD ile AB emperyalizminin bu tutumu, hem kendi kirli ve kanlı geçmişlerini örtbas etme çabasından hem de Türkiye üzerinde baskı kurma gayretinden kaynaklanıyor.

Meseleyi tartışalım.

AB Müzakere Çerçeve Belgesi’nin 8. maddesi şöyle: “Müktesebat, hukuki bağlayıcılığı olsun olmasın, AB çerçevesinde onaylanmış kurumlar arası anlaşmalar, önergeler, açıklamalar, tavsiyeler, bildirgeler, ortak tutumlar, sonuç bildirgeleri gibi tüm belgeleri kapsar”. Bu yönüyle, Avrupa Parlamentosu’nun 28 Eylül 2005’te aldığı karar, bağlayıcı olduğu gibi, sözde soykırım iddialarının tanınmasını, Türkiye’nin AB üyeliği için, ön şart olarak dayatıyor. Türkiye’nin yapması gereken, Müzakere Çerçeve Belgesi’nin, Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu duyurmak ve müzakerelerden çekilmekti. Türkiye bunu yapmadı.

Türkiye, yıllardır ABD başkanlarının, 24 Nisan’daki konuşmalarında “soykırım” ifadesini kullanıp kullanmayacaklarını tartıştı. ABD de bunu, Türkiye’nin tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi sallandırdı. ABD’nin eski başkanlarından Ronald Reagan 1981’de “soykırım” ifadesini kullanmıştı. Aradan 40 yıl geçti, bu kez Joe Biden aynı ifadeyi kullandı. Hem de Türkiye-ABD ilişkilerinin çok gergin olduğu bir dönemde. Belli ki ABD’nin Türkiye karşıtı siyaseti daha da ivme kazanacak.

Ermenistan ve Ermeni diasporasının, özellikle 1965 yılından itibaren, yani tehcir kararının 50. yılından başlayarak, Batı’da bu yönde yoğun çaba gösterdikleri görülüyor. Türk diplomatlarının şehit edilmesi; Türkiye’nin önüne Kürdistan projesinin konulması ve Türkiye’nin de Kürt devletine razı olması için baskı altına alınması; 1974 sonrasında ABD ile yaşanan gerilim; Asala terörü biter bitmez PKK terörünün başlaması, hep 1970’lerden sonra yaşanan gelişmeler olarak dikkat çekiyor.

MÜCADELE YÖNTEMİNDEKİ ÖNCELİKLER

Emperyalizm; Türkiye’yi Balkanlaştırmak istiyor. İstikrarsızlaştırmaya, bölmeye, parçalamaya çalışıyor. ABD ile AB; Türkiye’nin taraf olduğu tüm ikili ve çok taraflı sorunlarda, Türkiye’nin karşısında konumlanıyorlar. Türkiye karşıtı tezleri destekliyorlar. Terör örgütlerine arka çıkıyorlar. Ayrılıkçı akımları teşvik ediyorlar. Aynı politikaları, Irak, İran ve Suriye’ye karşı, Rusya ve Çin’e karşı, Kuzey Kore, Venezuela ve Küba’ya karşı da izliyorlar.

Bu nedenle tehdidin kaynağını görmek çok önemli. Mücadele etmek için, öncelikle iç cepheyi güçlendirmek şart. Aynı tehdide maruz kalan devletlerle, bölge ülkeleriyle, mazlum milletlerle, üçüncü dünyayla dayanışmayı kuvvetlendirmek zorunlu.

Barış Doster