CRI Türk Dış Haberler Servisi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 13’üncü Yıllık Yatırım Toplantısında, “2000 yılından itibaren insanlar beni Çin ile ürkütmeye ve sindirmeye çalışıyorlar. O zamandan beri beni ürkütmeye çalışanlar kendileri korktular ve Çin’e yönelik politikalarını değiştirmeye çalıştılar.” dedi.

Çin’in askeri alandaki gelişiminden endişe duyup duymadığı sorulan Putin, Çin’in çok büyük bir nüfusa sahip olduğunu ve kendi güvenliği için ihtiyaç duyulan bir savunma politikası oluşturma hakkına sahip olduğunu söyledi. Putin, Rusya ve Çin arasındaki ilişkilerin hiç olmadığı kadar iyi olduğunu ve komşu için endişelenmeye gerek olmadığını vurguladı. Putin daha sonra konuyu eylül ayında açıklanan AUKUS üçlü güvenlik ittifakına çevirerek, kapalı bir ittifak oluşturmanın bölgesel durumu iyileştirmeye yardımcı olmayacağını, sadece gerilimi artıracağını söyledi.

“BATILI ÜLKELER BAŞARISIZLIĞA MAHKUM”

Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nden Yang Jin, Global Times’a verdiği bir demeçte sadece Çin’in değil, Rusya’nın da Batı tarafından bir “tehdit” olarak görüldüğünü belirtti. Yang, ”Uzun bir süredir Batılı ülkeler, Çin ve Rusya’ya karşı düşmanca bir stratejik çevreleme pozisyonu benimsemiş ve ‘Çin tehdidi’ teorisini abartarak iki ülke arasında bir kama oluşturmaya çalışıyor. Ancak bu niyet açıkça bir başarısızlıktır.” diye konuştu.

Yang iki ülkenin gelişen dostane ilişklilerinin Batı tarafından dikkatle izlendiğini dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Batı, sadece Beijing ve Moskova’yı kuşatmakla kalmamış, onların ilişkilerini de kışkırtmak istemiştir. Çin ve Rusya, yüksek derecede askeri karşılıklı güveni paylaşıyor. Rusya, Çin’in askeri gücü konusunda net bir anlayışa sahip ve Batılı ülkeler de öyle. Farklı olan, Batı’nın kendi siyasi hedeflerinin olmasıdır. Örneğin, ABD önderliğindeki Batılı ülkeler, Güney Çin Denizi sorunu ve Taiwan sorunu konusunda Çin’de kusur bulmak istiyorlar. Aslında, ABD askeri harcamaları 2020’de Çin’in dört katıydı. Bunu hatırlamakta fayda var”