Global Times

Çin’in giderek daha güçlü hale geldiği tartışılmaz. Ancak bazı dış güçler hâlâ Çin’e baskı yapıyor ve onu kışkırtıyor. Çin’in bunlara nasıl karşılık vereceği, ülkenin saldırgan karşı önlemlerle mi karşılık verip vermemesi gerektiği ve Çin’in ne ölçüde baskılar ile kışkırtmalara karşılık vermesi gerektiği şimdi Çin için bir sınav halini aldı.

İlk olarak, kendimizle ilgili nesnel ve açık bir anlayışa sahip olmamız gerekiyor. Çin gerçekten daha güçlü hale geldi. Çin’in ekonomik ölçeği ve ulusal savunma seviyesi eşi görülmemiş bir yüksekliğe ulaşması, ülkeye rekabet üstünlüğü sağlıyor. Çin, büyümeye devam ettiğimiz için yabancı karışıklığın üstesinden gelmek zorundadır.

Bu nedenle, şeytanca ve hatta düşmanca kışkırtmalar karşısında halkımızın temel çıkarlarını korumak için kısasa kısas karşı saldırılar yapmalıyız. Kışkırtmalara karşı tepkimizde çok yumuşak olursak, dünya bize saygı göstermeyecektir ve gözümüzü korkutmak ve bize zorbalık yapmak için daha fazla düşman güç olacaktır.

Bu arada, önümüzdeki gelecekte en büyük görevimizin, kışkırtma olduğu zaman kavgacı olmak ve burnundan solumak yerine ülkemizi geliştirmeye devam etmemiz gerektiği konusunda net olmamız gerekiyor. Bazı kışkırtmalarla başa çıkmanın en iyi stratejisi onları görmezden gelmek ve devam etmektir. Her türlü kışkırtmalar karşısında kapsayıcı stratejik amacımız dik durmak ve sakin kalmaya devam etmektir.

Henüz dünyadaki en büyük ve en güçlü güç olmadığımızın farkında olmalıyız. Küresel sahnede amacını desteklemek için çok sayıda yakın müttefike sahip Amerika Birleşik Devletleri (ABD) daha güçlü. ABD şimdi Çin’i kontrol altına almak için bu ülkelere çağrıda bulunuyor ve gelişmemizi yavaşlatmak ve nihayetinde Çin’in yükselişini durdurmak amacıyla Çin ile çatışmayı ve sürtüşmeyi artırmak için Çin’i komşularını kışkırtmaya çalışıyor. ABD’nin çevreleme politikasının nasıl azaltılacağı büyük bir sorundur.

Çin’in karmaşık durumla baş etmesi için zeki stratejik akıl gerekiyor. Farklı kışkırtmalara karşı mücadele etmeli ve ulusal çıkarlarımızı korumalıyız. Bu arada sürtüşmeleri yoğunlaştırmamalı ve ABD ile onun yakın müttefikleriyle yüksek yoğunluklu çatışmalardan kaçınmalıyız.

ÇİN EKONOMİK GÜCÜNÜ HERHANGİ BİR ÜLKEYİ BASKI ALTINDA TUTMAK İÇİN KULLANMAYACAK

Temel çıkarlarımız ile olmayanlar arasında ayrım yapmamız gerekiyor. Aynı zamanda diğerlerinin Çin’in temel çıkarlarını tam olarak kabul etmesi ve bu temel çıkarlar konusunda asla geri adım atmayacağımız konusundaki kararlılığımız ve kesin kararımızdan emin olması için mücadele sanatı ustası olmalıyız. Kısacası, Çin artık temel çıkarlarımızı zarar görmekten korunmak konusunda yeteri kadar güçlü, ancak dış güçlerin bazı daha az önemli konularda bizi taciz etmesini engelleyemedik. Zamanın Çin’den yana olduğunu ve ülkenin bu sorunların üstesinde gelmede stratejik girişiminin arttığını hatırlamak hayati önem arz ediyor.

Çin’in yükselişi asla kolay olmayacak. Diğer ülkelerin Çin’in kırmızı çizgileri ve bu çizgilerin asla geçilemeyeceğinin farkında olmasını sağlamaya ihtiyacımız var. Çin’in her zaman, diğer ülkelerin çıkarlarına zarar vermeyecek ve sürtüşmeleri tırmandırmak için girişimde bulunmayacak dost bir ülke olduğuna dair dış dünyayı inandırmalıyız. Çin, büyüyen ekonomik gücünü dünyadaki herhangi bir ülkeyi sindirmek veya baskı altında tutmak için kullanmayacaktır.

ABD’nin Çin karşıtı bir birleşik cepheyi harekete geçirmedeki temel yaklaşımı, ABD’nin çıkarına hizmet etmek amacıyla güvenlik gelişmesi, diplomatik zorbalığı için Çin’e iftira etmektir. ABD’nin karalamasına ilişkin karşı önlem almak için ayrıca ABD’nin iddia ettiği gibi değil, fakat her zaman diğer ülkelerin gelişmesine yardım eden dost bir iş ortağı olduğuna tün dünyayı ikna etmek için gerekli adımları atmalıyız.

Sonuç olarak Çin kamuoyu eski düşünce sistematiğini bırakmalı. Farklı durumlar göz önüne alındığında özel diplomatik stratejilerimizi oluşturmada ülkemizin profesyonel diplomatik ekibini sıkı biçimde desteklemeliyiz. Direnme zamanı geldiğinde gerekli maliyetlere katlanmalıyız. Diplomatlar esnek bir dış politika benimsediği zaman makul şekilde destek vermeliyiz. Kısacası, diplomatik ekibimizin ülkemizin ulusal çıkarlarını minimum maliyetle maksimuma çıkarabileceğine inanmalı ve onların aldıkları kararları desteklemeliyiz.

Dış dünyanın, bazı yabancı güçlerin tamamen abarttığı Çin’in “Savaşçı Kurt diplomasisi” karalamasına karşı çıkmalıyız. Çin diplomasisi üzerinde baskı yaratacak ve ABD’nin “Çin tehdidi” teorisini desteklemek için ek mazeretler sunabilecek görüşümüzü açık etme alanında fazla agresif veya saldırgan söylemden kaçınmalıyız. Çin’in ulusal stratejisi ön alıcı ve halkın mantıklı katılımı olmaksızın başarılamaz ve kamuoyu, diplomasinin gücünü artırmak için vazgeçilmez bir destektir.