Haber: Ersoy İrşi

Rap müziğin ülkemizdeki öncülerinden Fuat Ergin, “rap”in yıllar içinde kimi konularda çürüdüğünü kimi konularda olgunlaştığını belirtti. Ergin, son yıllarda rap’in popüler müziğin zirvesinde olmasını, pop müziğin kendini tekrar etmesi ve Z kuşağının apolitik, sistemle uyumlu tavrıyla rap’in birleşip poptan kalan boşluğu doldurmasının sonucu olduğunu vurguladı.

Türkiye’de rap müziğin öncüleri denilince aklımıza ilk gelen isimlerden biri, Fuat Ergin. Şarkıları kuşaklardan kuşaklara geçti. Müzisyenliği dışında rap’in öğretmeni de. 1990’lı yılardan bugüne rap dersleri verdi, üniversitelerde workshoplar düzenledi. Dünyanın önde gelen modern sanat müzelerinden MOMA’da kalıcı eseri bulunuyor.

Son yıllarda rap, popüler müziğin zirvesinde. Adeta rap’in olmadığı bir popüler ortam yok.

Fuat Ergin ile müzik yaşamını ve rap’in yükselen çizgisini, geçmişini, yıllar içinde yaşadığı değişimi konuştuk.

Siz, Türkçe Rap’in öncülerindensiniz. Müziğe başladığınızda, rap neydi, bilen sayısı çok azdı. Bu müzikle nasıl tanıştınız ve profesyonel olarak devam ettirmeye karar verdiniz?

Hiphop kültürünün bir öğesidir, rap. Benim ilk temas ve algılama yılım 1988. Şile’de yaşıyordum, Kubilay hemşehrim ve arkadaşım, Münih’ten 1988’de Şile’ye temelli dönüş yaptığında beraberinde hiphop kültürünü getirmiş ve bana aşılamıştı. 1980’lerin sonu ciddi budaklanma ve yeni akımların baş göstermeye başladığı bir dönemdir. Türkiye’de bilen azdı, demek daha doğru olur. Rap yapmaya 1991 yılı gibi karar verdim. 1999 yılında ilk solo albümümü çıkardım, öncesinde kompilasyon ve ‘DJ mikstape’lerine şarkılar verdim. 1999 yılında pozitif tepkilerin üzerine daha yoğun odaklanma kararı aldım.

“POPTAN GERİYE KALAN DEHLİZ DOLDU”

Son yıllarda rap artık geniş kitlelere ulaştı. Yıllar içinde farklı kuşaklar tarafından dinlenir oldu. Bu kadar ilgi görmesinin sebebi nedir?

Pop kendini tekrar etmeye başlayıp iyice bitince piyasanın yeni bir enerji bulması gerekti. Başka ülkelerde başarılı olan şarkıların neredeyse birebir kopyalanarak ve Türkçeye çevrilerek yapılan şarkıların tutması da formülün bir parçası. Sisteme karşı gelmenin bir anlamı olmadığına kanaat getiren Z kuşağı poptan geri kalan dehlizi doldurdu kanımca.

Türkiye’de rap yıllar içinde nasıl bir değişim geçirdi? Olgunlaştı, diyebilir miyiz, bu serüveni nasıl yorumluyorsunuz?

Şöhret ve statü düşkünü olmak yerine derinliği ve vicdanı olan, us dolu bir yoldu benim seçtiğim. Kendi gelişimime çok faydası oldu. Genel kültür seviyemi yükseltmek ve okul dışı bir dil daha ekleyebildim, kütüphaneme. Çocuklarla 1994’ten beri rap workshoplar yapıyorum. Onların kişisel gelişimlerine katkıda bulunma amaçlı workshoplar. Doğru orantıda öz güven aşılama, kelime haznesini yükseltme, sağlıklı ve doğal bir merak artı öğrenmeyi sevme amacı güden sosyo pedagojik bir çalışma. Genel anlamda ise rap yıllar içinde kimi konularda çürüdü kimi konularda olgunlaştı.

“RAP AKLIN VE KAPASİTENİN YANSIMASI”

Batı kaynaklı her popüler müzikte lümpenlik, lükse özenti, savurganlık, kadını metalaştırma gibi şeyleri çok fazla görüyoruz. Türkçe Rap’te de bu tip ögeler özellikle son yıllarda fazlaca yer alıyor. Türkiye’de rap’in kurucu isimlerinden biri olarak bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Her koyun kendi bacağından asılır lakin 7 mahalleye kokusu gider. Rap aklının ve kapasitenin bir yansımasıdır.

