CGTN / Freddie Reidy

“Acımasız dönüm noktası” ifadesi, Covid-19 salgınında küresel çapta vaka sayıları ocak ayında 100 milyona yaklaştığında medya kuruluşları tarafından evrensel olarak benimsenmişti. Johns Hopkins Üniversitesine göre, 15 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) salgından ölenlerin sayısı 600 bini aşarak böyle bir göstergeye ulaşıldı.

Dünyanın en büyük ekonomisi, agresif bir aşılama politikasıyla ve aşı kıtlığı olmadan nasıl bu tür bir yıkıcı can kaybıyla karşılaşır? Görünen yanıt aşılamadaki gevşekliktir ve aşı tereddüdünün sebebi daha da karmaşıktır. Yine de aşılama çalışmasındaki hızlı artışın ondan önceki gelenlere bir yanıt olduğunu hatırlamak önemlidir. 

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Covid-19 politikası, Johnson&Johnson, Oxford Üniversitesi-AstraZeneca ve Moderna aşılarının gelişimine yardım eden Ward Speed Operasyonu gibi bazı önemli şeyler başarsa bile, son derece tutarsız karışık mesajlardan zarar görmüştü. ABD’nin sınırlarını kapatması gibi politikalar o zaman acımasız olarak değerlendirildi, ancak daha sonra gerçekten dünyanın önde gelen ekonomileri tarafından da benimsendi. 

Trump yönetiminin en büyük başarısızlığı Covid-19 salgınını siyasallaştırması ve silah haline getirmesiydi. İlk olarak, virüsü “Wuhan gribi” gibi nitelendirmek ve Çin’i sorumlu tutmak salgının hak ettiği koordineli bir karşılıktan çok farklı bir durumdu. Bunu, sosyal mesafe ve maske takmak gibi önleyici önlemleri alay konusu haline getirmek izledi. Bir başkanlık kampanyasının ortasında umutlarını ekonomik yeterliliğe bağlayan eski ABD Başkanı Trump, kilitlenmiş bir ekonomiyle karşı karşıya kaldı. Trump’ın karşılığı ekonomiyi yeniden açmak ve bir kurtarıcı gibi görünmekti. Bunun sonucu ise ölü sayısının ocak ayında günlük 3 bin 300 rakamına ulaşması olarak ortaya çıktı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın aşı çabası başlangıçta olağanüstü başarılı oldu, vaktinden önce ilk olarak 100 milyon doz aşı vuruldu. Trump’ın inananların zihinlerine ektiği şüphe tohumları şimdi bu safhalarda acı meyvelerini vermeye başlıyor.

TRUMP YÖNETİMİNİN EN BÜYÜK BAŞARISIZLIĞI COVID-19 SALGININI SİYASALLAŞTIRMASI OLDU

ABD nüfusunun yüzde 52’si en az bir kez aşı vuruldu, bu yüzde 52 oranı Biden’ın 2020 yılındaki başkanlık seçiminde aldığı oy oranını akla getiriyor. Günlük aşı vurulma sayısı 3,4 milyondan 1 milyona geriledi. Trump destekçilerinin evrensel olarak aşı vurulmaya karşı olduğunu iddia etmek yanlış olacaktır. Ancak NPR/PBS’nin mart ayı sonunda yaptığı kamuoyu araştırması sorunun boyutunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, Cumhuriyetçilerin yüzde 49’u aşı vurulmaya karşı çıkarken, bu oran Biden’a oy verenlerde ise yüzde 8’i buluyor. 

ABD genelinde de resim değişken. New York ve California, yüzde 70 aşı vurulma eşiğini aştıkları için Covid-19 kısıtlamalarını sona erdirdiklerini açıkladı. Ancak Mississippi de nüfusun sadece yüzde 36’sı aşı vuruldu. Kaiser Aile Vakfı’nın yaptırdığı araştırmaya göre, güney eyaletinde yetişkin ABD’lilerin üçte birinin şu anda aşı olmaya niyetleri yok.

Bu yüzden uyum eksikliği sürü bağışıklığını ve nüfusun aşılanma oranının yüzde 70 olmasını tehdit ediyor. Eş zamanlı olarak Covid-19 ve aşı konusunda tereddüdü olan kimseler, şu anda yeni vakaların yüzde 10’unu oluşturan daha saldırgan Delta varyantıyla karşı karşıya kalarak, toplum içerisinde rahatça hareket etmeye devam ediyorlar. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), mutasyonu “endişe verici bir varyant” olarak sınıflandırıyor.

Sorunu siyasetin dışına çıkarmak bu nedenle ulusal öncelik haline gelmelidir. Maryland de Beaumont Vakfı, Trump’a oy verenler arasında aşıya şüpheyle yaklaşanlara ulaşacak mesajları belirlemek amacıyla odak gruplara yönelmek için Cumhuriyetçi anketör Frank Luntz ile görüştü.

Çoklu taktikler başarısız oldu ve grup ikna olmadı. Eski CDC yöneticisi Tom Friedman daha sonra, Luntz’un yıldız misafiri eski Vali Chris Christie’nin gruba kolaylıkla göstermesi amacıyla virüsün vücuda ne yaptığına ilişkin sade bir özetini verdi. Trump’ın müttefiki Christie, Başkan Trump’ın hastaneye kaldırılmasına yol açan Beyaz Saray’daki “süper yayıcı etkinliğinde” misafirdi. Virüsten nasıl acı çektiğini anlatan Christie, sağlıklı bir kuzeni ve 60 yaşındaki kocasının da virüse yakalandığını ve virüsün onları öldürdüğünü söyledi.

Cumhuriyetçilerin kalbindeki bir adamın açıklaması sonunda grubu, ABD’nin her tarafında daha fazla ölümü önlemek için tekrar edilerek çalışılması gerektiği yönünde etkiledi. Karantinalar ve aşıların devletin kontrolündeki araçlar olduğuna dair yanlış anlatıyı çürütmek bunun merkezinde yer almaktadır.

Christie genel anlamda açık sözlüydü: “Siyasetçiler dokunduğumuz hemen hemen her şeyi berbat ediyorlar, bu yüzden insanların niçin şüpheci olduğunu anlıyorum. Ama biliyor musunuz, bilim insanları ve doktorlar, bunun yapılması gereken doğru şey olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden tıp hakkında bir şey bilmediğim için onların tavsiyelerine uyacağım.” dedi.

Luntz’un kendisi alçak gönüllülükle, aşılandığı anı anlattı: “Tıp uzmanlarımıza, ilaç şirketlerimiz ve Amerikan yaratıcılığına minnettarım. Keşke hepiniz benim hissettiklerimi hissedebilseydiniz, çünkü bu benim için özgürlüğün nihai tanımıydı, kurtuluşun nihai tanımıydı, ülkenin nihai tanımıydı, burada doğduğum için çok şanslıyım. Hayat değerlidir. Hayat özeldir. Onu koruyabilmek için her şeyi yapalım.’’ 

Donald ve Melania Trump, bildirildiği gibi ocak ayında gizlice aşı yaptırdı. Trump’ın destekçileri de şimdi aynını yapmalılar.