Avrupa Birliği (AB), İngiltere ve Kanada, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki sözde insan hakları sorununu bahane göstererek bazı Çinli kuruluş ve şahıslara yaptırım uygulama kararı aldı.

Aynı gün, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetimi de karara destek vererek Çinli iki yetkiliye yaptırım uygulanacağını açıkladı.

ABD’nin liderliğindeki sözde demokrasi ittifakının Çin’e yönelik yaptırımlarının, Çin’in uluslararası toplumdaki imajını karalamayı, Çin’in kalkınmasını engellemeyi amaçladığı herkesin malumu…

Çin hükümeti, Batılı ülkelerin ortaya attığı sözde “Xinjiang’da soykırım” iddiası konusunda defalarca açıklama yaptı. Birçok ülke, özellikle de gelişmekte olan ülkeler, Xinjiang konusunda Çin’den yana tavır aldı.

Bu noktada açıklanması gereken bir gerçek var: Son 40 yılda, Xinjiang’daki Uygur nüfusu iki kattan fazla artarak 12 milyon 800 bine, Uygurların ortalama yaşam süresi de yine iki kattan fazla artarak 72 yıla yükseldi. Uygurlar dâhil olmak üzere Xinjiang’da yaşayan tüm etnik gruplar yasalar doğrultusunda çeşitli haklara sahip. Son yıllarda, Xinjiang’da istikrar, güvenlik ve hızlı ekonomik gelişme sağlandı. Tüm bunlar, Xinjiang’da insan hakları durumunun gelişmesinde kaydedilen en büyük başarılar.

Peki, sözde “demokratik ülkeler” insan hakları konusunda neler yaptı? ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler, 400 yıl süren köle ticareti kapsamında 12 milyon Afrikalıyı mağdur etti. Bugün de ABD’de George Floyd olayında görüldüğü gibi, ABD’deki siyahi vatandaşlar hâlâ “nefes alamıyor”. Henüz birkaç gün önce, ABD’nin Atlanta kentinde meydana gelen silahlı saldırıda Asya kökenli altı kadın dâhil sekiz kişi öldürüldü.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD) tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İngiltere dâhil ülkelerin sistematik ırk ayrımcılığı sorunuyla karşı karşıya bulunduğuna işaret edildi.

ABD’nin liderliğindeki koalisyon güçleri, uluslararası hukuka aykırı olarak Afganistan ve Irak’ta sivilleri katlederek savaş suçu işledi. Bunun yanı sıra, Amerikan yerlilerine yönelik katliam, Nazilerin Yahudileri ve Fransız askerlerinin Cezayirlileri katletmesi insanlığın unutamayacağı örnekler.

ABD’nin Xinjiang’daki insan hakları durumuyla ilgili Çin’e yönelttiği suçlamalar, 2003 yılındaki Irak Savaşı’ndan önce Washington’un Saddam yönetimine kitle imha silahları hakkında yaptığı ithamlara benzetiliyor. Sonunda, Beyaz Saray’ın da Irak’a yönelik söz konusu suçlamaların gerçek dışı olduğunu kabul etmesine rağmen, bu süreçte ABD ordusu yalanlara dayanarak Irak’ı işgal etti, binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Irak hâlâ istikrara kavuşmuş değil.

Ancak Çin, ne Irak’a ne de Suriye’ye benzer. Batılı ülkelerin yaptırımlarına karşılık olarak Çin hükümeti AB’den dört kuruluş ve 10 kişiye yaptırım uygulamaya karar verdi. ABD gibi ülkeler bu siyasi oyunları oynamayı sürdürürlerse Çin de onlara eşlik etmek zorunda kalacak.