Amerika Birleşik Devletleri (ABD), virüs iftirası, Uygur yalanları gibi Çin’e karşı kullanmak istediği konuları döne döne dolaşıma sokuyor. Uygur yalanlarını bayatlasa da gündeme getirmekten yorulmuyorlar.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki eğitim merkezlerinde bulunmuş 7 Uygur ve yakınlarıyla buluştu. ABD’yi biraz olsun bilenler için bu buluşmanın Uygurların yaşamlarıyla ilgisinin olmadığı çok açık. Zaten Blinken konuşmasında asıl niyetini ifade etmiş:

“Dünya genelindeki ortaklarımızı, Çin’in gerçekleştirdiği soykırımı ve insanlık suçlarını bizimle birlikte kınamaya ve zorla çalıştırma yoluyla üretilen ürünlerin tedarik zincirlerimize girmesini önlemek için adım atmaya çağırıyoruz.”

Soykırım yalanı, kınama falan işin sosu, asıl hedef Çin ürünleri. Çin’in ekonomi ve siyasetteki etkisini kırmak için onlara her yol mübah. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da buluşmanın amacının çağrılarını yinelemek olduğunu söylemiş. Etki alanında olanlara mesajlarını açık açık iletiyorlar.

88 ŞAİRİN MEKTUBU

Gördüklerine tavır alan, sesini çıkaran aydınlar var; bir de kendine aydın diyen ve bir merkezden işaret aldıklarında konuşanlar var. Türkiye’den de 88 şair Blinken’dan aldıkları ilhamla Çin’i özür dilemeye çağırmışlar. İnsan “insan haklarına duyarlı” bu “aydınların” başka ülkelerdeki insan hakları ihlallerini de kınadıklarını düşünüyor, ancak ne gezer! Onların derdi de aslında Uygurlar değil, hizmet aşkıyla dolular.

Çocuk Vakfı, Dünya Çocuk Elçiliği, İnsanlık Savunma Hattı çatısı altında bir araya gelen 88 şairin imzaladığı “Türkiye’nin Şairlerinden Çin Halk Cumhuriyeti’ne Çağrı” başlıklı ortak çağrı mektup Türkçe, Çince ve İngilizce olarak yayımlandı. Mektupta, “Şiir her zaman herkesten daha uyanıktır. İnsanın sıkıştırıldığı, şiddete uğradığı, ölümle yüz yüze bırakıldığı her yere herkesten hızlı koşar.” deniyor. Ancak 88 şairimiz ABD’nin yalanlarına sarılmak için herkesten hızlı koşmuşlar.

“LİBERAL SÜRÜNÜN” YALANLARI

Mektup bilgisizlik ve yalanla dolu. Çin’e “ülkedeki dini kurumlara ve cami topraklarına el koydunuz, okullarda Uygurca eğitimi, kitapları ve müzikleri bile yasakladınız” suçlaması yöneltiliyor. Ülkenin parasında bile Uygurca var. Eğitim ve müzik konusunda yazılanlar için “yalan” demek hafif kalıyor.

Bu 88 “şairden” Xinjiang’da veya Çin’i gören olduğunu sanmıyorum. Gitselerdi okullarda Uygurca eğitim verildiğini, dini eğitim verilen okullar olduğunu görürlerdi.

İçlerinden birinin bu listede olmasını garipsemiştim, onu tanıyan yazar arkadaşıma sordum. Yanıtını aynen aktarıyorum:

“Çin hakkında, Uygurlar hakkında gram şey bilse, gam yemem. Sırf liberal sürüden ayrılmamak için atmıştır imzayı. İmza manyağı ya bunlar…”

Kamil Erdoğdu