Xinhua

Yaklaşık bir yıl önce alaya alınıp çürütüldükten sonra, Covid-19’un kökeni ile ilgili “laboratuvar kaçağı komplosu” geçen hafta, bütün ABD (Amerika Birleşik Devletleri) medyasının Wall Street Journal (WSJ) şüpheli kaynaklara dayanan bir haberini alıntılaması ile aniden yine ilgi çekti.

ABD ana akım medyasının kasten ABD’nin yanlış bilgi savaşında rol alması ilk kez olmuyor. Beyaz Saray’ın medya haberlerini manipüle etme eski taktiğini isteyerek izleyen bazı Amerikalı muhabirler ve işverenleri sadece kendi kariyerlerini değil, fakat benzeri görülmemiş bir küresel sağlık krizi ile mücadele konusundaki küresel çabaları da tehlikeye atıyorlar. WSJ haberi, sözde “önceden açıklanmayan ABD istihbarat raporlarına” atıfta bulunarak, bir Wuhan laboratuvarının “hasta çalışanları” ile Covid-19’un ortaya çıkması arasında zoraki bir ilişkiyi ima etti.

Fakat 30 Aralık 2019’dan önce virüse maruz kalmayan Wuhan Viroloji Enstitüsü kendi çalışanları ve mezun öğrencileri arasında herhangi bir hastalık kaydına sahip değil.  Ayrıca, WSJ haberinin ilk yazarı olarak Michael R. Gordon göründüğü zaman, insanlar haberde önerilen teoriye inanmadan önce iki kez düşünmeleri lazım.

Gordon 2017 sonunda WSJ’ye geçmeden önce The New York Times (NYT) gazetesinin muhabiriydi. Muhabir olarak inanılırlığı, doğru olmayan haber verme ve adı açıklanmayan kaynaklara dayandığı için birçok kez aşınmıştı.

Örneğin, Gordon ve Judith Miller 8 Eylül 2002’de “ABD, Hüseyin’in A-Bombası Parçaları Arayışlarını Yoğunlaştırdığını Söylüyor” başlıklı bir haber yayınladı ve bu haber Irak’a karşı haksız savaşa kamuoyunun desteğinin artmasında kilit bir rol oynadı. Bu haberin tek kaynağı ya “kimliği açıklanmayan Amerikan yetkilileri” ya da “istihbarat uzmanları”ydı.

BEYAZ SARAY MEDYANIN İNANILIRLIĞININ ARKASINA GİZLENİR

Gordon kendi başına ya da Miller’la birlikte Irak’ın 2003’te işgal edilmesine giden süreçte, kötü ünlü “alüminyum tüpler” haberi de dâhil, kitle imha silahlarına sahip olduğunu uyduran bazı kilit ve kötü biçimde yanlış yönlendirici ya da açıkça yalan bazı haberler yazdı.

Medya Demokrasisi Merkezi’nin yönettiği SourceWatch, 2006’nın sonunda Gordon’ın, “Gordon’ın elbette tam tersini söyleyecek çok sayıda Iraklı ve bazı Amerikalıları bulabilecek olmasına” rağmen, Irak’ta gerginliğin artmasının çığırtkanlığını yapan bir seri haber yazdığını belirtti.

Gordon’ın Covid-19 ile ilgili WSJ haberi ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden önceki rezil yanlış bilgilendirme savaşını güçlü biçimde hatırlatıyor. İlk olarak, Gordon sözde “bilgiyi” “daha önce açıklanmamış bir ABD istihbarat raporundan” almış ve bu bilgiyi abartarak nakletmiş. Diğer medya kanalları da bunu izledi ve konunun aşırı reklamını yapmak için Gordon’ın haberini yaygın şekilde alıntıladı. Birkaç gün sonra Beyaz Saray Covid-19’un kökeni konusunda 90 gün içinde bir istihbarat raporu hazırlanmasını istedi.

Amerikalı muhabirler Amy Goodman ve David Goodman’ın 2004’te söylediği gibi, bu “klasik iki adımda yanlış bilgilendirme”ydi; ilk olarak Beyaz Saray bir ABD medya organına bir yalan sızdırır ve medya organı bunu şaşırtıcı bir ifşa diye yayınlar; ardından Beyaz Saray rahatlıkla medyanın inanılırlığının arkasına gizlenir.

Covid-19’un kökeninin izlenmesinin hem bilimsel hem de profesyonelce yapılması gerekir ve siyasi yönlendirme ya da medyanın uydurmalarına yer verilmemesi gerekir. Aksi halde, virüsle mücadele ve hayatların kurtarılması konusundaki küresel çabalar ciddi biçimde engellenir.

Gordon Covid-19’un kaynağı konusunda sorunlu bir haberciliğe bulaşarak kendisini rezil ABD yanlış bilgilendirme savaşının suç ortağı yaptı. Numaraları ortaya çıkınca muhabir olarak güvenilirliği yara aldı ve son olay da bunun başka bir örneğidir.