China Daily / Shen Yujia

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, göreve başladığı ilk gün, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin kararlarını iptal ederek ya da değiştirerek, bir dizi “yeni politika” uyguladı ve hem içeride hem de dışarıda selefinin politikalarından önemli ölçüde farklı olacak politikaları benimseyeceğini açıkladı. En önemli değişikliklerin, ABD’nin Çin politikasında yapması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 27 Ocak’ta, Çin-ABD ilişkilerinin, ABD’nin, özellikle Çin ile ilgili güvenlik ve ticaret politikaları ve dolayısıyla Güneydoğu Asya konusundaki dış politikasını önemli ölçüde etkileyecek,  en önemli diplomatik ilişkiler olduğunu söyledi. Blinken, Çin’e karşı uygun önlemleri almaya devam ederken, iklim değişikliğiyle mücadele gibi ortak konularda iş birliği arayışında olacaklarını belirtti.

Bununla birlikte, Çin-ABD ilişkilerinde, en önemli ve açık resmi açıklama Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki’nin, 25 Ocak’taki basın toplantısında geldi. “Çin ile ilişkimize sabırlı yaklaşımla başlıyoruz.” diyen Psaki, ABD yönetiminin, hangi yasaların çıkarılacağına ya da hangi düzenleyici önlemlerin alınacağına karar vermeden önce, kurumlar arası bir değerlendirme yapacağını, ABD Kongresi ve yabancı müttefiklerle görüşeceğini ifade etti.

Yine de, Biden yönetiminin, Çin politikasında ne tür değişiklikler yapacağını tahmin etmek zor değil. İlk olarak, ABD’nin Çin’i kontrol altına alma hedefi değişmeyecek. İkincisi, ABD, müttefiklerle iş birliği konusuna çok fazla vurgu yapacak. Ve üçüncüsü, muhtemelen Çin politikasını, uluslararası kurallar “çerçevesi” içinde sunacak.  Üçüncü değişim, temel düşünceyi ve birçok ABD’li siyasetçinin tavrını yansıttığı için özellikle önemli. Bu, Trump yönetiminin, ahlaksız ve değişken dış politika yaklaşımının sona ereceği ve ABD dış ticaret politikalarının, “kurala dayalı düzene” döneceği anlamına geliyor.

GÜNEYDOĞU ASYA, ÇİN VE ABD İÇİN STRATEJİK BİR ÖNEME SAHİP

Güneydoğu Asya, Çin ve ABD için stratejik bir öneme sahiptir ve yeni ABD yönetiminin, bölgeye ilişkin politikaları ve tutumları, büyük oranda Çin’e yönelik stratejisini etkileyecektir. Güneydoğu Asya’daki ticaret bakımından, ABD’nin “Yeni Anlaşması” muhtemelen üç eğilimi yansıtacaktır.

Çin’in kontrol altına almak amacıyla, ABD, imalat sanayilerini Çin’den, özellikle Vietnam, Malezya ve Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerine transfer etmeyi desteklemeyi sürdürecek ve Batılı yatırımcıları, yatırımlarını diğer ülkelere çevirmesi için cesaretlendirecektir. Ve, sanayi ürünleri ithalatını bu ülkelerden artırmaya odaklanacak ve muhtemelen, onlara belirli miktarda teknoloji transferi yapacak.

ABD, ayrıca Çin’i kontrol altına almak ve Asya-Pasifik bölgesinde ticaret kuralları koymada Çin ile rekabet etmek amacıyla, işçi haklarının korunması, çevrenin korunması ve hükümet müdahalesinin azaltılması gibi bir dizi engeli artırmayı hedefleyerek, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile (muhtemelen Japonya, Avustralya, Hindistan ve Avrupa Birliği ile beraber) bölgesel ticaret anlaşmasını gündeme getirebilir.

Yeni ABD yönetiminin, imajı konusundaki endişeleri ve müttefiklerinin güvenini yeniden kazanmadaki çaresizliği nedeniyle, Trump’ın, ticaret kurallarını ayaklar altına alan (ve Dünya Ticaret Örgütü’nün küresel ticaret kurallarının ihlali olarak damgaladığı) radikal “Çin karşıtı” kuralları, muhtemelen ılımlı ve kurala dayalı bir çevreleme politikasına dönüşecektir.

Diğer bir ifadeyle, ABD’nin Çin’i kontrol altına alma politikası değişmeyecek, atılacak adımların ayarı ve kuvveti azalacaktır. Bununla birlikte, en önemli nokta, ABD yönetiminin artık Güneydoğu Asya ülkelerini, Washington ve Beijing arasında “tarafını seçmeye” zorlayamayacak olmasıdır. Bunun yerine, Güneydoğu Asya ülkelerine güvenlik çıkarlarını daha iyi “koruma” ve ekonomik büyümelerine ilerletmeye yardımcı olmayı önererek, bu ülkelerin güvenini yeniden kazanma çabalarını artırması bekleniyor.

Bu gerçekler dikkate alındığında, Çin-ABD rekabeti, yeni bir aşamaya girecek. Artık, Trump yönetiminin tetiklediği çürümüş bir ticaret savaşı konusu değil, gerçek, mantıklı bir rekabete katılmakla ilgili olacak. Her iki taraf da, ticareti rekabeti siyaset, ekonomi, kültür ve güvenlik gibi diğer alanlarda yarışmaya çevirmeyeceği ön kabulüyle rekabet edecek. Böylece, ABD’nin Çin’e baskısının son dört yıla göre çok daha az olması beklendiği için, bu Çin’e, daha fazla manevra alanı ile doğru seçimleri yapma ve adımları atma serbestisi sağlayacak.

ABD TİCARET POLİTİKALARI “KURALA DAYALI DÜZENE” DÖNÜYOR

Güneydoğu Asya ülkelerinin de, yapmak için çok fazla seçeneği olacak ve bu yüzden “belirli bir kesime katılmak” için koşuşturmayacak. Bunun yerine, durumu sakince değerlendirebilecek ve söz konusu konusunun niteliğine ve talebine göre kararlar alabilecek ve temel çıkarlarını daha iyi koruyacaklar. Belki, Çin’den sanayi transferinden büyük ölçüde yararlanan Vietnam dışında, diğer Güneydoğu Asya ülkeleri, kendi ekonomik ve güvenlik çıkarlarını en uygun hale getirmek için Çin ve ABD ile iyi ilişkilerini sürdürürken bu iki ülkeye daha temkinli yaklaşacaktır.

Bu nedenle, bir sonraki aşamada Güneydoğu Asya’da ticaret, Çin-ABD rekabeti, daha uygun politikalar, bölge ülkelerinin daha fazla çıkarları, Çin ve ABD ile bölge arasında daha yüksek mal ve hizmet değişimi konusunda anlaşmalarla belirlenecektir.  Kısacası, Çin ile ABD arasındaki rekabet, Trump’ın çatışmacı ve yıkıcı ticaret ve ekonomik politikaları nedeniyle son dört yıldır düşünemedikleri ekonomik kalkınmalarını hızlandırmak amacıyla Güneydoğu Asya ülkeleri için büyük bir fırsat olabilir.

Ayrıca, ABD’nin “kurallara geri dönmesi” ile bu ülkenin Asya-Pasifik’teki geleneksel müttefikleri birbirleriyle ve diğer ülkelerle, bölgenin daha büyük yaranına olmak üzere daha sık etkileşime girecektir.