China Daily / Alexander Lukin

Shanghai İş Birliği Örgütü (SCO) bu yıl 20 yaşına giriyor. Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan 15 Haziran 2001 tarihinde SCO’nun kurulmasını imzaladı. Bir gün önce eski Çin Cumhurbaşkanı Jiang Zemin, ikili ilişkileri ve SCO’nun amaçlarını görüşmek üzere Shanghai’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. İlginç biçimde Çin ve Amerikalı liderler bu tarihten yaklaşık 30 yıl önce yine Shanghai’da Shanghai Bildirisi’ni imzalamıştı. Bu, 2001 toplantısını son derece sembolik hale getirdi.

Bu, Rus-Çin stratejik iş birliğinin SCO’nun temelini oluşturduğunu ve iki ülkenin Soğuk Savaş yıllarını geride bıraktığını ve tek kutuplu veya iki kutuplu bir dünyadan daha dengeli ve çok kutuplu bir dünyaya doğru geçişi hızlandırdığını gösterdi.

Gerçekte, SCO bu değişimin ana sebeplerinden biri ve değişimin arkasındaki önemli itici güçtür. SCO 20 yıllık mevcudiyetinde uzun bir mesafe kaydetti ve şimdi dünyanın büyük ilgisini çekiyor, bu bazı açılardan SCO’nun gerçek başarısından bile ağır basan bir ilgidir. Bu artan ilginin sebebi nedir? SCO’nun temel olarak bir bölgesel iş birliği örgütü olması, onu gelişmekte olan çok kutuplu bir dünyanın potansiyel merkezi ve ABD ile müttefiklerine muhtemel bir alternatif (veya karşı ağırlık merkezi) haline getirmektedir.

Sovyetler Birliği’nin dağılması küresel güç dengesinde radikal bir değişimi başlattı. Ve tüm ülkeler Sovyetler Birliği’ne olumlu bakmasa bile, Sovyetler Birliği’nin dağılması onların büyük bölümüne, özellikle büyük devletlere karşı dış tehdidi artırdı.

BATI’NIN ULUSLARARASI ARENADA SÖZ SAHİBİ OLMA ÇABASI

Batı, özellikle ABD, giderek uluslararası söz sahibi rolünü üstlenmeye çalıştı ve diğer ülkeler üzerinde uluslararası hukuku ihlal ederek kendi kararlarını zorla uygulamaya gayret gösterdi. Bu durumdan memnun olmayan ülkeler yakın ilişki kurmaya başladı. Ancak onların niyeti Batı’ya karşı bir birliktelik oluşturmak değildi. Aslında, bu ülkelerin birçoğu Batı sistemiyle bütünleşti ve bu sisteme katılmaya değer verdi.  Yine de yeni gelişen dünya düzeninin sorunlu alanları olarak gördükleri şeyde konumlarını koordine etmenin yollarını aradılar. Bu, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), SCO, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) ve elbette BRICS gibi örgütlerin ve grupların kurulmasına ve güçlendirilmesine yol açtı.

SCO üç alana odaklandı: bölgesel güvenlik, ekonomi ve kültür, en büyük gelişme ilkinde kaydedildi. Güvenlik alanında, üye devletler bir dizi önemli anlaşmayı tamamladı ve düzenli olarak ortak askeri tatbikatlar yaptılar. Üye ülkelerin uluslararası terörizmle mücadelesinde koordineli çabalar özellikle önem arz ediyor, çünkü bu ülkelerin her biri terörist saldırılara maruz kaldılar. Bu tehdit, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerikan güçlerini Afganistan’dan çekme kararı yüzünden artabilir.

SCO aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığı, enformasyon güvenliği ve yasa dışı göç gibi diğer güvenlikle ilgili sorunların da üzerine eğiliyor. SCO üyesi ülkeler ekonomik iş birliğinde başarıya ulaşmada daha fazla zorluklar yaşadılar. Yıllardır üye ülkelerden uzmanlar ve siyasetçiler, çok taraflı devletler arası ekonomik projeleri finanse etmek için SCO kalkınma bankasının kurulması çağrısı yaptılar. Ancak bu teklif kavramsal bir çerçevenin ötesine geçemedi ve tek çok taraflı projeler öncelikle ulaşım ve lojistik alanında uygulandı.

