Önümüzdeki 12 Mart günü, yakın dönem Çin tarihinde çok önemli roller üstlenen devrimci Uygur devlet adamı ve asker, aynı zamanda yazar ve şair olarak da derin izler bırakmış bir aydın olan Seyfeddin Aziz’in 106. doğum günü. 1915’te Xinjiang’ın Atuş şehrine bağlı bir köyde doğan, gençlik yıllarında devrimci hareketlere katılarak Uygur halkının kurtuluş mücadelesi için savaşan Aziz, kurtuluştan sonra Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi’nin ilk başkanı olmuştu. 1977’de Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nda yer alan, yani ÇKP’nin 26 üst düzey yöneticisinden biri olan Seyfeddin Aziz, ülkemizde bu niteliklerinin yanı sıra “Satuk Buğra Han / Türklerin Müslümanlığa Geçişi” (Kaynak Yayınları, çev. Rukiye Hacı, 2000) adlı romanıyla tanınıyor.

Yerleşik yaşam ve tarım tekniğinde ileri düzeye erişmiş Karahanlılar döneminde Türklerin Müslümanlığı kabul edişini 615 sayfalık romanında tarihsel materyalist bakış açısıyla aktaran, 1995’te Beijing’de Uygur Tarihi ve Kültürünü Araştırma Derneği’ni kuran Seyfeddin Aziz’in ardında bıraktığı kültürel mirasın en önemli parçalarından biri de müzik alanında 12 Makam’la ilgili çalışmaları.

TÜRK PRENSESİN ÇEYİZİNDEKİ 300 MÜZİSYEN

“Uygur şarkı ve danslarının atası” olarak kabul edilen, kökleri 1500 yıl öncesine kadar giden 12 Makam (Mukam), ezelden beri bir müzik ve şarkı memleketi olagelmiş Xinjiang’ın dünyaca kabul görmüş klasik sanatı olarak tanımlanabilir. Bölgedeki değişik kültürlerin tını ve ezgilerini barındıran Uygur müziğinin zaman içinde Arap ve İran müzikleriyle kaynaşarak gelişmeyi sürdürmesiyle ortaya çıkan 12 Makam, adından da anlaşılacağı gibi 12 bölümden oluşur ve Çongnagma, Destan ve Meşrep adlı üç repertuarı bulunur. Her makam, lirikler, meşhur şiirler, türküler, halk hikâyeleri beyitleri barındırır ve sonuçta ortaya çıkan şey “halk sanatı-folklor” kavramının hayranlık uyandırıcı bir örneğidir.

Kuzey Zhou Hanedanlığı dönemi imparatoru Yuwen Yong, 568 yılında Türk prensesi Aşina’yla (Asena) evlendiğinde prensesin görkemli çeyizinde, Kaşgar, Semerkand, Buhara gibi yörelerin sanatçılarından oluşan 300 kişilik bir müzik ve dans grubu da vardı. Çin müziğine gerek pratik gerek teorik açıdan büyük etkide bulunan bu “çeyizin” sesi öylesine gür ve öylesine etkileyiciydi ki sonrasında Sui ve Tang hanedanlıklarında da yankılandı ve saray müziğinde de ciddi dönüşüme neden oldu. Pek görülmemiş biçimde, azınlık müziği egemen müzik anlayışının önüne geçmişti.

 

DANS VE ŞARKI, YEMEĞİN TADI TUZU GİBİ

Tarih boyunca çeşitli sistematik düzenlemeler yapılan, 16. yüzyılda geniş bir derlemesi gerçekleşen, 19. yüzyılda Kaşgarlı sanatçı Ali Salim tarafından müzik, dans ve şiirleri genişletilen 12 Makam’a en kalıcı katkılardan biri ise Seyfeddin Aziz’den geldi. O güne dek sözlü bir gelenek oluşturan, sanatçılar arasında ağızdan ağza dolaşan 12 Makam, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra merkezi hükümetin bölgeye gönderdiği uzmanlar sayesinde kayda geçirildi ve Seyfeddin Aziz’in “12 Makam Üzerine” başlıklı bilimsel çalışmasıyla gelecek kuşaklara da yazılı biçimde aktarılmış oldu.

Seyfeddin Aziz’in yaşama veda edişinden bir yıl önce 2002’de sesli ve görüntülü çalışmaları da tamamlanan bu göz kamaştırıcı sanat, 2005’te de Xinjiang’da kurulan 12 Makam Sanat Merkezi’ne kavuştu. Aynı yıl UNESCO tarafından İnsanlığın Sözlü ve Manevi Kültürel Mirasları listesine alınan 12 Makam’la ilgili bölgedeki ikinci merkez ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin 59. kuruluş yıl dönümünde, 1 Ekim 2008’de açıldı.

Uygurlar, dans ve müzikle olan bağlarını, “Biz dans etmeyi ve şarkı söylemeyi, başka etnik grupların yemeğe tuz atması kadar severiz” diye açıklar. Kalabalık bir grubun yan yana oturması ve içlerinden birinin solo şarkısıyla başlayan, kadın-erkek sanatçıların çiftler halinde dans etmesiyle gelişerek müziğin tempo kazanıp zirveye çıkmasıyla sona eren, yaklaşık iki saatlik bir Makam gösterisi gerçek bir sanat ziyafeti niteliğindedir. Jin Jie “Çin Müzik Tarihi / Eski ve Modern Çağlardan Yankılar” (Kaynak Yayınları, çev. Hasan Bögün, 2015) adlı kitabında kısaca “Doğu’nun mücevheri” olarak tanımlıyor bu sanatı.

Bu mücevherin parıltısında büyük emeği ve işçiliği bulunan, çok yönlü bir siyaset ve kültür insanı olan Seyfeddin Aziz’i doğum gününde saygıyla anıyorum. Bugün Xinjiang’daki resmi okullarda genç kuşak 12 Makam sanatçıları yetişiyorsa, bunda onun göstermiş olduğu yoğun çabanın büyük payı vardır.

Tunca Arslan