21 yıl Moskova’da yaşayan Gazeteci Cenk Başlamış’a göre, 29 Eylül tarihli Erdoğan-Putin zirvesini değerlendirmek için elimizde çok az veri var. Zirvede ne konuşulanları anlamak için zamana ihtiyaç olduğunu kaydeden Başlamış, Soçi görüşmesi için en uygun başlığın “sessiz zirve” olduğunu söyledi.

Erdoğan-Putin zirvesine ilişkin birer cümlelik açıklamalar üzerinden atılan gazete manşetlerini fazla iddialı bulan deneyimli gazeteci Cenk Başlamış, bunların “dilek ve tahminler”den öte bir anlam taşımadığını belirtti:

“Bilginin olmadığı yerde ister istemez spekülasyon oluyor. Bu da çok alışıldık bir durum değil. Bu kadar yıldır Türk-Rus zirveleri yapılıyor. Şimdiye kadar böyle hiçbir açıklama yapılmadan bir zirvenin geride kaldığına pek tanık olmadık.”

Dünya Postası programına katılan gazeteci Cenk Başlamış, “İdlib, Türkiye ile Rusya arasında kangren haline gelmiş bir mesele.” dedi ve Moskova’nın Ukrayna ve Kırım konularında Ankara’nın izlediği politikadan “son derece rahatsız” olduğunu hatırlattı.

Türk-Rus ilişkilerinde 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesinin ikili ilişkilerde “dengeyi bozduğunu” düşünen Başlamış, bu konunun aradan uzun zaman geçmesine rağmen etkisini sürdürdüğünü kaydetti.

Başlamış ayrıca Soçi’de yapılan görüşmenin içeriğine ilişkin Rus basınında yer bulan şu ayrıntıyı aktardı:

“Kommersant gazetesinin Putin’e çok yakın olduğunu bildiğimiz muhabiri Andrey Kolesnikov’un bugün çıkan yazısında şöyle ilginç bir cümle var: ‘S-400 meselesi Suriye meselesinden de uzun konuşuldu.’ Bu konuda bir açıklama beklenebilir.”

İDLİB İÇİN YOL TÜKENİYOR MU?

İdlib konusunda Rusya ile yapılan ve Astana formatının ruhunu da yansıtan mutabakatların mantığı üç esasa dayanıyor:

  • Radikal terör unsurları ile “ılımlı” kategorisine giren örgütlerin ayrıştırılması
  • “Ilımlı” yapıların çözüm masasında yer alarak Suriye sisteminin bir parçası haline gelmesi
  • M4 ve M5 yollarının açılması suretiyle ülkedeki ana ticaret hattının yeniden canlanması

Türkiye’nin altına imza attığı bu ağır yükümlülükleri ne ölçüde yerine getirebileceği tartışmalı. İdlib ile çevresindeki grupların karmaşık yapısı ve bölgenin adeta küçük Afganistan’a dönüşmesi İdlib’de işleri bütün aktörler açısından karmaşıklaştırıyor. Suriye ordusunun Dera’dan İdlib’e yeni kuvvet göndermesi ve Rus ordusunun son iki ayda artan hava operasyonu temposu kimi yorumculara göre büyük bir askeri harekâtın hazırlık aşamaları.

29 Eylül tarihli zirveye kadar daha önce Soçi ve Moskova’da üzerinde tekraren uzlaşılan yukarıdaki üç maddeyi ilgilendiren konularda herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Türkiye’nin taahhütlerini yerine getiremediğini düşünen Moskova ve İdlib çevresinde güvenliği sağlamak için büyük güç tüketen Şam, artık bu konunun kapanmasını istiyor.

Gazeteci Cenk Başlamış da İdlib’le ilgili; “Bu sefer en son bu sorunun çözülmesi için bir anlaşmaya varılmıştır. Kesin olarak bir takvime bağlanmıştır. Eğer bu takvimin sonunda Türkiye Rusya’nın beklediği adımları atmazsa Rusya Suriye ordusuyla birlikte bu sorunu kendi eline alacaktır. Ben böyle bir izlenime kapıldım.” diyerek tahminlerini paylaştı.

Başlamış ayrıca Rus medyasında “Soçi’de iki taraf arasında bir anlaşmaya varılmış olabileceği ve bunu da önümüzdeki günlerde sahada görebileceğimiz” şeklinde yorumların yer aldığını da aktardı.

Başlamış son olarak ikili ilişkilerin geleceğine ilişkin “Sorun var ama o kadar çok çalışılabilecek alan var ki, bir şekilde iki ülke de bunlarla yaşamasını öğrendi zaman içinde. Tartıya vuracak olursak ilişkiyi koparmanın getireceği bedel çok daha ağır olacaktır. ‘Batı cephesinde yeni bir şey yok’ demek mümkün.” yorumunu yaptı.