Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, spor gündemindeki son gelişimleri değerlendirdi.

Türkiye Futbol Federasyonun (TFF), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına uymadığını hatırlatan Behçet Üstün, “Daha önceki programlarda bahsini etmiş olduğumuz, TFF’ye bağlı kurulların hukuki yönden sıkıntılı olduğunu dinleyicilerimiz hatırlayacaklardır. AİHM kararından bu yana aylar geçmiş olmasına rağmen bunun düzeltilmesi yolunda hiçbir adım atılmadı. Geçen hafta bu konuda bir gelişme oldu ve Trabzonspor, TFF’ye bağlı kurulların bağımsız hale gelmesi için FIFA’ya başvurdu AİHM’in kararından örnekler verdi. ‘Kulüpler Birliği’nin de desteğini alarak FIFA’ya tarihi bir başvuru gerçekleştirdik’ denilen açıklamada ‘Adil oyun koşullarının en kısa sürede sağlanabilmesi için TFF kurullarının, bağımsızlığını kazanmasını sağlayacak, FIFA kriterlerine uygun adımların atılmasını amaçlıyoruz.’ denildi. Burada ‘Kulüpler Birliği’nin de desteğini alarak’ ifadesi ilgi çekici. Özellikle Kulüpler Birliği adına bir samimiyet testi olacağını düşünüyorum. Gerçekten de destek veriliyorsa başvuruya birliğin neden resmi olarak katılmadığını anlamak zor. Umarım UEFA sopası gelmeden bu sorunu içimizde çözecek adımlar bir an önce atılır ve Türk futbolu bu garabetten bir an önce kurtulur.” ifadelerini kullandı.

AVRUPA KULÜPLER BİRLİĞİ’NİN ÖNERDİĞİ SİSTEM

Geçen haftanın bir diğer önemli açıklamasının da Avrupa Kulüpler Birliği ve Juventus Başkanı Andrea Agnelli’den geldiğini belirten Üstün, “Agnelli, ‘Bir şeyleri değiştirmeli ve taraftarlara mümkün olan en iyi rekabeti sunmalıyız. Kulüp ve uluslararası düzeyde rekabetçi olmayan ve taraftarların ilgisini çekmeyen muhtemelen çok fazla maç var. Taraftarları göz ardı edemeyiz. İşin doğrusu onlara mümkün olan en iyi rekabeti sağlamamız gerekiyor, aksi takdirde onları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.’ dedi. Avrupa’nın büyük kulüplerinin pasatanın tamamını paylaşma çabaları çok uzun süredir sürüyor. Bundan da sık sık bahsediyoruz. Avrupa Kulüpler Birliği’nin, en azından büyüklerin gündeminde Avrupa Süper Ligi uzun süredir bulunuyor. Ancak geçen haftalarda FIFA ve bağlı konfederasyonları kendilerinden bağımsız bir oluşumu kesinlikle veto ettiler ve böyle bir ligin kurulması halinde söz konusu organizasyona katılan kulüplerdeki oyuncuların FIFA müsabakalarında forma giyemeyeceğini açıkladılar. Ayrıca Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas, sırf birkaç kulüp istiyor diye Avrupa futbolunun çeşitlilik üzerine kurulu tabiatının bozulmasına izin verilemeyeceğini ve sadece zenginlere ve güçlülere tahsis edilmiş bir kıta futbolunun Avrupa yaşam tarzıyla uyuşmadığını açıklamıştı. Bu açıklamaların ardından ‘büyükler’ yumuşak geçiş planına dönmüş gibi gözüküyorlar. Yumuşak geçişten kastım kafalarındaki hedefe biraz dolambaçlı bir yoldan gitmek. Önce Şampiyonlar Ligi’nde reform adıyla bir format değişimine gitmek ve bunu adım adım pastadan sadece büyüklerin pay alacağı bir sisteme çevirmek. UEFA da bu savaşı er ya da geç kaybedeceğinin farkında. Süreci uzatmaya çalışıyor sadece. 36 takımın tek bir lig tablosunda sıralandığı, İsviçre tarzı bir format planlanıyor.

