Global Times / Andrey Kortunov (Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Genel Direktörü)

Rus diplomatlarının Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Polonya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti’nden son günlerde sınır dışı edilmesinin gösterdiği gibi, bu önlem Batı’nın standart bir pratiği haline geliyor. Biden yönetimi için, yeni bir “Rus tehdidi” manifestosu Avrupalı müttefiklerini disipline sokmak ve Atlantik ötesi ortaklığı sağlamlaştırmak için ek bir araç. NATO’nun birçok Avrupalı üyesi için, diplomatların sınır dışı edilmesi, ABD ve onun Rusya karşıtı politikalarına verdiği güçlü desteği gösteren sembolik bir hareket.

Bu tür pratiklerin sadece Rusya ile sınırlı kalmayacağı yeterince açık. Bugün, binlerce değilse bile yüzlerce diplomatik görevli bütün dünyada kendilerini hiç ilgileri olmayan sorunların rehinesi olarak hissediyor. Batılı karar vericiler yabancı diplomatlara ev sahipliği yapmayı doğal ve tartışmasız bir şey olarak değil, aksine belirli bir ülkeye geçici olarak verilmiş bir ayrıcalık olarak -herhangi bir anda geri alınabilecek bir şey gibi- düşünüyor gibi görünüyorlar.

Herhangi bir hatanın bedelinin orantısız biçimde artabileceği kriz zamanlarında, mevcut diplomatik kanalları korumak ve hatta genişletmenin özellikle hayati olduğunu varsaymak mantıklı olur. Görevi ve düzeyi ne olursa olsun her diplomat, diğer şeylerin yanı sıra, bir iletişim kanalı, bir bilgi kaynağı ve rakibinizin mantığını, korkularını, niyetlerini ve beklentilerini öğrenmenize yardım edebilecek diyalog ortağıdır. Niccolo Machiavelli’nin “Dostlarınızı kendinize yakın tutun, düşmanlarınızı ise daha yakın” sözü, 5 yüzyıl sonra bile halen geçerliliğini koruyor. Ne yazık ki, bu bilgece sözler bugün Birçok Batı başkentinde yürürlükten kalkmış.

Sınır dışı etmeleri savunan biri, sınır dışı edilenlerin artık fiilen diplomat olmadıklarını ileri sürebilir. Bunlar istihbarat görevlisi olduğu iddia edilen kişilerdir ve görevleri ev sahibi ülkenin ulusal güvenliğini zayıflatmaktır. Bu nedenle, sınır dışı edilmeleri meşru ve uygundur. Ancak, bu mantık büyük ölçüde şüpheli görünüyor. Aslında, eğer sağlam kanıtlarınız varsa ya da en azından bir diplomatik misyonun istihbarat görevlileri için ön büro olarak hizmet ettiğine dair mantıklı bir şüpheniz varsa ve eğer bu görevlilerin faaliyetleri ülkenizin güvenliğine ciddi zararlar veriyorsa, neden bunları sınır dışı etmek için en son krizi beklediniz. Bunların ülkenizde varlığına ilke olarak müsamaha etmemeli ve onları açığa çıkarır çıkarmaz sınır dışı etmeliydiniz.

ABD-RUSYA MÜZAKERELERİNİN KAPISI HÂLÂ AÇIK

Soğuk Savaş deneyiminin kendisi bile diplomatların sınır dışı edilmesinin ne kısa ne de uzun dönem olumlu sonuçlar üretmediğini ortaya koyuyor. Aslında, diplomatik hizmet dış politikada kullanılan bir dizi teknik araçtan sadece birisinden başka bir şey olmadığı için muhtemel bir olumlu sonuç da olamaz. Diplomatlar başkentlerinden size kötü haberler getirebilirler ve sık sık da bunu yaparlar, ama eğer yeterince zeki iseniz, mesajı getireni asla vurmazsınız.

Diplomatik gelenekler bu tür dostça olmayan hareketlerin gözden kaçmasına izin vermez. Moskova tepki vermek zorunda. Genellikle devletler diplomatlarının sınır dışı edilmesine benzer tepkiler verirler-yani, Rusya da aynı sayıda ABD, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin sınır dışı ettiği Rus diplomat kadar ABD, Polonya ve Çek Cumhuriyeti diplomatını sınır dışı etmek zorunda. Elbette her olay özeldir. Örneğin, Moskova’daki Çek Büyükelçiliği Prag’daki Rus büyükelçiliğinden çok daha küçüktür, dolayısıyla Rusya’daki Çek diplomatik misyonuna verilecek denk tepki çok güçlü olacaktır.

Şimdi soru, Kremlin’in denk tepkinin ötesine gidip, yeni bir gerginliği artırma devresini başlatıp başlatmayacağı. Örneğin, ülkede çalışan Batılı şirketlere yeni kısıtlamalar getirebilir, belirli Batılı Medya kuruluşlarının Moskova’daki çalışma izinlerini iptal edebilir, ABD ve Avrupa vakıfları ve STK’larının Rusya’daki şubelerini kapatabilir. Nihai tepkinin ölçülü olması ve aşırı olmamasını umuyorum.

ABD-Rusya müzakerelerinin kapısı hâlâ açık. Şimdiye kadar, iki taraf da bu müzakereleri mutlak biçimde imkânsız kılabilecek özel hareketlerden kaçınmaya çalıştı. ABD’nin Rusya’ya karşı son yaptırımları büyük oranda semboliktir ve Rus liderliği şimdiye kadar hızlı bir daha da tırmanışa karşı bir heves göstermediler. Başkan Joe Biden ve Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki bir görüşmenin bir seçenek ve fırsat olmaya devam ettiğini düşünüyorum. Böyle bir görüşme ikili ilişkilerde herhangi bir “tekrar başlamaya” yol açmayacaktır, ama ilişkilerin durumunu daha açık hale getirecektir. ABD-Rusya çok düşük bir düzeyde bile ilişkilerini istikrara kavuşturmak zaten büyük bir başarı olacaktır.