CGTN

Beijing pazartesi günü Washington ve Seul’ü Taiwan konusunda ateşle oynamamaları konusunda uyardı. Uyarı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Güney Koreli mevkidaşı Moon Jae-in’in ortak açıklamasında Taiwan bölgesi ve Güney Çin Denizi ile ilgili sorunları dile getirmesinin ardından geldi.

Güney Kore uzun zamandır en büyük ekonomik ticaret ortağı Çin ile savunma müttefiki ABD arasında denge kurmaya çalışıyor. İkisinden birinin üzülmesinin ülkenin ulusal çıkarlarına hiçbir faydası yok. Bu nedenle, Washington’ın baskısına rağmen, Çin’in kararlarına dokunacak meselelere fazla bulaşmaktan kaçınıyor.

Ancak Biden başkanlığındaki ABD, görünüşe göre Güney Kore’yi kendi tarafına çekmek için kampanyasını hızlandırdı. Taiwan’dan bahseden ortak açıklama, Seul’ün Washington’a doğru yönelebileceğine dair bir uyarı işaretidir. The Diplomat’ta yayımlanan bir makalede, “Trump, Seul’ün beğenisi için fazla Çin karşıtı olabilir, ancak Biden’ın daha stratejik yaklaşımı, Moon için çok daha lezzetli olduğunu kanıtlıyor.” denildi.

Seul’ün, Washington’a uymadan önce, bunu yapmanın maliyeti hakkında iki kez düşünmesi gerekebilir. ABD Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sistemini konuşlandırmaya yönelik 2017’deki Çin-Güney Kore açmazı, Moon yönetiminin bundan ders çıkarabileceği bir şeydir. Güney Kore, Çin’in sistemin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğuna dair endişelerine ve tesisin ikili bağlarını yok edebileceğine dair uyarılara bakılmaksızın konuşlandırılması konusunda ısrar etti. Kuşkusuz, bu hareket Güney Kore’nin kendi çıkarlarına zarar verdi.

Ülkenin turizmi, perakende firmaları, filmleri ve hatta K-pop yıldızları, Beijing-Seul ilişkilerindeki altüst oluştan darbe aldı. Güney Koreli firmalar da Çin pazarının direnciyle karşılaştı. Kore Turizm Örgütü’ne göre, gelen Çinli ziyaretçilerin yarıya inmesi, Güney Kore’nin 6,5 milyar dolarlık gelir kaybına mal oldu. THAAD açmazından kaynaklanan toplam kayıpların yalnızca 2017 yılında 7,5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyordu. The Diplomat’a göre bu, ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’na (GSYİH) yüzde 0,5’lik bir darbe anlamına geliyor.

GÜNEY KORE’DE TAIWAN KARTINI OYNAMAK AKILLICA OLMAYACAK

Ekonomik kayıpların yanı sıra, kurulum Güney Kore halkını çileden çıkardı. Komşusuyla gergin bir ilişki, barışsever insanların görmek isteyeceği son şeydir. Sonuçta, hükümetin yanlış kararlarının bedelini ödemek zorunda olanlar her zaman insanlardır. Halk yürüyüşleri ve protestolar, Güney Kore hükümetinin halkı arasındaki popülaritesini sarstı.

Taiwan sorunuyla ilgili olarak Çin, iç işlerine hiçbir müdahaleye izin vermediğini yineledi. Bu konudaki herhangi bir provokasyon, kesinlikle Beijing’den misilleme tedbirlerine davetiye çıkaracaktır. THAAD anlaşmazlığının üzerinden beş yıldan kısa bir süre sonra, Moon yönetiminin ABD ile anlaşmadan önce ekonomik maliyeti karşılayıp karşılayamayacağı ve halkı arasında onay oranının düşüp düşmeyeceği konusunda iki kez düşünmesi gerekiyor. Jeopolitik bir perspektiften, Güney Kore’de Taiwan kartını oynamak akıllıca olmayacaktır.

Washington, Seul’e Beijing’e karşı birleşik bir cepheye katılmak için bazı avantajlar vadedebilir. Ancak Güney Kore için Kore Yarımadası sorununun barışçıl çözümü, güvenliği açısından daha fazla önem taşıyor. Çin’in katılımı olmadan bu sorun çözülemez. Çin ile kötüleşen bir ilişki, Kore Yarımadası meselesini çözme olasılığının azalması anlamına geliyor. Moon, daha önce Seul’ün Beijing-Washington ilişkilerinin istikrarını korumaya yardımcı olacağını vurguladı. Çin-ABD ilişkisi sadece Güney Kore’nin değil tüm bölgenin çıkarına. Taiwan meselesine müdahale etmemek ilk adım olacaktır.

Beijing, Washington ile bağlarını geliştirmeye istekli ve Seul’ün bunda bir rol oynamasını memnunlukla karşılıyor. Seul-Washington ittifakının güçlendirilmesinde herhangi bir sorun görmüyor. Fakat bu, bölgesel barış ve istikrarı teşvik etmeye yardımcı olmalı, tersi değil. ABD’ye Çin pahasına kur yapmak geri tepecektir.