Avrasya devletleri, bölgesel bütünleşme için temel olarak kendi eşsiz kültür ve değerlerini vurgulamaya çalıştıkları için eğitim ve kültürde iş birliği özellikle önemlidir. Ne var ki SCO, bu yönde çok az çaba göstermiştir. Belki de bu alanda tek önemli başarı, ağ çalışmaları sunan SCO Üniversitesinin kurulması olmuştur, ancak bu üniversitenin faaliyetleri geri kalmıştır.

SCO’nun büyük başarılarından biri, Hindistan ve Pakistan gibi büyük ülkeleri tam üye olarak kapsayacak şekilde genişlemesi olmuştur. Onlar örgüte yeni bir boyut eklediler ve sürecin yol açtığı örgütsel sorunlara rağmen, küresel etkisini artırdı. Bununla birlikte sadece üye ülkeler değil, diğer gözlemci ülkeler ve diyalog ortakları SCO’nun çalışmasının uygulanmasına yardımcı olmuştur.

ÜYE ÜLKELER SALGIN KARŞISINDA GÜÇLÜ DAYANIŞMA GÖSTERDİLER

Covid-19 salgını birçok ülkenin, uluslararası iş birliği pahasına ulusal çıkarlarını öncelikli hale getirmesini teşvik etmiştir. Bu elbette uluslararası örgütlerin rolünü azalttı. Ancak SCO üye ülkeleri, salgın karşısında güçlü dayanışma ve karşılıklı destek gösterdiler. 

SCO Genel Sekreteri Vladimir Norov’un Aralık 2020’de söylediği gibi, örgüt sektörel iş birliği için mekanizmalarını yeniden düzenledi ve önemli siyasi ve ekonomik kararlar almak için birçok belge hazırladı. Bu dönemin ilk bölümü sırasında, SCO’nun dönüşümlü başkanlığı yeniden düzenleme çabasında önemli rol oynayan Rusya’ya geçti. SCO ayrıca halkla etkileşim içindedir. SCO’nun çalışmasına yardımcı olmak için örgütün etrafında birkaç uluslararası kamu ve iş yapısı kurulmuştur. Bunlar SCO İş Konseyi, SCO Gençlik Konseyi ve SCO Bankalar Arası Konsorsiyumu’nu kapsamaktadır. 

Muhtemelen, bütün büyük uluslararası kuruluşlar, çalışmalarını incelemek ve iyileştirilmiş işleyişi için önerilerde bulunması amacıyla düşünce kuruluşları ve uzmanlardan oluşan “ikinci yolu” kullanmaktadırlar. SCO Forumu Shanghai İş Birliği Örgütü (SCO) için bu rolü yerine getirmektedir. SCO Forumu, 2006 yılında Moskova’da bu amaçla yapılan bir toplantıda kuruldu.

Aynı yıl Putin, “SCO-Başarılı Uluslararası İş Birliği’nin Yeni Modeli” başlıklı makalede, “SCO yakın zaman önce kuruldu ve farklı profesyonel ve akademik çevrelerden temsilcileri bir araya getiren, SCO’ya üye ülkelerden uzmanları birleştiren benzersiz bir sivil toplum kuruluşu olmaya mahkumdur.” dedi. Forum şu anda sekiz ulusal araştırma merkezinden oluşuyor ve düzenli toplantılar yapıyor. Forum, salgın sırasında video bağlantısı aracılığıyla bu tür toplantılar düzenledi.

SCO’nun etkili bir uluslararası örgüt, çok kutuplu dünyanın sütunlarından biri olması cesaret verici bir gerçektir. SCO’nun temel güçlükleri arasında, Avrasya’da ortaya çıkan bölgesel iş birliği sisteminde eşsiz rolünü bulmak ve ekonomik ve kültürel bağlarını güçlendirmek bulunuyor. Üye ülkelerin bu güçlüklerin üstesinden gelmeyi başarması ve tekdüzelik değil, eski Çin uyum ilkesi temelinde eşsiz Shanghai kazan-kazan iş birliği ruhunu daha fazla geliştirmesi potansiyeli bulunmaktadır.