CGTN / Andrew Korybko

Batı’nın Çin’e yönelik bilgi savaşı kampanyasının son odağı, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur halkına karşı “soykırım” yürüttüğü şeklindeki sahte iddialardır. Bu suçlamalar, Çinli yetkililer ve son birkaç yıldır ülkenin en batısındaki eyaleti ziyaret eden düzinelerce yabancı tarafından kesin olarak çürütüldü, ancak yine de Çin’in uluslararası itibarına yönelik saldırıların öncüsü olarak hizmet ediyorlar. CNN suçlamaya liderlik ediyor ve bu konuyla ilgili yakın tarihli bir rapora dikkat çeken kışkırtıcı bir parçanın içinde bir kez daha bu yanlış anlatıyı sürdürdü.

“Xinjiang soykırım iddialarına ilişkin ilk bağımsız rapor, Beijing’in Uygur halkını ‘yok etme niyetine’ dair kanıtlar öne sürüyor” başlıklı makale, Amerika Fairfax Üniversitesinden Newlines Strateji ve Politika Enstitüsü düşünce kuruluşu tarafından yürütülen bir araştırmanın bulgularını yayıyor. Çalışmalarını diğerlerinden ayıran şey, kuruluşun, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi bağlamında bu konunun ilk “bağımsız hukuki analizini” yaptığını iddia etmesidir. Bunu okumadan bile tahmin edilebileceği gibi, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” gerçekleştirmek için “tüm kriterleri” yerine getirdiği iddiasına vardılar.

Yanıltıcı argümanları tipiktir. Çin’in bölgedeki terörle mücadele faaliyetlerini tek bir topluluğa karşı ön yargılı olarak, özellikle de suçlu ve risk altındaki bireyleri ılımlı yapma proaktif politikası ve buna paralel olarak topluma yeniden entegrasyonlarını kolaylaştırmak için onlara revaçtaki iş becerilerinin öğretilmesini yanlış sunuyorlar. Düşünce kuruluşu yanlış bir şekilde Çin’in aile planlaması politikalarının yerel nüfusu yok etme girişimi olduğunu iddia ediyor. Toplumsal kalkınma girişimleri ve Uygurlara yönelik yaygın tacizlere ilişkin Batı yalanları, kültürel ve fiziksel “soykırım” suçlamalarının temelini oluşturmaktadır.

ULUSLARARASI KAMUOYU “SOYKIRIM” İDDİALARININ FARKINA VARMALI

Şüphesiz, Newlines Strateji ve Politika Enstitüsü, Çin’e karşı bir bilgi savaşı anlatısı üretmek için gerçekleri çarpıtıyor. Bu iftira niteliğindeki Çin karşıtı soykırım iddialarını dayanaksız olarak ifşa ettikten sonra, bugünlerde medyada neden bu kadar aktif bir şekilde propaganda yapıldığını açıklamanın zamanı geldi. Ana motivasyon, özellikle Müslümanların çoğunlukta olduğu Kuşak ve Yol İnisiyatifi katılımcı ülkeler arasında sadece ülkenin uluslararası itibarına zarar vermek değil, aynı zamanda ortaya çıkan bir kampanya gibi görünen şeyin önüne Çin’e karşı tek taraflı yaptırımların temelini atmaktır. Beijing’deki 2022 Kış Olimpiyatları’nı boykot etmek. Spor asla siyasallaştırılmamalıdır, fakat tıpkı 2008 Yaz Olimpiyatları’na giden yolda olduğu gibi, bu yeni yapılacak olan da öyle.

O dönemde bazı Batılı yetkililer ve onların medyası, Çin’in Tibetli azınlık ile aynı “soykırım” kartını oynamaya çalıştı. Tıpkı şu anda Xinjiang’da olduğu gibi, Tibet Özerk Bölgesi’nde de sorun çıkarmak için girişimlerde bulunuldu. En son hibrit savaş provokasyonları, Çin’in Beijing’deki 2008 Yaz Olimpiyatları öncesinde Tibet deneyiminden öğrendiği birçok önemli ders nedeniyle sahada herhangi bir başarı elde edemedi.

Nihayetinde, hiçbir ülke bu olayı boykot edemedi ve bu da bazı yabancı güçlerin kışkırtmayı umduğu zehirli siyasallaşmadan kurtulmasına izin verdi. Sahte Uygur “soykırım” iddialarının 2022 Kış Olimpiyatları’nın açılışına kadar devam etmesi bekleniyor. Newlines Institute of Strategy and Policy’s gibi bu türden daha aldatıcı raporlar muhtemelen Batı medyası tarafından o olayın öncesinde yayınlanacak ve yayılacaktır.

Yurt dışındaki düşman Çin karşıtı güçler, bu Oyunları tıpkı 13 yıl önce bozmaya çalıştıkları gibi mahvetmek istiyorlar, ancak o zamanlar olduğu gibi, bu sefer de başarısız olmaya mahkumlar.

Öyle olsa bile, uluslararası kamuoyu, 2022 Kış Olimpiyatları’na yönelik tutumlarını manipüle etmek için yanlış “soykırım” iddialarının nasıl kullanıldığının farkına varmalıdır.