Haber / Analiz: Mehmet Emre Öztürk 

Hint-Pasifik’te yoğun diplomasi trafiği devam ederken, Güney Kore’de Moon Jae-in hükümeti denge politikası arayışlarını sürdürüyor. Gayriresmi QUAD platformunda yer almayı reddeden Seul yönetimi, Yarımada’nın nükleer silahlardan arındırılması için Beijing ile yakın temas içinde olmaya kararlı.

Güney Kore Dışişleri Bakanı Chung Eui Yong göreve geldikten sonra ilk resmi yurt dışı ziyaretini Çin Halk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdi. Xiamen kentinde Çinli mevkidaşı Wang Yi ile bir araya gelen Chung, Çin’le her alanı kapsayan iş birliğini güçlendirmeye hazır olduklarını vurguladı.

İkilinin ana gündemi ise Kore Yarımadası’ndaki barış ve istikrarın korunması için yol haritası oluşturulmasıydı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (Kuzey Kore) meşru kaygılarına yanıt verilmesi, diyalog yoluyla yarımadada bir kalıcı barış mekanizması oluşturulması ve yarımadanın nükleer silahlardan tamamen arındırılması gerektiğini belirten Wang Yi, Seul’den ile ilgili temasları sürdürerek mevcut uzlaşıyı sağlamaya hazır olduklarını belirtti.

Uzun süreden beri “Yarımada’da Barış” politikasına bağlı hareket eden Moon Jae-in yönetimi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yürütülen süreci terk edip, Çin Halk Cumhuriyeti ile yapıcı bir çözüme ulaştırma kararı almış durumda. Zira, bölgesel bir istikrar için QUAD topluluğundan uzak durmayı tercih eden Seul, ABD Dışişleri Bakanı’na Antony Blinken ile yapılan 2+2 görüşmelerde, Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasından bahsetmek yerine, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması ifadesinin kullanılmasının daha doğru olacağını söyleyerek müttefikinin ayrıştırıcı politikalarına karşı duruş sergilemişti.

XIAMEN GÖRÜŞMESİ ÖNCESİ ABD ÇIKARMASI

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Japon ve Güney Koreli mevkidaşları Shigeru Kitamura (solda) ve Suh Hoon (solda) ile birlikte Maryland eyaletinin Annapolis kentindeki ABD Deniz Kuvvetleri Akademisi’nde bir araya geldi.

Hem Seul’de, hem de Alaska’da diplomasi anlamında büyük bir rehavete uğrayan ABD, Yarımadada nükleer sorunun çözümünde aktif şekilde yer almaktan vazgeçmek istemiyor. 2 Nisan’da Japonya ve Güney Kore ulusal güvenlik danışmaları Amerikalı mevkidaşları Jake Sullivian ile bir araya geldi. Görüşme ardından Hint-Pasifik güvenliği altında, Kuzey Kore’nin nükleerden arındırılması yönünde iş birliği yapılması gerektiği duyuruldu. Biden yönetimi Hint-Pasifik bölgesinin güvenliğine sık sık atıfta bulunsa da Hint-Pasifik stratejisinden bahsetmiyor. Bu durum ortada gerçek bir çözümden ziyade ABD’nin çıkarları için müttefiklerini oyaladığı algısını doğruluyor.

Bölgesel çıkar açısından ABD ne olursa olsun Japonya iktidarındaki neo-muhafazakârların kendi çizgisine ayak uydurmaktan mutlu olduğu biliyor. Fakat ABD’nin gözünde Güney Kore ve Çin, Kuzey Kore’ye karşı ortak bir paydada buluşarak bölgesel çıkarlarını tehlikeye atacak girişimlerde bulunabilir. Keza bölgedeki diğer bir oyuncu olan Hindistan’ın da Çin ve Hint-Pasifik bölgesi konusunda farklı görüşleri var. Bu nedenle ABD her üç ülkeden de gözlemler ve izlenimler toplamak adına Çin ile Güney Kore ilişkilerini etkileyecek hamlelerine devam ediyor.

2+2 GÖRÜŞMELER PYONYANG’IN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAYABİLİR

Xiamen görüşmelerinde Seul ve Beijing arasında 2+2 görüşmelerin tekrar başlaması kararı alındı. İki ülke 2016’da Güney Kore’nin ABD Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) konuşlandırma kararının ardından 2+2 görüşmelerini sonlandırmıştı. Diplomasi ve güvenlik alanında gerçekleşecek toplantılar da Kore Yarımadası’ndaki barış süreci için somut adımların atılması üç açıdan önem arz etmektedir: İlk olarak Çin’in bölgedeki “Barışçıl Kalkınma” politikasında önem verdiği bir konu çözülmüş olacak. İkincisi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisinde kullanmak istediği önemli bir bahane ortadan kalkacak. Son olarak Güney Kore başkanlık seçimlerinde ABD’ye karşı isteksiz duruş sergileyen Moon Jae-in ve yönetimi süreci devam ettirme adına zaman kazanacak.

Kore Ulusal Strateji Araştırma Enstitüsü Diplomasi ve Güvenlik Merkezi direktörü Shin Beom-chul, “Güney Kore, ABD ile Çin arasında bir ip üzerinde yürüyor. Bu, Güney Kore’nin neden olduğu bir sonuç değil, ülkenin karşı karşıya olduğu bir durum. Bu durumda Güney Kore için önemli olan tutarlılıkla kendi çıkarına yönelik stratejiler geliştirmesi gerektiğidir.” diyerek sürecin stratejik önemine dikkat çekti.

Bu süreçte Kuzey Kore’nin müzakere masasındaki isteklerinin yerine getirilmesi büyük önem arz ediyor. Nükleer silahlardan arınma konusunda Pyongyang’ın kırmızı çizgisi ise Güney topraklarındaki ABD askeri varlıkları. Bu konuda Seul yönetiminin proaktif çabalar ortaya koyması en önemli ihtiyaç haline dönüşüyor.

2+2 görüşmelerde ABD’nin taviz vermek istemediği silahlı kuvvetlerinin savaş zamanı kontrolü (OPCON) protokolü sürecin bir parçası olabilir. Mevcut Güney Kore-ABD ittifak düzenlemeleri uyarınca Kore Yarımadası’nda bir savaş söz konusu olursa, ABD Ordusundan bir generalin Güney Kore Silahlı Kuvvetlerinin kontrolünü üstlenmesini kapsayan OPCON anlaşması iki ülke arasında tartışılan bir konu. Anlaşma konusu sadece Güney Kore için değil, aynı zamanda Kuzey-Güney ilişkileri ve Güney Kore-ABD ittifakı için de büyük öneme sahip.

Moon yönetimi, Çin’den gelecek makul teklifleri mutlaka değerlendirmek isteyecektir. Bu zaman diliminde ABD ve Güney Kore arasındaki çatlağın genişleyeceği ise aşikâr. Washington ise 2022 Güney Kore seçimlerinde muhalif muhafazakârların zaferini dört gözle bekleyecek gibi.