Haber: Mehmet Kıvanç

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın Rusya lideri Vladimir Putin’e “katil” demesiyle dünya finans piyasaları sert bir dalgalanma yaşadı. Bu açıklamadan 10 gün sonra yeniden alevlenen Ukrayna krizi Türkiye’nin Karadeniz’deki kilit rolünü bir kez daha gündeme getirdi. ABD’nin savaş gemilerini Karadeniz’e göndermeyeceğini açıklaması, tansiyonu sadece bir nebze düşürdü. CRI Türk’e konuşan uzmanlar, Türkiye’nin bu krizde Rusya’yı karşısına almadan Atatürk’ün dış politika vasiyetine uygun bir şekilde hareket etmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Ufuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer İmer, “Ukrayna krizi Astana ruhuna zarar verir mi?” sorununa şu yanıtı veriyor:

“Hiçbir şekilde zarar görmez. Zaten Libya’da da sorun çözüldü. Libya’da Rusya ile Türkiye karşı karşıya gibi göründüler ama gerçekte Libya’da o iki tarafı birbiriyle bileştiren Rusya ile Türkiye oldu. Atatürk’ün dış politika vasiyeti şudur; Rusya ile iyi geçinelim. Türkiye’ye en önemli tavsiyelerden biridir. İkincisi bölgesel ittifaklar yapın. Hem Balkanlar’da hem Orta Doğu’da. Üç, Arap ülkelerinin içişlerine karışmayın. Türkiye bunu yapmış olsaydı belki de Suriye krizi bu hale gelmeyecekti.”

Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise Türkiye’nin durumunu; “En zorda olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye, Ukrayna’dan da vazgeçmeyeceğim, Rusya’yı da karşıma almayacağım diyor.” sözleriyle yorumladı. Kısa vadede çatışma riski olmadığını düşünen Özülker, Avrupa’da Almanya ve Fransa’nın da ABD ile ilişkilere kuşkuyla yaklaştığını hatırlattı; “ABD’nin NATO kapsamında Avrupa Birliği’ni (AB) yüzde yüz yanına çekebilme şansı benim görüşüme göre yoktur. Rusya’ya rağmen bir adım atmalarını beklemek de bence çok gerçekçi değil.”

UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ FATURASI

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 6 Nisan’da ülkesinin NATO’ya üye olmak istediğini tekrarladı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenber de Ukrayna’ya dayanışma sözü verdi. Zelenskiy’in Türkiye ziyareti sonrasında yayımlanan bildiride de Ukrayna’nın NATO üyelik perspektifine destek verildi. Erdoğan-Zelenskiy görüşmesinden sonra yapılan açıklamada ise “İş birliğimiz üçüncü bir ülkeyi hedef almıyor.” ifadesi yer aldı. Ukrayna liderinin ziyareti öncesinde Erdoğan ve Putin arasındaki telefon görüşmesi yapıldığına dikkat çeken Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Ukrayna’nın Batı’nın kışkırtmasına gelmemesi gerektiğini vurguladı:

“Gürcistan’a dediler ki; ‘Siz merak etmeyin, Rusya ile mücadeleye girdiğinizde biz arkanızdayız, gereğini yaparız.’ Hiçbir şey yapamadılar… İki tane muhriple bir fırkateyn gitti sonunda. O da Montrö’ye göre 21 günden fazla kalamadı. Hiçbir şey olmadı ama Abhazya gitti. Ukrayna’ya baskı yaptılar, Kırım da aynı şekilde gitti.”

Prof. Dr. Sencer İmer de Batı’nın tahriklerine gelmesi durumunda Ukrayna’ya ağır bir fatura çıkacağından emin; “Ukrayna maalesef bu tahriklere kapılıyor. Fakat şu anda akıllarını başlarına almanın zamanı fazlasıyla geldi. Çünkü Donbass bölgesinde Ruslar azınlık değil çoğunluk. Bu politikayı devam ettirirse Ukrayna Donbas’ı da kaybeder.” İmer ayrıca Kiev’in hata yapması durumunda Rusya’nın Odesa’ya kadar ilerleyerek Ukrayna’nın Karadeniz’le olan bağını kesme kabiliyeti olduğunu belirtti.

ABD GEMİLERİNE MONTRÖ KİLİDİ

Türkiye’de bir süredir hararetli gündem maddesi olan Montrö konusunda Prof. Dr. Sencer İmer, tartışmaya yer olmadığını düşünüyor.

İmer bu konuda Rusya’dan gelen eleştirileri ise “Rusya Türkiye’yi Montrö anlaşmasına sadık kalması için uyarıyor ama zaten Türkiye Montrö sözleşmesine sadık.” sözleriyle değerlendirdi.  Montrö’nün Atatürk’ün bıraktığı bir emanet olarak Karadeniz’in barış denizi olarak kalmasını sağladığına işaret eden İmer, Kanal İstanbul gibi projelerin ise Montrö bakımından kuşku yarattığını söyledi.

Emekli Büyükelçi Özülker de Montrö’nün ABD’yi sınırlayıcı rolünün altını çizdi:

“Montrö Türkiye için egemenlik denge ve yetkidir. Kanal İstanbul da tartışılıyor. Eğer Amerikalılar burayı Montrö’yü bay pas etmek için bir imkân gibi düşünüyorlarsa bu mümkün değil. Rusya da bir açıklama yaptı. ‘Montrö’den biz memnunuz dokunmayın.’ dedi. Meselenin temeli Karadeniz’e çıkmaya çalışan Amerika. ABD kendi gemileriyle Karadeniz’de çok daha büyük bir güçle yer almak istiyor. Montrö bu bağlamda Amerika için bir engeldir.”

ABD’NİN “LİDERLİK” ZORLAMASI

Biden yönetimi agresif dış politikasını göreve gelir gelmez “Amerika geri döndü” ifadesiyle dünyaya ilan etti. ABD’li resmi ağızlardan ifade edilen “Rusya ve Çin’i sınırlama” hedefi ise yeni bir soğuk savaşın başlangıcı olarak yorumlanıyor. Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, bu hedefi gerçekçi bulmayanlardan; “2030’lara kadar dünyanın kendini daha değişik bir boyutta örgütlemeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Dünya artık tek kutuplu bir dünya değil. ABD dışında Rusya ve Çin yeni merkezler olarak ayağa kalktı ve doludizgin yol almaktalar.”

19. yüzyılda olsa Biden’ın Putin’e yönelik hakaretlerinin “savaş sebebi” sayılacağını söyleyen Özülker, çok kutuplu dünyada Amerika’nın da haddini bilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ABD kaynaklı baskılara karşı seçeneksiz olmadığını belirten Özülker, İsmet İnönü’nün Johnson mektubuna yanıtının halen 21.yüzyılda da geçerli olduğunu belirtti:

“21. yüzyılda rahmetli İnönü’nün sözü geçerlidir. Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye’de buradaki yerini alır. Bugünkü bütün kavga kendine biat etmiş iktidarları iş başına getirebilme kavgasıdır. Onu da beceremezler. Bu iktidar çok iyidir. Öbürü çok kötüdür, diye söylemiyorum ama dışarıdan kendi biat sistemine uyacak hükümet getirerek ben bu işi çözerim dediğiniz zaman bu bir ülkenin iç işlerine müdahaledir. Eğer gerekirse ben kendim oylarımla bu işi yapmayı her zaman için tercih ederim.”