Hüseyin Şuekinci’nin hazırlayıp sunduğu Spor Hikâyeleri’nin bu haftaki konuğu, Uluslararası Tekerlekli Sandalye Basketbol Hakemi Münir Gökmen’di.

Elektrik Mühendisi olan Gökmen, Uluslararası Tekerlekli Sandalye Basketbol Federasyonu (IWBF) ve Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu (TBESF) Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi. Münir Gökmen, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Lig Temsilciliği görevini de icra ediyor.

Spor Hikâyeleri’nde basketbol hakemi olmaya nasıl karar verdiğini paylaşan Münir Gökmen, sporun engel tanımadığını ve sporu engelli spor engelsiz spor olarak ayırmamak gerektiğini vurguladı.

Münir Gökmen’in engelli sporu üzerine yaptığımız söyleşinden öne çıkan başlıklar şöyle:

TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOLU MÜTHİŞ PERFORMANS GEREKTİREN BİR SPOR

Tekerlekli basketbol oynayan arkadaşlarımız öyle bir performans sergiliyorlar ki… Müthiş bir mücadele, müthiş rekabet ve performans söz konusu. O insanların mücadelesini çok takdir ediyorum. Bunu anlamak için en iyi şey,  o sandalyeye oturmaktan geçiyor. Herkese tavsiye ederim. Bunu yaptığınız zaman ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

OLAY SAHAYA ÇIKMAKLA BİTMİYOR, BÜYÜK BİR ÖZVERİ SÖZ KONUSU

Bir tekerlekli sandalye müsabakası oynanana kadar arkada müthiş bir hazırlık var. Bir takım eğer uçakla deplasmana gidiyorsa, havalimanına çok çok erken gitmesi gerekiyor. Oyuncuların çoğu mecburen sağlık ekibi eşliğinde uçağa bindiriliyor. Dolayısıyla uzun süren beklemeler söz konusu. 

OTELLERİN MİMARİSİ ENGELLİLER İÇİN UYGUN DEĞİL

Takımın bir otelde konakladığını düşünün. O otelin koşullarının tekerlekli sandalyeye uygun olması lazım. Çok güzel oteller yapılmış ancak bunları düşünmemişler. Bir otelin rampasından başlayan olay, odalardaki tuvaletlerin, oda kapılarının uygun olmasına kadar bir sürü yere yansıyor. Özetle, olay sahaya çıkmakla bitmiyor.

İŞ BİRLİKLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Bu iş ciddi bir organizasyon, iş birliği ve iyi niyet istiyor. Bunların herhangi bir noktasında kopukluk olduğu zaman organizasyon sekteye uğruyor. Türkiye, tüm olumsuzluklara rağmen, her sene üzerine koyuyor. Belediyeler, il spor müdürlükleri daha bilinçli. İnsanlarımız da daha bilinçli artık. Eskiden arabamı nereye park edeceğime çok dikkat etmezdim. Artık arabamı park ederken nereyi kapatıyorum diye kontrol ediyorum.

BU BİR SOSYAL POLİTİKA KONUSU

Altını çizmek istediğim bir konu var; engelli insanlar doğru yönlendirilirse iş hayatında müthiş verimli çalışıyorlar. Bu konudaki önyargılardan kurtulmak zorundayız.

ANTERENÖR YETİŞTİRECEK ANTRENÖRÜMÜZ YOK

Yıllar önce altyapılarla ilgili sorunlar konuşulurken eski Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım, ‘Bizim antrenör yetiştirecek antrenörümüz yok.’ ifadesini kullanmıştı. Çok doğru bir ifadeydi. Biz antrenörlerimize doğru formasyona veremezsek, antrenörden aldığımız çıktılar da düşük kalıyor. Bu kadar net bir konu.

ENGELLİLERLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERDE ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER OLDU

Eskiden engelliler hep arka planda tutulup gösterilmeme, nerdeyse saklanma durumundaydı aileleri tarafından. Hepimiz potansiyel bir engelli adayıyız. Yarın başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu saklama, geride tutma işi son yıllarda biraz kırıldı. Türkiye son yıllarda engelli sporlarında önemli başarılara imza attı. Devletin de bu konuda attığı önemli adımlar var. Anne babalardan ricam, bu gelişmeleri sıkı takip edip, doğru hamleleri yapmaya gayret göstersinler. Gerek iş ararken, gerek spor yaparken. Sporun kazandıracağı rehabilitasyon, rahatlama, moral motivasyon engelliler için büyük bir artı.

MEDYAYA DÜŞEN GÖREVLER VAR

Sayısal rakamlara girmeyeceğim ancak Türkiye’de engelli sayısı ki, buna ailelerini de katarsak çok büyük rakam söz konusu. İnanılmaz bir sayı. Medya bu anlamda çok önemli bir kitleyi kaçırıyor belki de. Sponsorlar engelli sporlarına girmeye başladı. Bedensel engellilerle ilgili canlı yayınlar arttıkça bu işin değeri de artacaktır. Bu çok önemli. Olumlu bir eğilim var. Hem medya için hem de şirketler için önemli bir potansiyel var.