Haber: Gökhun Göçmen

Rusya’da parlamentonun alt kanadı Duma için yapılan seçimler sona erdi. Sandıktan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Birleşik Rusya Partisi oy kaybına rağmen zaferle ayrıldı. Komünist Parti ise oylarını büyük ölçüde artırdı. Rusya’da sandıktan çıkan mesajı Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Çalışmaları Enstitüsü’nden Dr. Mehmet Perinçek yorumladı.

Rusya’da 5 yılda bir tekrarlanan Duma seçimleri sona erdi. Rusya Merkez Seçim Komitesi’nin açıkladığı sonuçlara göre, Birleşik Rusya Partisi oyların yüzde 48,82’sini alarak sandıktan birinci çıktı. Oy sayımının yüzde 99,9 oranında tamamladığı ülkede Rusya Federasyonu Komünist Partisi yüzde 19 ile ikinci parti olurken, Rusya Liberal Demokrat Partisi yüzde 7,49, Adil Rusya-Gerçek için yüzde 7,42 ve Yeni İnsanlar yüzde 5,35 oy aldı. Böylelikle yurt dışında yaşayanlar dâhil 110 milyon seçmene sahip olan Rusya’da 5 parti Duma’ya girmeye hak azandı. Rusya’da yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri eşliğinde 17 Eylül’de başlayan seçimlerle dokuz bölgenin yöneticisi ve ülkenin farklı bölgelerindeki 39 parlamento vekilleri de belirlenmiş oldu.

Parlamentonun altı kanadı Duma seçimlerini CRI Türk için yorumlayan Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Çalışmaları Enstitüsü’nden Dr. Mehmet Perinçek, Rus halkının neredeyse yarısının Birleşik Rusya Partisi’ne oy verdiğine işaret etti ve “Açık bir zafer” yorumunda bulundu. Birleşik Rusya Partisi’nin seçim kampanyasını Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nın yürüttüğünü anımsatan Dr. Mehmet Perinçek, iki ismin etkisine dikkat çekti.

KAMUCULUĞA OLAN TALEP GİDEREK GÜÇLENİYOR

Rus halkının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin liderliğindeki Birleşik Rusya Partisi’ne verdiği desteğin yanı sıra itirazları da olduğunu kaydeden, Dr. Mehmet Perinçek bu bağlamda Komünist Parti’nin oylarındaki yükselişe dikkat çekti. Rusya’da halkın geniş kesiminin öteden beri liberal ekonomi politikalarına karşı kamuculuğu savunduğunu aktaran Perinçek, “Eski Başbakan Medvedev, Putin’in destekçileri tarafından dahi sert şekilde eleştiriliyordu. Daha sonra Medvedev’in görevden alındığına şahit olduk.” diye konuştu.

Rus halkının 1990’larda serbest piyasa deneyimini “vahşi kapitalizm dönemi” olarak adlandıran Dr. Mehmet Perinçek “2000’li yıllarda Putin, kamuyu harekete geçirerek süreci dengelemeye çalıştı ancak halk nezdinde hala eğitim, barınma, sağlık gibi ihtiyaçlara kolaylıkla erişimin olduğu Sovyetler Birliği günlerine özlem var.” diye konuştu. Tüm dünyada olduğu gibi Rusya’da da pandeminin kamucu politikalara olan talebi tetiklediğini söyleyen Dr. Mehmet Perinçek ayrıca merkez ve çevre arasındaki gelir dağılımının da sandığa yansıdığını vurguladı. Perinçek “Rusya’nın kimi doğu bölgelerinde Birleşik Rusya ve Komünist Partisi’nin başa baş gittiğini görüyoruz. Bu sene Rusya’nın uzak doğusunda yer alan Vladivostuk’u ziyaret ettim. Orada dahi insanların Moskova’dan gelenlere sitemini işitmek mümkündü” dedi.

Rusya’da 2016 yılında yapılan seçimlerde Birleşik Rusya Partisi yüzde 54,2, en yakın rakibi olan Rusya Federasyonu Komünist Partisi yüzde 13,34 oy almıştı.

RUSYA’NIN “GENÇ PARTİSİ” DUMA’DA

Duma seçimlerinde bu yıl kayda değer başarı kazanan partilerden biri de Yeni İnsanlar oldu. Mart 2020’de kurulan Yeni İnsanlar partisinin Rusya parlamentosunun alt kanadında olmasını değerlendiren Dr. Mehmet Perinçek, bu partinin “doğrudan muhalefet” olmadığını belirtti. Perinçek’e göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den uzak olmayan bu partinin kesin bir programı ya da ideolojik çerçevesi bulunmuyor. Perinçek, Yeni İnsanlar Partisi’nin iş insanları tarafından kurulmasını ve Batı tarzı seçim kampanyasını Türkiye’de bir dönem çokça konuşulan “Genç Parti’ye” benzetti.

Öte yandan Duma seçimlerine dair ilk açıklama yapan ülkelerden biri Çin Halk Cumhuriyeti oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı açıklamasında “Sonuçlar Rus halkının iradesini yansıtmaktadır. Çin her zaman Rus halkının kendi gelişim yolu tercihine saygı göstermekte ve Rusya’nın devam eden başarı ve Başkan Putin’in liderliğindeki canlanışını desteklemektedir.” denildi. Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Çalışmaları Enstitüsü’nden Dr. Mehmet Perinçek, seçim sonuçlarının dış politikaya etkisine dair ise şunları kaydetti:

“Sandıktan çıkan sonuç Rusya’nın Türkiye ve Çin konusundaki politikasına yansımayacaktır. Hâlihazırda Birleşik Rusya Partisi birinci parti oldu ancak bunun yerine Rusya Federasyonu Komünist Partisi de lider olsaydı dış politikada sonuç değişmeyecekti. Zira Rus devlet aklının diğer partiler üzerinde de etkili. Bunu bir baskı olarak algılamamak gereklidir. Örneğin, Komünist Parti içeride muhalif olmasına rağmen Suriye politikasından Çin ile ilişkilere ya da Batı’nın baskısına kadar Putin’e destek sundular.”