CGTN

Giyim firması H&M, geçen yıl Xinjiang’dan pamuk tedarik etmediğini açıklayarak, güvenli bir şekilde oynadığını ve siyasetten kaçtığını düşünmüş olabilir. Ne de olsa Batılı şirketler para kazanmak için varlar ve siyaset yalnızca insanları böler ve müşterileri uzaklaştırır.

H&M açıklaması, firmayı tartışmalardan uzaklaştırmayı amaçlıyordu, ancak dünyanın en büyük ikinci giyim firmasının bu hamlesi muhteşem bir şekilde geri tepti. H&M’nin geçen yılki açıklamasının çarşamba günü gün ışığına çıkmasının ardından marka Çin’de düşüş yaşadı.

Bir gün içinde, tüm H&M ürünleri Çin’in başlıca e-ticaret platformlarından kaldırıldı. H&M bir gecede dördüncü en büyük pazarının dışında donduruldu ve Çin’deki 520 mağazasının geleceğinin ne olacağı ciddi bir şekilde şüphe içinde bulunuyor. H&M Çin’in yüz milyonlarca Çinli tüketiciye karşı “bu herhangi bir siyasi pozisyonu temsil etmeyen” yakışıksız protestosuna rağmen, Xinjiang açıklaması suratına bir tokat gibi indi. Onlara göre bu, H&M’nin Çinli insanların parasını kazanmak istediği, ancak Çin’e saygı duymadığı anlamına geliyor. Çinliler bunu yutmaz.

İki yıl önce lüks moda markası Dolce&Gabbana, ırkçı klişelere dayanan bir reklam kampanyası nedeniyle patladı. Bugün bile, bazı A listesindeki ünlüler, bu çıkmayan lekeden dolayı halen D&G giymekten kaçınıyor. Şirket, kaybedilen pazar payını geri kazanmak için milyonlarca para harcadı. D&G, fiyaskonun doğrudan şirkete Shanghai’daki bir defile için 8,6 milyon dolara, sonraki altı ayda satış kaybı nedeniyle 89,6 milyon dolara ve markanın itibarına büyük bir zararla 450 milyon dolara mal olduğunu iddia ediyor. Bu, D&G için ne kadar yıkıcı olsa bile, H&M’ye maliyeti çok daha fazla olabilir. Bu, gelecek yıllar için analiz edilecek iş ders kitaplarında bir örnek çalışması haline gelecektir.

Ne yazık ki, Batılı hükümetler Çin’in işine burnunu sokmakta ısrar ettikçe, bu tür olayların artan sıklıkta gerçekleşmesi kaçınılmaz. Sonuçta, hangi şirketler “soykırım” ile suç ortağı olarak görülebilir?

ULUSLARARASI ŞİRKETLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI

Tabii ki şirketler, Xinjiang sorununun siyasi bir oyun olduğu konusunda net. Batılı hükümetlerin politik baskısı ile Çin’in çıkarlarına saygı duyma ihtiyacı arasında sıkışan uluslararası markaların çoğu düşük bir profil tutmaya çalışıyor. Ancak H&M, Xinjiang’da soykırım olmadığı gerçeğini görmezden gelerek, Çin’in temel çıkarları pahasına Batı’nın gözüne girmeye çalışıyor. Xinjiang açıklamasını Batı’daki popülaritesinin bir garantisi olarak düşünmüş olabilir. Bunu yaparak, Çin pazarından gelen öfkeli tepkilere hazırlıklı olmalıdır. H&M, Çin’deki çöküşü hak ediyor. Buna hiç şüphe yok.

Fakat Batılı hükümetlerin Çin karşıtı kampanyası daha fazla ilgiyi hak ediyor. Batı, bu temelsiz Xinjiang iddialarını kanıt sunmadan tekrarlamaya devam ederse, ortam iki tarafın birbiriyle iş yapması için yavaş yavaş imkânsız hale gelecektir. Belki de suçlamaların arkasındaki amaç budur.

Xinjiang’da kimin soykırım olduğunu iddia ettiğini bir düşünün. Çin hükümetinin itibarını sarsmak ve Çin’in yükselişini durdurmak için hâlihazırda hararetli bir söz savaşına girişen bazı Batılı ülkelerdir.

Müslümanların insan hakları ihlal edilirse ilk konuşacak olan İslam dünyası, Çin’in Xinjiang politikasını destekledi. Belki de bunun nedeni, radikal ayrılıkçı düşüncenin acil güvenlik tehdidi ile ilk elden deneyime sahip olması ve bununla aktif olarak mücadele etme ihtiyacıdır.

H&M, İsviçre merkezli bir pamuk organizasyonu olan Better Cotton Initiative’in (BCI) rehberliğini takip ettiğini belirtiyor. Ancak BCI Çin Ofisi bile son açıklamasında Xinjiang’da hiçbir zaman zorunlu işçi bulmadığını açıkladı.

Uluslararası şirketler, Çin’in işlerine karışan hükümetlerin dümen suyuna gitmekte ısrar ederlerse, Çin’deki müşterilerini uzaklaştıracaklar. Müşteriler, onlara saygı duymayan işletmelerden alışveriş yapmayacaklar. Bu arada, Batılı hükümetler, Xinjiang’daki sahte retoriği soğutmalı veya en azından iddialarını desteklemek için gerçekler sağlamalıdır.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin arasındaki bu son siyasi tiyatro, yakınlaşana ve isim takmanın yerini rasyonel diyalog haline gelene kadar, uluslararası şirketler çok dikkatli olmalıdır. Kanıtlarla desteklenemeyecek ve aslında doğru olmayan iddialar nedeniyle 1,4 milyarlık bir pazarı kaybetmek utanç verici olurdu.