Aşı karşıtlığında sosyal medyanın rolü Yakın Gelecek programında ele alındı. Uzmanlar kutuplaşmanın ve duygularımıza hitap eden paylaşımların rüzgarına kapılmamak gerektiğin uyarısında bulundu.

Dünyada son yıllarda artan aşı karşıtlığı kendisini Covid-19 aşısında da gösterdi. Her gün yeni komplo teorileri ve yalanlar yayılıyor. Aşı karşıtı söylemlerin karşılık bulmasında sosyal medya ve iletişim mecralarının payı büyük.

Araştırmacılar, yankı odalarının sosyal medya grupları üzerinde bazı inançları körükleyebileceğini savunuyor. Facebook’ta bunu test etmek için bir araştırma yaptı. Washington Post’ta yayımlanan habere göre, aşı karşıtı paylaşımlara yönelik yapılan araştırma sonucunda Facebook’taki aşı karşıtlığından ufak bir grubun sorumlu olduğu tespit edildi. Facebook bu araştırmayı yaptı ama bir yandan da Facebook’un aşı karşıtlığını engellemediğine yönelik eleştiriler var. Robert F. Kennedy Jr’ın aşı karşıtı belgeselini Twitter ve Facebook’un yasaklamaması büyük tepki çekti. “Medical Racism” isimli belgeselin Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde hızla yayılması tepkilere neden oldu. Facebook konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kennedy’nin filmi kaldırıldı fakat Facebook hesabı kapatılmadı. Çünkü bu hesap platformun kurallarına aykırı çalışmıyor.” denildi. Twitter ise “Bu hesap Twitter kurallarını ihlal etmiyor. Twitter bütün yanlış bilgilere müdahale edemez. Önceliğimiz gerçek yaşamda zarara sebep olacak içeriklerdir.” açıklamasını yaptı. 

ÇAĞIN VİRÜSÜ: YANLIŞ BİLGİ

CRI Türk’te yayınlanan Yakın Gelecek programında konuyu masaya yatıran gazeteci İlkay Akkaya, aşı karşıtlığının sosyal medya üzerinden yayılmasının doğru bilginin hayati anlamını bizlere bir kez daha hatırlattığının altını çizdi. “Gerçek, ayakkabılarını giymeden yalan, dünyayı üç kez dolaşır.” sözlerini hatırlatan Akkaya, “Bu hıza yetişmek çağımızın problemi.” dedi.

Yakın Gelecek programında yalan haberden korunma yöntemlerini anlatan Doğrulama Platformu Teyit. Org Editörü Gülin Çavuş, kutuplaşmanın ve duygularımıza hitap eden paylaşımların rüzgârına kapılmamak gerektiği uyarısında bulundu.

Travma anlarının insanların korkularından beslenen dönemler olduğunu anımsatan Çavuş, “Yanlış bilginin zihnimize sızabildiği zamanlarda böyle dönemler oluyor. Korktuğumuz, endişelendiğimiz ya da duygularımızla verdiğimiz tepkiler bizi daha kırılgan hale getiriyor.” dedi.

Gülin Çavuş, yanlış bilgi ile mücadele yöntemlerini şöyle açıkladı:

“En başta eleştirel düşünme alışkanlığımızın gelişmiş olması gerekiyor. Dijital ortamda yaşanan her şeyin, her bilginin kaynağını sorgulamak ve bu bilgilerin nereden geldiğini anlamak lazım. Çünkü dijital çağ ile çok fazla veri ile karşılaşıyoruz. Enformasyona dönüştürebilmemiz içinde bizim o verileri daha anlamlı hale getirebilmemiz gerekiyor. Bunun içinde internetin, sosyal medyanın doğasını anlamamız lazım.

KUTUPLAŞMA YANLIŞ BİLGİNİN ZARARINI ARTIRIYOR

Kutuplaşmış toplumlarda yanlış bilgi çok daha fazla zarar verebiliyor. Sosyal medyada dolaştığınız yerler aslında sizin gibi düşünen insanlardan oluşan yerler. Buda sizin kendi inançlarınızın pekiştiği anlamına geliyor. Yani başka seslere kulaklarınızı tıkamış oluyorsunuz. Bu durumu besleyen bazı teknolojik etmenler de var. Örneğin; algoritmalar, botlar, trol aktiviteler gibi… Bu yüzden internetin çalışma mantığını daha fazla öğrenebilmeliyiz. En nihayetinde bu platformlar sizi daha fazla bu platform içerisinde tutabilmek, daha fazla para kazanabilmek için faaliyetler yürütüyorlar.

EMİN OLMADIĞINIZ BİLGİYİ PAYLAŞMAYIN

Bilgilerden şüphe etmek, kaynağına gitmek, paylaşan kişiden kaynağını sormak en basit yapabileceğimiz şeyler. Sakin kalıp o krizi daha fazla besleyecek bir adımda bulunmamak gerekiyor. Özellikle kriz zamanlarında emin olmadığımız bilgileri paylaşmamak lazım. Örneğin, bir görsel ile karşılaştığımızda bunun eskiden de paylaşılıp paylaşılmadığını anlamak için tersine görsel arama vs. gibi çok basit yöntemler var. Bahsi geçen bir haberin güncel olup olmadığını arama motorlarından kontrol edebilirler. Bunların hepsi çok basit şeyler ama yanlışın önüne geçmeye fayda sağlayacak şeyler.

SOSYAL MEDYA DİYETİ YAPMAK GEREKİYOR

Kriz zamanlarında sosyal medya diyeti yapabilmek gerek. Çünkü çok fazla bilgi ile karşılaştığımızda neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etmemiz daha da güçleşiyor. Doğru olduğunu bildiğiniz kaynaklara yönelmek bilgileri oradan almaya çalışmak kurumları takip etmek sağlık otoritelerini takip etmek bu tür dönemlerde çok kritik önem arz ediyor. Bilinmezliklerin çok olduğu dönemlerde komplo teorilerine yatkın hale geliyoruz. Her şey bu kadar basit olamaz, bu işin arkasında bir oyun olmalı gibi bir fikre itiyor. O yüzden bazı şeylerin çok daha basit çalışma prensipleri olabileceğini kabullenmek gerekir. Kutuplaşmanın ve duygularımıza hitap eden paylaşımların rüzgârına kapılmamak gerekiyor.”