Rap asiliği, isyankârlığı temsil eder, görünüşte. Bir “sokak sanatı” diyebiliriz. Ama bugün daha pop halini de görüyoruz bir anlamda ”Sokaklardan plazalara taşınan rap” tabiri bile kullanabiliriz. Bu değişim nasıl oldu? Bu tarzdaki rap müziği nasıl yorumluyorsunuz?

Yaptığım şarkıları analiz etmenizi önereyim, hiphop ile rap yıllardır her kesimde dinlenen ve bilinen bir şeydir.

“DİSSLEŞME OLİMPİK BİR DÜŞÜNCEDİR”

Son dönemde rap’te kavgalar, gruplaşmalar dikkati çekiyor. Bunlar müziği ilerletiyor mu, yoksa Türkçe Rap’i bölen ve kitlelerin gözünden düşüren bir durum var mı?

Başından beri ayrışma ve dissleşme var. Müziği ilerleten şey o şahsın bilgi birikimi, tecrübesi ve yaratıcı kapasitesidir. Kimin gözüne girdim ya da gözünden düştüm kaygısı ile müzik yapmadım asla… İlk albümümün ismi o sebeple HASSİCKDİR? idi. Dissleşme olimpik bir düşüncedir. Cahiller akıl ile karşılaştıklarında dev ezinç hisseder ve arayı kapatmak için her türlü çirkinliğe başvurur. Çoğunluk ziyandadır. ‘Diss yapmak’ rap kültüründe vardır.

Dijitalleşmeyle birlikte müziğini dinletebilmenin de önü açıldı. Müzikal anlamda yetenek yansıtan ama teması, sözleri arabesk olan bir rap müzikle karşılaştığınızda alımlamanızın kıstasları neler oluyor? Bu tip işlere yaklaşımınız nasıl oluyor?

Müziğimizin altyapısına katkı üretilen tüm müziklerden işlenebilir. Dijitalleşme olmadan önce plak avına, CD avına çıkardık. Kütüphaneden bulurduk etnik ve daha nice türü. Mayanda ne varsa onu harmanlayabilir hiphop… Türkü ile de çok yakışıyor. 2007 yılında Cengiz Özkan ile ‘Pusat’ dizisi için türkü ile rap’i bir araya getirmiştik mesela.

“İLHAM ALDIĞIM ŞEYLERİN UCU BUCAĞI YOK”

Kalemizi besleyen kaynaklar nelerdir? Yazarken sizi neler tetikliyor?

Kalemiz… İlham aldığım şeylerin ucu bucağı yok…. Kâinat çok büyük ve dolu bir yandan. Adaletsizlik… Liyakatin olmaması… Doğaya davranış biçimi… ‘Homo sapiens’ kibiri…. Bir gezegen üstünde olup statüsel uçurumların bu denli büyük olması ve son derece keskin şekilde korunması… Bir şeye sahip olmanın hırsızlığa dönüşmüş olması ve konfor için tüm önem taşıyan değerlere sırt dönülmesi. Bu konular beni tetikliyor.

“TAKLİT ETMEZSEN ÖZGÜNLÜK GELİR”

Müzik tarzınız nelerden beslendi, özgünlüğünüz nasıl oluştu?

Hiphop kültürünü doğru anlamış biriyim, kodexlerini bilmek beni yönlendirdi. Başkalarını taklit etmezsen özgün bir tarz otomatikman gelir. Bizim kültürde kuraldır: Nobodybitinganybodysrhymesandupgradestyling…

Hayatta kendinize örnek aldığınız isimler, benimsediğiniz fikirler var mı?

Akıllı olduğunu anladığım, bilimsel açıdan çürütülemeyen her şey örnektir bana.

 

“YENİ ŞARKILAR KAPIDA”

Koronavirüs dönemi bir anlamda kendimize daha fazla zaman ayırma imkânı da yarattı. Bu dönemde üzerinde çalışmaya başladığınız yeni projeler oldu mu?

Kıyamet çok sıkıcıymış dedirtti, pandemi süreci. Bir zombi finali ya da meteor bayağı heyecanlı olurdu gibi durdu. Yeni şarkılar kapıda… Video klipler olacak… Konserlerin ve festivallerin başlamasını özledim. Ölene dek öğrenmeyi sevin çünkü sonunda ne kadar öğrensen bile bilinmezliğe kıyasla çok az bilgi sahibi olarak gideceksin…