CGTN / Andrew Korybko

Bu yıl Moskova Uluslararası Güvenlik Konferansı (MCIS), en önemli iki Rus askeri yetkilisinin Asya’daki silahlanma yarışının Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından kışkırtıldığı yönündeki uyarısına tanıklık etti. Rusya Savunma Bakanı Sergey Shoigu’ya göre, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesine orta-uzun menzilli füzelerini konuşlandırması, ülkesinin savunma yanıtında saldırı yeteneklerini desteklemesini teşvik edecek. 

Rusya askeri istihbarat kurumu GRU’nun Başkanı Igor Kostyukov da bölgedeki 400 bin kişilik ABD askeri gücünden bahsederek, tehlikeye dikkati çekti. Her iki yetkili de bu sorumsuz gelişmelerin bir silah yarışı başlatacağından, bunun da şu çok hassas dönemde tüm dünyanın çok fazla ihtiyaç duyduğu küresel ekonomik toparlanmanın yavaşlamasına yol açacağından endişeleniyor.

Yukarıda bahsedilen adımlar, ABD ve Çin arasında yeni bir soğuk savaş olarak tanımlanan durumun ana hatlarına uyuyor. Açıklayıcı olması açısından, Çin’in kendisi herhangi bir yeni soğuk savaş olduğunu düşünmüyor, ne de bu senaryonun kaçınılmaz olduğuna inanıyor, ancak ABD açıkçası bu yaklaşıma göre faaliyet gösteriyor.

ABD Başkanı Joe Biden sadece selefi Donald Trump’ın çok saldırgan Çin karşıtı politikalarını sürdürmekle kalmadı, aynı zamanda bu politikaları artırdı, onun ABD’nin acil iç krizlerinin daha fazla üzerine gitmeye odaklanmak için pragmatik olarak ikili ilişkilerini düzeltmesini uman birçok kimseyi şaşırttı. Ortaya çıkan sonuç, ABD’nin Çin’i “kontrol altına almak” için Asya-Pasifik bölgesini tartışmasız biçimde istikrarsızlaştırmak için çaba gösterdiğidir.

Elbette Asya-Pasifik sadece bu iki büyük gücü ilgilendirmiyor, çünkü diğerlerinin arasında Rusya’nın yanı sıra ASEAN ülkelerini, Japonya ve Güney Kore’yi kapsıyor. Bu, ABD’nin kışkırttığı silahlanma yarışının kolayca onların hepsini içine çekebileceği anlamına geliyor. Bununla kalmayıp, bu ülkelerin bazıları ABD askeri üslerine ev sahipliği yaptığı ve/veya ABD Deniz Kuvvetleri’nin Güney Çin Denizi’nde Çin’in tarafındaki kışkırtıcı adımları desteklediği için, onlar da giderek büyüyen bölgesel istikrarsızlaştırma senaryosunun doğrudan katılımcıları haline gelebilirler. Bu, ABD’nin Çin karşıtı saldırganlığına olanak sağlayan akılın yeniden düşünmesini ve en azından bu konudaki endişelerini ABD’ye özel olarak dile getirmeyi kapsayacak şekilde pragmatik davranmaları konusunda onları sorumlu kılıyor. Bölgesel güvenlik tek taraflı saldırgan askeri adımlarla sağlanamaz, fakat çok taraflı-yararlı ekonomik iş birliğiyle sağlanır. İlk bahsedilen vizyon Birinci Dünya Savaşı tarafından gözden düşürülürken, ikincisi ise Asya-Pasifik bölgesinde henüz önemli bir savaş patlak vermemesinin nedenlerinden biri olduğundan geçerli kalmaya devam ediyor. 

ABD, ÇİN İLE ASKERİ ÇATIŞMA KONUSUNDA GERİ ADIM ATMALI

Doğu ve Güney Çin Denizi’nde bazı güvenlik anlaşmazlıklarına rağmen, Asya-Pasifik ülkelerinin hepsi ticaret üzerinden yakın ilişki içerisinde bulunuyor. Aslında Çin ve ABD aynı zamanda, Washington’ın ülkeleri “ayrıştırma” çabalarının sürmesine rağmen, benzer birbirine bağımlı karmaşık ilişki içindedir. Bu yüzden bölgesel güvenliği sağlama çözümü askeri değil ekonomik alanın içinde yatmaktadır. Bunu akılda tutarak, Financial Times’ın adını vermediği Amerikalı yetkililere dayanarak verdiği teyit edilmemiş haber, ihtiyatlı iyimserliğin sebebi olabilir. Habere göre, Biden yönetimi, ABD ile Çin devlet başkanları arasında başka bir telefon görüşmesini de kapsayan Amerikalı ve Çinli yetkililer arasında üst düzey ilişkileri yeniden başlatmakla çok ilgileniyor.

Haber doğrulanırsa, o zaman bu ABD’nin Biden’ın geçen hafta Cenevre’de Rusya

Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinden çok şey öğrendiğinin işareti olabilir. Gözlemciler, iki liderin toplantısını, insanlık tarihinin bu zor döneminde her iki tarafın kendi iç sorunlarının yanı sıra karşılıklı kaygı konularına odaklanmak için pragmatik gerilimi düşürme arzusunu gösteren olumlu bir adım olarak değerlendirdiler.

Çin ile ABD arasında bu tür bir şey olması durumunda, ABD’nin, Çin’i Asya-Pasifik’te askeri olarak “kontrol altına alma” şeklindeki zarar verici politikasından vazgeçme niyetini göstermesi gerekmektedir. Rusya askeri yetkililerinin bu hafta uyarıda bulunduğu Asya silahlanma yarışı, küresel güvenlik konusunda en fazla baskı yaratan tehditler arasında bulunmaktadır.

Bu yüzden bu silahlanma yarışı, küresel ekonomik iyileşmeden en fazla sorumlu olan bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştırmaması adına neye mal olursa olsun engellenmelidir. ABD, Çin ile askeri çatışma konusunda geri adım atmalı ve Çin’in sürekli olarak tekrarladığı ekonomik ilişkilerini genişletme önerisini kabul etmelidir. Daha yakından çalışarak, bu iki ülke tüm dünyaya yardımcı olabilir, ancak Washington’ın bunu gerçekten yapmayı istemesi kaydıyla.