AGNELLI’YE GÖRE, İSVİÇRE SİSTEMİ İDEALE ÇOK YAKIN

Agnelli, ‘Aklımdaki ideal Şampiyonlar Ligi formatına çok yakın olduğumuzu düşünüyorum. Bence İsviçre sistemine geçmek güzel olur. Bunun turnuvaya katılan takımlar için harika fırsatlar yaratacağını düşünüyorum. Herhangi bir turnuvanın özü olan eleme aşamaları ortaya çıkacak.’ diye bu ara çözüme itirazları olmadığını beyan etti. Agnelli’nin açıkladığı formüle göre, en erken 2024 yılında start alması beklenen yeni Şampiyonlar Ligi’nde 36 ekip yer alacak. 6 takımlık 6 grupta her ekip onar grup maçı yapacak. Ardından bu takımlar ‘İsviçre sistemi’ adı verilen model içinde tek bir lig tablosu içinde sıralanacak. Yani grupların hepsi puan tablosunda birleştirilecek. Sonrasında 36 takımlı ligin muhtemelen ilk 16’sı arasında eleme turları oynanacak. Agnelli’ye göre, İsviçre sistemi ideale çok yakın. Başkanın ve Birliğin asıl isteği ise futbol takviminin üçte birinin Avrupa kupalarına, üçte ikisinin ise yerel turnuvalara ayrılması. Bunun için ulusal liglerdeki takım sayısının azaltılması öneriliyor. Yetmiyor, daha da abartıyor ve Şampiyonlar Ligi’ne katılan kulüpler arasında transferin yasaklanmasını ve bu kulüplerin diğer ekiplerden oyuncu almasını önererek, bu şekilde finansal dengenin sağlanacağını iddia ediyorlar” Yani Avrupa Kulüpler Birliği’nin büyükleri var olan pastadan sadece ve sadece kendilerinin pay almasını sağlamak üzerine kurulmuş bir sitem öneriyor.” diye konuştu.

SELAHATTİN BAKİ’NİN AÇIKLAMALARI

Spor yorumcusu Behçet Üstün, gündem oluşturan Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki’nin açıklamaları için ise şunları söyledi:

“Süper Lig ile ilgili olarak çok fazla konuşmuyorum son haftalarda, zira değişen, düzelen hiçbir şey yok. Sürekli aynı şeyleri tekrarlamak da bir anlam ifade etmiyor artık. Ancak bu hafta sonu oynanan Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçı sonrasında Fenerbahçe yöneticisi Selahattin Baki’nin açıklamalarına değinmeden geçemeyeceğim.

Maç sonrasında kameraların karşısına çıkan Baki şöyle konuştu;

‘FETÖ’cü zihniyet bilerek Fenerbahçe taraftarının sinir uçlarıyla oynayıp, insanları sokağa döküp kaos yaratmak istiyor. Bugünkü VAR operatörü, birkaç hafta önce oynanan maçta bizim yine ofsayt diye golümüzü iptal eden kişi. Bu kişinin kim olduğunun araştırılmasını devletimizden istirham ediyorum. VAR hakeminin aile ilişkilerinin ve geçmişinin açıklanmasını istiyoruz. Refleks görmezsek kendimiz açıklayacağız.’

Şimdi bu açıklama sorumlu bir açıklama değil. Ciddi bir suçlama içeriyor ve Baki bu suçlamayı yaptığına göre, elde somut birtakım veriler var. O halde neden açıklamıyorsunuz? ‘Refleks görmezsek, gerekirse’ gibi ucu açık birtakım imaları biz maalesef bu ülkede çok görüyoruz, duyuyoruz. Sadece sporda değil, siyasetten ekonomiye kadar birçok alanda ‘bir konuşursam’ tehdidinin ne kadar işe yaradığını bilmiyoruz elbette. Perde arkasında ne pazarlıklar yürüdüğü meçhul. Ancak kamuoyuna, hele ki 3 Temmuz nedeniyle FETÖ konusuna çok hassas olan Fenerbahçe kamuoyuna her yöne çekilebilecek bir suçlamayı aktarıp da içini doldurmazsanız daha büyük sorunlara yol açabilirsiniz. Herkesin FETÖ suç örgütü hakkında bildiği her şeyi açıklamasının ülke bekası açısından da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tip iddiaların havada bırakılmaması gerekiyor.”